Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

National Security Journal: İran, Hürmüz’de tüm kozları elinde mi tutuyor?

İran, Hürmüz’de tüm kozları elinde mi tutuyor? ABD ve İran arasında yaşanan süreç satranç mı yoksa bir poker mi?

İran, Hürmüz'de tüm kozları elinde mi tutuyor? ABD ve İran

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından National Security Journal’da, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji krizini baskı unsuru olarak kullanma ihtimalinin ve bunun ABD-İran savaşının seyrine etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

İran yönetiminin, petrol fiyatlarında yaşanabilecek sert yükselişin ve küresel enerji krizinin Washington üzerinde siyasi baskı oluşturacağını düşündüğüne dikkat çekilen analizde, ancak enerji krizini fiilen başlatmanın Tahran’ın elindeki stratejik kozları zamanla tüketebileceği ve İran’ın uzun vadede daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalabileceği tespiti yapıldı.

Analizde ayrıca; Rusya’nın Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’ya karşı enerji kartını kullanmasının sonuçlarına benzer şekilde, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uzun süreli kapatmasının ABD’de daha sert askeri ve siyasi refleksleri tetikleyebileceğine, küresel enerji sisteminin zamanla yeni koşullara adapte olabileceğine ve Washington’un İran’a karşı daha geniş uluslararası destek bulabileceğine dair dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi.

İşte National Security Journal’da yayınlanan analiz:

Rusya’nın ardından şimdi de İran, enerji krizini bir tehdit unsuru olarak kullanmanın kriz başladıktan sonra aynı etkiyi üretmediğini tecrübe ediyor.

National Security Journal: İran, Hürmüz'de tüm kozları elinde mi tutuyor?

Çin’in İran’a gizli silah sevkiyatı yapmayı planladığı yönündeki haberlerin ardından ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’den Washington’un savaş halindeki rakibine silah verilmemesi konusunda güvence aldığını öne sürdü. Aynı süreçte ABD ile İran arasında düşük yoğunluklu bir ateşkes ve isteksiz müzakereler devam ediyor.

Taraflar açısından zaman faktörü kritik önem taşıyor. Hem Washington hem de Tahran, ekonomik baskının karşı tarafın siyasi iradesini zayıflatacağını ve zaman ilerledikçe kendi pazarlık güçlerinin artacağını düşünüyor.

Ancak Trump’ın, İran yönetimini kendi şartlarını kabul etmeye zorlayacak kadar güçlü kozlara sahip olmadığı görülüyor. Aynı şekilde İran da tüm kartları elinde bulundurmuyor. Daha önemlisi ise uluslararası krizlerde mesele yalnızca kart sahibi olmak değil, o kartları ne zaman ve nasıl oynayacağını bilmektir.

Enerji kozunun sınırları

Kart oyunlarının temel mantığı basittir: Bir kartı oynadığınız anda artık onu kaybedersiniz.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2022’de Ukrayna savaşının ardından Avrupa’ya yönelik doğal gaz akışını keserek enerji kartını siyasi baskı aracı olarak kullanmaya çalıştı.

National Security Journal: İran, Hürmüz'de tüm kozları elinde mi tutuyor?

Başlangıçta Moskova’nın Avrupa üzerinde ciddi bir baskı gücü vardı. Ancak Rusya gaz akışını büyük ölçüde durdurduktan sonra Avrupa yeni koşullara adapte oldu ve Kremlin’in elindeki stratejik kaldıraç önemli ölçüde ortadan kalktı.

Bu süreç Avrupa açısından sancılıydı. Enerji maliyetleri yükseldi, siyasi krizler yaşandı ve bazı liderler görevlerini kaybetti. Ancak Avrupa Rus gazı olmadan yaşamayı öğrendi. Dahası, Ukrayna’ya askeri ve ekonomik destek vermeyi sürdürdü.

Buna karşılık Rusya, en büyük ve en kârlı doğal gaz pazarını kaybetti. Alternatif müşteriler bulsa da aynı hacmi ve aynı ekonomik getiriyi sağlayamadı.

Bu tablo, İran açısından önemli bir stratejik ders niteliği taşıyor.

Hürmüz boğazı ve küresel ekonomi

Petrol ile doğal gaz aynı özelliklere sahip emtialar değil. Petrolün küresel piyasalara ulaştırılması doğal gaza kıyasla daha kolay olsa da Hürmüz Boğazı’nın kapanması dünya enerji sistemi açısından halen son derece kritik bir kırılma noktası oluşturuyor.

National Security Journal: İran, Hürmüz'de tüm kozları elinde mi tutuyor?

Bugün küresel enerji sistemi, Hürmüz üzerinden petrol akışının kesilmesini yönetmeye çalışıyor ancak henüz bu duruma tam anlamıyla adapte olmuş değil.

Şu aşamada ülkeler; stratejik petrol rezervlerini kullanmak, rafineri stoklarını devreye almak ve geçici arz yönetimi yöntemleriyle sistemi ayakta tutabiliyor. Ancak bu mekanizmaların sürdürülebilir olmadığı konusunda genel bir mutabakat bulunuyor.

Uzun süreli bir kriz durumunda petrol fiyatlarının sert biçimde yükselmesi ve bazı sektörlerde enerji ürünlerine erişimin ciddi ölçüde zorlaşması bekleniyor.

Bu yalnızca benzin, dizel ve havacılık yakıtını değil; plastik üretiminden yarı iletken sektörüne kadar küresel sanayinin temel alanlarını da doğrudan etkileyecek bir gelişme olacaktır.

İran’ın stratejik hesabı

Tahran yönetimi, Trump’ın küresel petrol krizinden ve bunun Amerikan iç siyasetinde yaratacağı baskıdan çekineceğini düşünüyor.

National Security Journal: İran, Hürmüz'de tüm kozları elinde mi tutuyor?

İran’ın temel hesabı şu: Eğer Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji krizini tetikleyebilecek bir baskı oluşturulursa Washington geri adım atmak zorunda kalabilir.

Ancak burada kritik bir stratejik paradoks bulunuyor.

Eğer İran bu kartı gerçekten oynar ve dünya ekonomisini uzun süreli bir enerji krizine sürüklerse, tıpkı Rusya örneğinde olduğu gibi elindeki baskı gücü zamanla ortadan kalkabilir. Çünkü küresel sistem ilk aşamada krizle mücadele eder, ardından yeni koşullara adapte olur.

Bu ise İran’ın uzun vadede kendi stratejik kozunu tüketmesi anlamına gelir.

Dolayısıyla Hürmüz kartı kısa vadede etkili bir tehdit unsuru olsa da uzun vadeli kullanımı Tahran açısından son derece riskli bir kumar niteliği taşıyor.

Washington’un sertleşme ihtimali

Uzun süreli petrol krizinin İran açısından daha büyük bir riski ise ABD iç siyasetinde yaratabileceği sonuçlar.

Rusya’nın Avrupa’ya yönelik enerji baskısı nasıl Avrupa ülkelerinde Moskova’ya karşı daha sert bir siyasi irade oluşturduysa, İran’ın benzer bir stratejisi de ABD’de savaş yanlısı eğilimleri güçlendirebilir.

National Security Journal: İran, Hürmüz'de tüm kozları elinde mi tutuyor?

Bugün Amerikan kamuoyunun önemli bir bölümü savaşı tercih edilen değil, zorunlu olmayan bir seçenek olarak görüyor. Ancak İran’ın uzlaşmaz tavrı devam eder ve küresel enerji sistemi ciddi biçimde zarar görürse, Washington’da “daha sert müdahale” çağrıları hızla artabilir.

Burada ABD ile Avrupa arasındaki temel fark dikkat çekiyor.

Avrupa çok parçalı siyasi yapıya sahipken ABD tek merkezden yönetiliyor. Dahası Washington hâlihazırda savaşın doğrudan tarafı konumunda. Ayrıca Amerikan askeri kapasitesi, İran’ın mevcut gücüyle kıyaslandığında ezici bir üstünlük sunuyor.

Bu nedenle enerji krizinin derinleşmesi, ABD yönetiminin bugün siyasi sebeplerle uygulamaya koyamadığı bazı askeri seçenekleri daha gerçekçi hale getirebilir.

Krizin kazananı olmayabilir

Gerçek anlamda küresel petrol krizine yol açacak bir eşiğin aşılması hiç kimsenin çıkarına değil.

Böyle bir senaryo dünya ekonomisine ciddi zarar verir, enerji maliyetlerini artırır ve küresel ticarette büyük kırılmalar yaratır. Ancak bu tablonun en ağır sonuçları İran için ortaya çıkabilir.

National Security Journal: İran, Hürmüz'de tüm kozları elinde mi tutuyor?

Zaten ağır ekonomik sorunlarla mücadele eden İran’ın, uzun süreli enerji savaşının maliyetini taşıması son derece zor görünüyor.

Üstelik kriz derinleştikçe ABD’nin uluslararası destek bulma ihtimali de artabilir. Bugün Washington’un bazı müttefikleri doğrudan askeri tırmanış konusunda çekimser davranırken, küresel enerji düzeninin çökmesi halinde bu tablo değişebilir.

Satranç mı poker mi?

İranlı liderler uzun yıllardır dış politikada “satranç ustalığı” söylemini öne çıkarıyor. Ancak mevcut kriz daha çok poker masasına benziyor.

National Security Journal: İran, Hürmüz'de tüm kozları elinde mi tutuyor?

Elinizde güçlü kartların olması tek başına yeterli değil. O kartları ne zaman oynadığınız ve oynadıktan sonra ne kaybettiğiniz daha belirleyici hale geliyor.

Bu çerçevede Hürmüz Boğazı’nın kapatılması İran için önemli bir koz olsa da nihai bir “şah mat” hamlesi değil.

Washington ile Tahran arasında yürütülen müzakerelerde tam anlamıyla bir tarafın mutlak zafer kazanması zaten gerçekçi görünmüyor. Olası bir anlaşma büyük ölçüde karşılıklı tavizlere dayanacaktır.

Ancak İran yönetimi, ABD ve küresel ekonomiye kalıcı zarar verecek ölçüde bir enerji krizini tetiklemeden önce Washington ile anlaşma zemini bulamazsa, kendi açısından çok daha ağır stratejik sonuçlarla karşı karşıya kalabilir.