Adem KILIÇ – 18 Mayıs 2026
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde gerçekleştirdiği Orta Asya temasları ve Türk Devletleri Teşkilatı eksenli diplomatik girişimleri, Türkiye’nin son yıllarda şekillendirdiği çok katmanlı dış politika stratejisinin en dikkat çekici ayaklarından birisi olarak kayıtlara geçti.
Özellikle Kazakistan, Özbekistan ve diğer Türk Cumhuriyetleriyle geliştirilen savunma, enerji, lojistik ve teknoloji merkezli ilişkiler, onlarca yıldır genel çerçeve olarak tanımlanan ve sadece kültürel yakınlaşma çerçevesinde okunabilecek bir süreç olmaktan çıktı ve Türkiye artık, bu hamleleri ile, küresel güç rekabetinin merkezinde yükselen yeni jeopolitik ülkelerden birisi haline geldi.
Bugün gelinen noktada Türkiye’nin Orta Asya açılımı, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası değişen Orta Asya dengeleri, Çin’in Kuşak ve Yol projesi, Batı’nın enerji güvenliği arayışı ve Orta Koridor’a bağımlı hale gelmesi gibi dengelerle beraber okunmaya başlandı.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son ziyaretleri de, bu nedenle yalnızca diplomatik temaslar değil; aynı zamanda da yeni dönemin güç mimarisini şekillendirme girişimi olarak değerlendirilmelidir.
Savunma sanayinde yeni eksen
Tüm bu atılım süreci boyunca Türkiye’nin Orta Asya’daki en dikkat çekici yükseliş alanlarından birisi, şüphesiz savunma sanayi oldu.
Özellikle Bayraktar TB2, Akıncı, ANKA, KAAN projesi ve giderek tam bağımsız olarak üretilen özgün diğer sistemlerin, Türk cumhuriyetlerinde giderek daha fazla ilgi görmesi, Türkiye’nin bölgedeki stratejik etkisini de ciddi biçimde artırdı.
Kazakistan’ın Türkiye ile ortak İHA üretim projelerine yönelmesi, Özbekistan’ın Türk savunma sistemlerini satın alma hamleleri ve yine Kırgızistan’ın güvenlik alanında Türkiye’ye yakınlaşması, Türk Devletler Teşkilatı’nın artık yalnızca kültürel bir platform olmaktan çıkarak, giderek küresel bir denge unsuru olduğunu ortaya koydu.
Yaşanan bu gelişmeler, Türkiye’nin artık sadece, klasik anlamda bir “askeri üs” olma yaklaşımı yürütmediğini ve bunun yerine artık, teknoloji transferi, ortak üretim ve savunma bağımlılığı oluşturan bir model ile daha sürdürülebilir bir model inşa ettiğini ortay koydu.
Bu durumun en önemli sonuçlarından biri ise bölgedeki ABD ve Rusya’nın geleneksel güvenlik tekelinin kırılmaya başlaması olarak ortaya çıktı.
Sovyet sonrası dönemde on yıllardır Moskova’nın, askeri etkisi altında kalan Orta Asya ülkeleri, son dönemde ise yeni güvenlik yaklaşımları ve Bir Kuşak Bir Yol projesi yatırımları nedeni ile Çin ve ABD’ye yönelmişti.
Ancak artık, savunma alanında alternatif ortaklar arayan bu ülkeler, Türkiye, hem NATO üyesi olması hem de Batı dışı refleksler gösterebilen yapısıyla bu ülkeler açısından “dengeleyici ortak” olarak öne çıkıyor.
Özellikle Ukrayna savaşı sonrasında Rusya’nın, İran savaşı sonrası ise ABD’nin savunma sanayisinin yaşadığı kapasite sorunları, Türkiye’nin eşsiz adımları ile, bölgede ciddi bir fırsat alanı açtı.
Türk savunma sanayi ürünlerinin savaş sahasında elde ettiği başarılar da, şüphesiz olarak Türkiye’nin bölgedeki prestijini artırdı.
Orta koridorun stratejik yükselişi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Orta Asya ziyaretlerinin merkezindeki en önemli başlıklardan biri de ulaşım ve enerji koridorları oldu. Zira Türkiye, Çin’den Avrupa’ya uzanan ticaret hattında “Orta Koridor”un ana merkezi olma hedefi ile hareket ediyor.
Rusya üzerinden geçen kuzey hattının Ukrayna savaşı nedeniyle riskli hale gelmesi, Hazar geçişli güzergahların önemini artırdı. Bu nedenle Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye hattı artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir güzergah olarak değerlendiriliyor.
Diğer yandan; Türkiye’nin, Türk devletleriyle geliştirdiği liman, demiryolu, lojistik ve gümrük entegrasyonu çalışmaları, Türkiye’yi Avrupa ile Asya arasında stratejik merkez konumuna taşıyor.
Bu süreçte ise Türkiye’nin hedefi, yalnızca transit ülke olmak değil, aynı zamanda da, enerji dağıtım merkezi, lojistik üretim üssü ve bölgesel ticaret ağının kontrol noktası haline gelmek olarak tanımlanıyor.
Rusya ve Çin dengesi
Türkiye’nin Orta Asya açılımının en hassas boyutlarından biri ise Rusya ve Çin ile kurduğu denge politikası olarak dikkat çekiyor.
Türkiye, doğrudan meydan okuyucu bir strateji izlemek yerine, diplomatik inceliği, Türk dünyası liderlik rolünü iyi kullanması ve bunlarıni çok daha geniş stratejik sonuçlar doğura dengesini çok iyi değerlendiriyor.
Rusya açısından Türkiye’nin yükselen etkisi dikkatle takip edilirken, aynı anda enerji, Suriye, Karadeniz ve savunma alanlarında devam eden çok katmanlı adımları nedeni ile, Türkiye’nin diğer adımları da ABD ve NATO gibi tüm batılı aktörler tarafından yakından takip ediliyor.
Çin ise Türkiye’nin Orta Koridor vizyonunu vazgeçilmez olarak görüyor.
Türk Devletleri Teşkilatı
Türk Devletleri Teşkilatı artık, tam anlamı ile ilk kurulduğu dönemdeki sembolik yapısından uzaklaşıyor.
Zira teşkilat, son yıllarda ekonomi, savunma, dijitalleşme, enerji ve ulaştırma başlıklarında atılan adımlar ile, giderek daha kurumsal ve etki üreten bir yapıya dönüştü.
Özellikle savunma sanayi ortaklıkları, ortak alfabe çalışmaları, eğitim projeleri ve ticaret entegrasyonu gibi başlıklar, teşkilatın artık daha derin bir birliktelik içerisine girdiğini net bir şekilde gösteriyor.
Sonuç:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Orta Asya hamlesi, Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği “çok kutuplu dünya” stratejisinin önemli parçalarından biri olarak tarihteki yerini alıyor ve Türkiye artık, yalnızca Batı eksenli güvenlik mimarisine bağlı hareket eden bir ülke görüntüsünden tamamen sıyrılıyor.
Türkiye; Karadeniz’den Afrika’ya, Körfez’den Kafkasya’ya ve şimdi de Orta Asya’ya uzanan geniş bir etki alanında hareket eden bir ülke olarak, yeniden şekillenen küresel düzende en önemli aktörlerden birisi haline geliyor.
Gelinen noktada ise Türkiye’nin burada kuracağı kalıcı etki; yalnızca Türk dünyası açısından değil, Avrupa-Çin-Rusya hattındaki güç dengeleri açısından da belirleyici sonuçlar üretiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son Orta Asya ziyaretleri ve Türk Devletler Teşkilatı diplomasisi de tam olarak bu büyük jeopolitik değişimin sahadaki yansıması olarak karşımıza çıkıyor.


YORUMLAR