Türkiye’nin günlerce konuştuğu Yenidoğan Çetesi davasının 40. duruşmasında mahkeme salonuna bomba gibi düşen bir gelişme yaşandı. Bebek acil hastalarını anlaşmalı hastanelere sevk ederek ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla yargılanan sanıklardan Başhekim Cafer Akdur’un yaşamını yitirdiği öğrenilirken, savcılık makamı davada yeni bir talepte bulundu.
İstanbul’da bebek ölümleri üzerinden SGK’yı dolandırdığı ve organize bir suç şebekesi kurduğu iddia edilen 10’u tutuklu toplam 63 sanığın yargılandığı davanın 40. duruşması Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Adliyenin konferans salonunda yapılan oturumda, örgüt elebaşı olduğu öne sürülen doktor Fırat Sarı’nın da aralarında bulunduğu sanıklar hazır bulundu. Duruşmanın başlangıcında söz alan cumhuriyet savcısı, davanın tutuksuz sanıklarından olan Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi Cafer Akdur’un 6 Ocak tarihinde hayatını kaybettiğini mahkeme heyetine bildirdi.
Savcıdan dosya ayırma ve tutukluluğa devam talebi
Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, hayatını kaybeden sanık Cafer Akdur hakkındaki dosyanın ayrılmasını talep etti. Ayrıca savcılık, davanın seyrini ve mevcut delil durumunu göz önünde bulundurarak tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Mahkeme salonunda polis ekiplerinin yoğun güvenlik önlemleri altında devam eden duruşmada, diğer sanıkların savunmalarının alınmasına geçildi. Bu gelişmeyle birlikte, daha önce intihar eden sanık İlker Gönen’in ardından davadaki sanık profilinde yeni bir değişiklik yaşanmış oldu.
Bebeklerin hayatı üzerinden nasıl kazanç sağladılar
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 1399 sayfalık kapsamlı iddianamede, suç örgütünün çalışma yöntemleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Doktor Fırat Sarı’nın liderliğini yaptığı iddia edilen örgütün, 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförleri ve diğer sağlık çalışanlarıyla koordineli bir şekilde hareket ettiği belirtiliyor. İddianameye göre şebekenin asıl amacı, bebeklerin sağlık durumunu iyileştirmekten ziyade, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin doluluğunu sağlamak ve hastaların basamaklarıyla oynayarak SGK’dan üst sınırda ödeme almaktı.
Sistemli bir şekilde ilerleyen dolandırıcılık ağında, hasta bebeklerin durumunun olduğundan çok daha ağır gösterildiği ve tıbbi gereklilik olmamasına rağmen yatış sürelerinin uzatıldığı kaydediliyor. Bu yöntemle hem SGK’dan yüksek ücret tahsil edildiği hem de bazı hasta yakınlarından haksız yere fazla para alındığı ifade ediliyor. Uygun sağlık hizmeti alabileceği hastaneler yerine, örgüt için maddi açıdan en karlı görünen hastanelere sevk edilen bebeklerin, yetersiz bakım ve ihmal nedeniyle hayatlarını kaybettikleri vurgulanıyor.
Sanıklar hakkında istenen cezalar ne kadar
Davanın bir numaralı sanığı Fırat Sarı ve doktor İlker Gönen hakkında, 10 bebeğin ölümüyle ilgili olarak “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlarından ağır cezalar isteniyor. Savcılık, bu isimlerin her bir bebek için ayrı ayrı cezalandırılmasını ve toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılmalarını talep ediyor. Örgütün sevk idaresinde görev alan ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir için ise 589 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Soruşturma derinleştikçe, İstanbul ve Tekirdağ’da toplam 10 hastanenin ruhsatı iptal edilmiş ve bu kurumlarda tedavi gören hastalar kamu hastanelerine nakledilmişti. Davanın geçmişinde, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’in makamında tehdit edilmesi ve sanıklardan İlker Gönen’in cezaevinde intihar etmesi gibi sarsıcı olaylar da yer alıyor. Mahkeme heyeti, son birleştirmelerle birlikte sanık sayısı 63’e yükselen davada savunmaları dinlemeye devam ediyor.
