Bolu Kartalkaya’da iki lise öğrencisinin hayatını kaybettiği otel yangınıyla ilgili yürütülen soruşturmada çok kritik bir gelişme yaşandı. Çocuklarını kayak kampına gönderen ailelerin “olası kasıt” iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu eğitmenler hakim karşısına çıktı. Türkiye’yi yasa boğan faciada sorumlulukları olduğu öne sürülen isimler için yargı süreci nasıl ilerleyecek ve acılı aileler bu karara ne dedi? İşte Kartalkaya yangını davasındaki tüm detaylar ve o gece yaşananlara dair kan donduran iddialar.
Bolu’nun gözde turizm merkezi Kartalkaya’daki Grand Kartal Oteli’nde meydana gelen ve Başkent Kayak ve Doğa Sporları Kulübü tarafından düzenlenen kampa katılan iki lise öğrencisinin ölümüyle sonuçlanan yangın faciasında adli süreç hız kazandı. Yangında hayatını kaybeden Ömür Kotan ve Eren Bağcı’nın aileleri, çocuklarının ölümünde kulüp başkanı ve eğitmenlerin ihmali olduğu gerekçesiyle hukuk mücadelesi başlatmıştı. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında kulüp başkanı M.G.’nin de bulunduğu üç eğitmenin ifadeleri alındı.
Ailelerin Ağır Suçlamaları ve İhmal İddiaları
Hayatını kaybeden gençlerin aileleri tarafından sunulan suç duyurusu dilekçesinde, facia gecesine dair sarsıcı detaylar yer aldı. İddiaya göre, Ömür Kotan ve Eren Bağcı, kayak eğitmenleri E.A. ve Y.A. ile aynı odada kalıyordu. Yangın başladığında eğitmenlerin çocukları koridora çıkararak beklemelerini istedikleri, ancak kendilerinin yangından kurtuldukları öne sürüldü. Dilekçede ayrıca, kulüp başkanı M.G.’nin odasından hiç çıkmadığı, sorumluluğu altındaki kimsenin kapısını çalmadığı ve bu görevi başka bir eğitmene devrederek kendi odasında beklediği savunuldu. Aileler, bu gerekçelerle şüpheliler hakkında “olası kasıtla öldürme” suçlamasıyla iddianame hazırlanmasını talep etti.
Şüpheli Eğitmen M.G. Kendisini Nasıl Savundu?
Soruşturma kapsamında ifadesi alınan kulüp başkanı M.G., hakkındaki suçlamaları reddederek o gece yaşananları kendi penceresinden anlattı. 2013 yılından bu yana aynı otelde eğitim verdiklerini belirten M.G., yangın sırasında eğitmen Y.A.’nın kendisini uyandırdığını ve ardından tahliye için çaba gösterdiğini iddia etti. M.G. ifadesinde şu sözlere yer verdi: “Odaya dışarıdan benim çağırmam üzerine gelenleri merdivenle indirdim. Odada en son ben kaldım. Üzerimi ıslatıp oda kapısını açtım. ‘Koridorda kimse var mı, varsa sesime gelsin’ dedim. Ancak bu cümleyi kurmamla üzerimdeki ıslaklığın ısıdan dolayı kuruması bir oldu. Kapıyı kapatarak kulağımı dayadım. 30-35 saniye bekledim. Ses gelmedi. Bunun üzerine odaya gelecek kimsenin olmadığını anlayınca en son kişi olarak odadan inerek kurtuldum”
Mahkemenin Verdiği Adli Kontrol Kararı ve Şartlar
Bolu Sulh Ceza Hakimliği, toplanan delilleri ve suç şüphesinin somutluğunu değerlendirerek şüpheliler hakkında kararını verdi. Mahkeme, mevcut delil durumu ve ileride verilmesi muhtemel ceza miktarını göz önünde bulundurarak M.G., E.A. ve Y.A. hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti. Karar doğrultusunda üç şüpheli, iki ay boyunca iki haftada bir polis merkezine giderek imza verecek. Bu karar, davanın seyri açısından aileler tarafından “küçük ama önemli bir adım” olarak nitelendirildi.
Acılı Ailelerden Adalet Çığlığı ve Emsal Karar Çağrısı
Karar sonrası açıklamalarda bulunan Ömür Kotan’ın annesi Zeynep Kotan, kulübe güvenerek çocuklarını emanet ettiklerini ancak büyük bir ihmalle karşılaştıklarını belirtti. Kotan, “Biz bu kulübe güvenerek çocuklarımızı oraya gönderdik. Buradaki eksiklikler ve aksaklıklar biliniyordu. Bile bile 45 kişinin de canını bir nevi tehlikeye atmış oldu. Bunları biz biliyor olsaydık çocuklarımızı göndermezdik. Böyle bir sürecin en azından başlamış olmasından ve bu kişilere adli kontrol uygulanmasından memnunuz.” dedi.
Eren Bağcı’nın babası Rıza Eray Bağcı ise mücadelesinin sadece kendi evlatları için değil, başka canların yanmaması için olduğunu vurguladı. Bağcı, sürecin emsal teşkil etmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Aslında olay bütünün küçük bir parçası değil, bütünün önemli bir parçası. Ve bu kulüp yaklaşık 12 yıldır aynı yerde aynı şekilde kayak eğitimleri, kayak kampları düzenliyor. Dolayısıyla aslında otelle iç içe geçmiş organik bir yapı var burada. Burada da emsal olacak bir karar çıksın ki bu kulüp dahil başka hiçbir kulüp böyle etkinlikler düzenlerken gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını kontrol etmemezlik yapmasın. İlgili izinlerini almadan bu tip etkinlikler düzenlemesin. Gerekli lisansları, belgeleri olmadan kendilerini insanlara eğitmen, antrenör olarak lanse etmesinler. Bizim yine amacımız aslında değişmedi. Sürecin başlamış olması için biz uzun süredir mücadele ediyoruz. Bu sürecin başlaması evet küçük bir adım ama daha çok mesafe var.”
