WOTTV E-DERGİ
DOLAR 32,5038 0.08%
EURO 34,7826 -0.12%
ALTIN 2.496,260,50
BITCOIN 21205662,20%
Esad Türkiye Konusunda Ayak Diremeyi Bırakmalıdır

Esad Türkiye Konusunda Ayak Diremeyi Bırakmalıdır

21 Ağustos 2023 08:51
Esad Türkiye Konusunda Ayak Diremeyi Bırakmalıdır
0

BEĞENDİM

Prof. Dr. Celalettin Yavuz – Güvenlik Politikaları Uzmanı, 18 Ağustos 2023

Mart 2011’de Arap Baharı’nın başlayıp ardından iç savaşa dönüşen Suriye krizinde, 2017’den itibaren el-Kaide türevi terör örgütleri de etkilerini yitirdiler. ABD ve Rusya anlaşamadığı için Suriye’nin geleceği konusu ötelenip durdu. ABD ve AB ülkelerinin etkisiyle BM şemsiyesi altında “Cenevre Görüşmeleri” sonuçsuz sürdürülürken, Rusya, Türkiye ve İran’ın katılımlarıyla başlatılan “Astana Süreci” ile Suriye’nin geleceği için ayrı bir kanal açıldı. Astana Süreci’ne daveti üzerine Türkiye-Suriye ilişkilerinin düzelebileceği, hatta iki ülke liderinin görüşebilecekleri de gündeme gelince Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad, “Erdoğan’la bir şeyler içmek için mi buluşacağım?” şeklindeki sözleriyle direnişini sürdürdü.

Esad, Neden Türkiye Karşıtı

İç savaşın kıvılcımının çakıldığı Mart 2011’e kadar Esad ile dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan “kanka” gibiydiler. Bir iftar daveti için Şam’dan kalkarak İstanbul’a bile gelen Esad’la dostluk, Suriye Baharı sırasında göstericilere “orantısız güç kullandığı” gerekçesiyle çatırdadı. Ağustos 2011’de dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Şam ziyareti ve ardından Suriyeli muhaliflere İstanbul’da ofis açılmasıyla da tamamen çöktü. 2013 yılı Ağustos’unda Esad rejiminin kimyasal silah kullanması üzerine ABD ve İngiltere’nin “kısmi” askeri müdahale planlarken, Erdoğan’ın “Suriye’nin tamamına askeri müdahale” teklifiyle de düşmanlık alevlenmeye başladı.

Türkiye sınır güvenliği için DEAŞ ve PKK terör örgütünün Suriye uzantılarına karşı Suriye’ye ilki Ağustos 2016’daki “Fırat Kalkanı” harekatı olmak üzere, bazen Rusya’ya rağmen, bazen de ABD’ye rağmen askeri bir dizi harekat düzenledi. Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusu ve batısında önemli bir hatta TSK ve TSK koordinesindeki Suriyeli silahlı gruplar (Özgür Suriye Ordusu, sonraki adıyla Suriye Milli Ordusu) kontrole başladılar. TSK ve Rus kuvvetlerinin periyodik keşif gözetleme faaliyetlerini müştereken icra etmeleri için uzlaşma sağlandı.

Hatay’a komşu İdlib bölgesinde de Esad rejiminin hedef aldığı sivil kesimin can güvenliği için önlemler aldı. Rejimden ve el-Kaide türevi terör örgütlerinin zulmünden Türkiye’ye sığınanların sayısı dört milyona yaklaşınca 915 km uzunluğundaki sınır duvarla örülüp elektronik gözetleme ve keşif cihazlarıyla donatıldı. Suriye tarafında BM yardımlarıyla inşa edilen konutlara, yakın illerden başlamak üzere Suriyeli sığınmacıların bir kısmı yerleştirildi.

Esad’a göre TSK, uluslararası hukuka aykırı olarak Suriye topraklarında bulunmaktadır. Keza Esad rejiminin “terörist” olarak nitelendirdiği Suriye Milli Ordusu ve bunların Suriye kuzeyinde yerleştirdiği yönetim sisteminde de Türkiye’yi suçlayarak, Suriye’yi terk etmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Suriye’nin 11 yıl önce uzaklaştırıldığı Arap Birliği’ne tekrar kabulü üzerine katıldığı zirveden güçlenerek çıkan Esad, Ukrayna’da kan kaybeden Rusya yerine Arap Birliği’ne de sırtını dayayabilecek hale geldi. Üstelik İran-Körfez Ülkeleri de birbirlerine tekrar yaklaştılar.

Türkiye-Suriye İlişkilerinin Düzeltilmesi Yönünde Alternatif Seçenekler

Suriye’de Türkiye dışında Rusya, ABD ve İran da var. Rusya ve İran ile Lübnan’daki Hizbullah, Esad rejiminin talebi üzerine Suriye’deler. ABD ise DEAŞ’la mücadele bahanesiyle yerleştiği Suriye’nin doğusundaki petrol bölgesine hakimdir. Bölgedeki PKK’nın Suriye uzantısı YPG/PYD’ye eğitim, silah ve siyasi destek vermeye devam etmektedir. Son yıllarda Suriye’deki asker sayısını oldukça azaltan ABD’nin, Rusya-Ukrayna savaşı devam ettiği sürece bölgeyi terk etmesi de mümkün görünmemektedir.

Suriye ile liderler düzeyinde temas için umudunu Ukrayna’da batağa saplanan Rusya’ya bağlayan Türkiye’nin, ilişkilerini düzelttiği Arap ülkelerinin Esad rejimi üzerindeki etkisini düşünerek bu kanalı da kullanması yararlı olacaktır.  Esad ise, devlet adamı kimliğiyle kişisel kin ve nefreti unutarak, sürekli olarak “Suriye’nin toprak bütünlüğü” vurgusu yapan Türkiye ile uzlaşmanın ülkesinin imarına ve milletinin refahına getireceği yararlara odaklanmalıdır.

Celalettin Yavuz

Güvenlik Politikaları Uzmanı Lisans ve Y. Lisans öğrenimini Milli Savunma Üniversitesinde (Deniz Harp Okulu – 1974; Deniz Harp Enstitüsü-1983) tamamladı. Daha sonra Silahlı Kuvvetler Akademisi öğrenimi (1985-86) gördü ve “Irak’ın Geleceği” ile ilgili bitirme tezini yazdı. 1989-1991 döneminde Führungsakademie (Hamburg/Almanya) 2 yıllık Güvenlik Politikası-Strateji-Stratejik İstihbarat-Jeopolitik, Askeri Tarih eğitimi aldı. “İstanbul Boğazı’nın Karadeniz Sahildarı Ülkeler Üzerindeki Jeopolitik ve Stratejik Etkileri” (Almanca) başlıklı mezuniyet tezini yazdı. Genelkurmay Personel Başkanlığı’nda görevli iken Kıbrıs Barış Harekâtı’nın madalya ve taltif projesini gerçekleştirdi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı karargâhında NATO Planlama direktifleri ve kuvvet plan çalışmaları üzerinde çalıştı. Ayrıca bir yıl boyunca Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantı Dosyasını hazırladı. Ege'de gerilimli 1980'li ve 1990'lı yıllarda 2 ayrı geminin komutanlıklarını yaptı. 1994-1997 döneminde Almanya'da Deniz Ataşeliği sırasında Deniz Ataşe Birliği'nin başkanlığına (doyen) ve 143 kişilik Askeri Ataşeler Birliği'nin Yönetim Kuruluna seçildi. Daha sonra Mersin’de Karakol ve Çıkarma Gemileri Komodorluğu’nun ardından Genelkurmay Yunanistan Kıbrıs Dairesinde Yunanistan Şube Müdürü iken “Türk-Yunan Ege’de Güven Arttırıcı Önlemler Paketi” projesinin (Ocak 2000) yöneticiliğini yaptı. Türk-Yunan sorunları üzerinde General-Amiral Oryantasyon Kursu, Harp Akademileri, Milli Güvenlik Akademisi ve TSK İstihbarat Okulu'nda dersler veren Yavuz, Deniz Harp Okulu Dekanı olduğu 2001-2003 döneminde "Denizcilik Tarihi-Deniz Stratejisi", "Askeri Strateji" ve "Liderlik" dersleri verdi. 1994’te Dr., 2002’de Doç.Dr. olan Yavuz, Milli Güvenlik Akademisi öğretim üyesi iken 30 Mart 2004’te istekle emekli oldu ve BİLKENT Üniversitesi’ne ilaveten Milli Güvenlik Akademisi’nde Türk-Yunan Sorunları, Suriye, Ortadoğu, Terörle Mücadele dersleri, 2012’de Prof.Dr. olduktan sonra da Atılım Üniversitesi’nde (2012-2013) ve Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsünde (2013 Bahar) Y. Lisans ve Doktora, Ufuk ve Başkent üniversitelerinde lisans dersleri verdi. 2022 yılı başlarında adı Topkapı Üniversitesi olarak değiştirilen “Ayvansaray Üniversitesi”nde İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nin kurucu dekanlığını yapan, fakülteyi 16 bölüme çıkartan Prof.Dr. Yavuz, “İstihbarat, Strateji ve Terörizm/Avrupa'da Terör Örgütleri” gibi 3 farklı konuda sertifika dersleri yanında İstanbul Topkapı Üniversitesi’nde lisans ve Y. Lisans dersleri verdi. Güvenlik Bilimleri ve Uygulamaları Y. Lisans programının kurucu ABD Başkanlığını Eylül 2022’ye kadar sürdürerek “Küresel Güvenlik Stratejileri” üzerine sertifika programı hazırladı. Mayıs 2020 ayında uluslararası sempozyum düzenledi ve bizzat sunum yaptı. Milli Savunma Üniversitesi’nde (Harp Akademileri) 2019 yılından beri “Dış Politika Analizi” ile “Küresel Güvenlik Stratejileri” başlıklı ders verdi. Genelkurmay SAREM “Dış Uzman”lık (2003-2010), Türk Askeri Tarih Kurulu (TATK) Genel Kurul üyeliği (1999-2007), Gnkur. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi “ATAREM” Genel Kurul Kurucu Üyeliği (1999-2007), Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim/Öğretim Kurulu üyeliği (2001-2003), Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) “Strateji” Grubu üyeliği (2005-2011), Türk Ocakları Genel Merkezi Hars Heyeti (en üst düzeydeki kültür kurulu) üyeliği (2004-2010), TÜRKSAM düşünce kuruluşunun Kurucu Başkan Yardımcısı ve Terör Bölümü Başkanlığı (2008-2012) yapan Prof.Dr. Yavuz, pek çok süreli yayının yayın ve hakem kurullarında yer almaktadır. Almanca ve İngilizce bilen Prof.Dr. Yavuz’un “Güvenlik politikaları, Askeri Tarih/Strateji, İstihbarat, Ortadoğu, çevre ülkeler, terörle mücadele, bölgesel-küresel sorunlar, küresel güvenlik stratejileri ve Deniz Tarihi konularında, çoğu müstakilen yazılmış 30’un üzerinde kitabı ve süreli dergilerde yazılmış çok sayıda makalesi mevcuttur. Halen Anadolu Ajansı ve Yeni Şafak gazetesinin “Düşünce Günlüğü” bölümünde her ay “Bölgesel ve Küresel Güvenlik Politikaları” üzerine analizleri yayınlanan Yavuz’un son dönemde Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE)’de konferansları, sitesinde yazıları yayınlanmakta olup, gene son zamanlarda Devlet Dergisi ve Türk Yurdu dergilerinde de yazıları yayınlanmaktadır. Ayrıca, Eylül 2022’den itibaren TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda haftada bir gün “Mavi Vatan” adlı bir programın yapımcılığını (ve yorumculuğunu) yapmaktadır. Ankara’da ikame eden Prof.Dr. Yavuz, evli, iki çocuk babası olup Almanca ve İngilizce bilmektedir.

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.