Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Golan’dan Akdeniz’e: Satranç Tahtasında Bir Hamle İhtimali – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 09 Mart 2026

 

 

Jeopolitik analiz yaparken en sağlıklı yöntemlerden biri, olaylara sadece kendi perspektifimizden değil karşı tarafın gözünden de bakabilmektir. Çünkü strateji, çoğu zaman rakibin aklını okuyabilme sanatıdır.

 

Bir analist için en büyük hata, karşı tarafın ne yapabileceğini küçümsemektir. En büyük avantaj ise, onun yapabileceği en riskli hamleyi bile önceden düşünmektir.

 

Bu yüzden bazen şu soruyu sormak gerekir:

 

Eğer İsrail’in yerinde olsaydım ne yapardım?

 

Ortadoğu’daki mevcut askeri tabloya bakıldığında İsrail’in en büyük stratejik ihtiyacı iki şeydir:

derinlik ve güvenli lojistik hatları.

 

İsrail coğrafi olarak dar bir alana sıkışmış bir devlettir. Bu nedenle askeri stratejisinin önemli bir bölümü, tehditleri kendi sınırlarından mümkün olduğunca uzağa taşımak üzerine kuruludur.

 

Bu strateji yeni değildir. İsrail askeri doktrini uzun yıllardır “savaşı kendi topraklarından uzak tutma” ilkesine dayanır.

 

Bugün Suriye’deki karmaşa, bu doktrinin uygulanabileceği alanlardan biri olarak görülüyor olabilir.

 

Eğer bir gün İsrail askeri planlayıcıları radikal bir hamle düşünürse, teorik olarak en dikkat çekici senaryolardan biri şu olabilir:

 

Golan Tepeleri’nden başlayacak hızlı bir askeri hareket…

Suriye’nin güneyinden ilerleyen bir hat…

Ve Akdeniz kıyısına doğru açılan bir koridor.

 

Bu tür bir hamlenin askeri mantığı basittir:

 

Akdeniz’e ulaşan bir kara hattı, hem lojistik hem de askeri derinlik açısından yeni bir güvenlik alanı oluşturabilir.

 

Denizden sağlanacak destekle birlikte bu hat kısa sürede bir askeri koridora dönüşebilir.

 

Üstelik Doğu Akdeniz’de zaten yoğun bir askeri hareketlilik varken, savaş gemileri ve müttefik donanmalar böyle bir senaryoda caydırıcı bir kalkan rolü oynayabilir.

 

Elbette bu sadece bir teoridir.

 

Ancak jeopolitiğin doğası gereği teoriler bazen gerçek planların ilk taslaklarıdır.

 

Ortadoğu’da haritalar masa başında çizilir, fakat sahada uygulanabilir olup olmadığı her zaman ayrı bir sorudur.

 

Çünkü böyle bir hamle yalnızca askeri değil aynı zamanda bölgesel dengeleri sarsacak bir gelişme olur.

 

Suriye, İran, Rusya ve Türkiye gibi aktörlerin bulunduğu bir sahada bu tür bir koridor açma girişimi domino etkisi yaratabilecek bir krizi tetikleyebilir.

 

Bu yüzden jeopolitikte her plan iki soruyla sınanır:

 

Yapılabilir mi?

ve

Sonrası yönetilebilir mi?

 

Tarih bize şunu gösterir:

 

Bazı askeri hamleler taktik olarak mümkün görünür.

Fakat stratejik sonuçları kontrol edilemez.

 

Ortadoğu’nun karmaşık satranç tahtasında da durum çoğu zaman böyledir.

 

Bu yüzden bir analistin görevi sadece ne olduğunu anlatmak değil, ne olabileceğini de düşünmektir.

 

Çünkü sürprizler çoğu zaman hazırlıksız olanları yakalar.

 

Hazırlıklı olanlar ise sürprizi bile senaryonun bir parçası haline getirir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER