Deniz İSTİKBAL – 04 Mayıs 2026
Karadeniz bölgesi 8 milyonluk nüfusuyla ciddi göç vermiş bir coğrafya. Yurtiçi başta olmak üzere yurtdışında da büyük ölçekli Karadenizli bir nüfus bulunuyor. TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de bölgesel olarak en kalabalık coğrafi nüfus Karadeniz olarak öne çıkıyor. Ancak iktisadi çıktılar acısından Karadeniz bölgesi yeterince gelişmiş bir coğrafya değil. Bölge günümüzde göç vermeye devam ediyor ve nüfus artış hızı istenilen düzeyde sağlanamıyor. Bu durum iktisadi şartların yanı sıra istihdam olanaklarının yeteri kadar gelişmemesiyle yakından alakalı. Genç nüfus oranına karşın yüksek işsizliğin yaygın olduğu bölge şehirleri yeterli istihdamı üretemiyor.
Ortalama ücretlerin asgari ücretin biraz üzerinde yer aldığı bölgenin yeni bir atılım yapması bu nedenle bir gereklilik şeklinde beliriyor. Sadece kamu değil özel sektöründe bölge genelinde yapısal bir kalkınma hamlesine öncülük yapması tek çözüm yolu olarak beliriyor. Yeni sanayileşme planına bu perspektiften yaklaşıldığında kamunun bölge için farklı bir kalkınma hamlesi benimsediğine işaret ediyor.
Sektörel Dönüşüm ve Bölgesel Uzmanlaşma
Yeni sanayileşme planı savunma sanayi fabrikalarının Samsun, Çorum ve Rize merkezli olarak gelişmesini tasarlıyor. Kastamonu, Bartın ve Gümüşhane madencilik alanında gelişmek için planlanırken Trabzon ve Artvin turizmde öne çıkıyor. Zonguldak, Karabük ve Düzce demir-çelik endüstrisinin yeni nesil üretim modeline hazırlanıyor. Tarım sektörünün bölge genelinde modern hale getirilmesi için de entegre tesislerin inşası kamu tarafından destekleniyor. 150 milyar dolarlık üretim değeriyle Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 9’unu oluşturan Karadeniz gelecek 10 yılda hem payını hem de üretim değerini artırabilir.
Ülke genelinde 19 bin dolar civarında seyreden kişi başı milli gelir Karadeniz bölgesinde 10-15 bin dolar aralığında bulunuyor. Mevcut seyreden kişi başı gelirin istihdam olanaklarıyla ülke ortalaması seviyesine çekilmesi ardından turizm ve modern tarım uygulamalarıyla daha üst seviyelere çıkarılması gerekiyor. Kamunun bu yöndeki adımı Türk sanayisini orta Anadolu’ya yayma girişiminin önemli bir parçası. Özellikle Samsun limanından Avrupa’ya gönderilecek ürünler bölgenin yeniden ticaretin kalbi olmasına ciddi katkı sunabilir.
Fındıkta Küresel Rekabet Riski
Türk fındığının global konumu da Karadeniz ekonomisinin ayrılmaz bir parçası. Avrupalı ülkelerin son yıllarda Türkiye’nin fındık üretimindeki konumuna alternatif oluşturmak için farklı aktörlere finansal destek verdiği biliniyor. Romanya, Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Bulgaristan gibi ülkeler destek verilen ve fındık tarımı için teşvik edilen aktörler. Benzer şekilde Çin, ABD ve Şili gibi ülkeler kendi fındık üretimlerini artırmak için modern üretim tekniklerini devreye alıyorlar. Eğer Türkiye gerekli modernleşme adımlarını yeni sanayileşme planıyla atmayı başaramazsa Türk fındığının global liderliği tehlikeye girebilir. Bu nedenle yeni sanayileşme planı bölgeye refah getirirken tarımda modern üretim tekniklerini ve toplu üretim modelini işleme alabilmeli.
Tarımda Verimlilik ve Markalaşma Sorunu
Karadeniz bölgesi tarım sektörünün önemli bileşenlerinden biri. Fındık, çay, bal ve farklı ürünlerde ülkenin en büyük üreticisi konumunda olan bölge henüz hak ettiği üretim çıktısına erişebilmiş değil. Türk tarım sektöründe ortalama ürün çıktı değeri istihdam başına 15-20 bin dolar aralığında bulunuyor. Bölge için mevcut rakam daha aşağı bir seviyede dengeleniyor. Özellikle markalaşma ve dünya tarım ticaretiyle entegrasyonun zayıflığı nedeniyle bölgede istihdam edilen tarımsal üretim yapanlar yeterince gelir elde edemiyorlar. Bu durum gençleri bölge dışına göçe ve büyükşehirlere yerleşmeye teşvik ediyor.
Büyükşehirlere göçün sürmesi kira ve konut fiyatlarının göç alan bölgelerde daha fazla artmasına neden oluyor. Benzer şekilde tarımsal ürün fiyatları da büyükşehirlerde daha pahalı hale geliyor. Yeni sanayileşme planı Karadeniz bölgesi için bir kısır döngü haline gelmiş mevcut durumu tersine çevirebilir. Ancak 10 yıl gibi bir sürede çıktıları tam anlamıyla görülebilecek yeni teşvik ve yatırım planı için beklenmesi gerekliliği gözden kaçmamalı. Sonuç olarak Karadeniz’de refahın artması ve daha fazla istihdamın yaratılması için kamu öncülüğünde başlatılan yeni sanayileşme planına özel sektörde eşlik etmeli. Özel sektörün katkısı sadece geleneksel üretimle değil modern üretim araçlarıyla olmalı ve orta vadede bölgenin iktisadi kalkınmasının bir parçasına dönüşmeli.


YORUMLAR