Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Hürmüz Küresel Düzeni Nasıl Değiştirecek?

Adem KILIÇ – 04 Mayıs 2026

Hürmüz boğazında devam eden mevcut gerilim, şimdilik sadece küresel enerji piyasalarını sarsıyor olsa da, asıl büyük etkiler bundan sonra ortaya çıkacak.

Yaklaşık 60 gün sonra ortaya çıkan ilk tablo, enerji maliyetlerindeki sıçrama ile birlikte gübre sıkıntısından gıda üretim hatlarına, havacılık ve ulaştırmadan, küresel lojistik zincirlere kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmeye başladı.

Fakat sürecin devamında, bunların da ötesinde, küresel düzeni yeniden şekillendirecek bir etki ortaya çıkarması, tarihi açıdan oldukça mümkün görünüyor.

Tarih tekerrür mü edecek?

1956 yılından yaşanan ve Süveyş kanalının Mısır tarafından millileştirilme hamlesi sonrasındaki gelişmeler, İngiltere’nin küresel bir süper güçten, ABD’nin gölgesinde kalan bir güce dönüşmesi anlamında bir dönüm noktasıydı.

O dönemde; İngiltere, Fransa ve İsrail, Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Nasır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesine tepki olarak bir işgal planı hazırlamış ve bu anlaşmaların ortaya çıkması sonrası, önce İngiliz diplomasisinin küresel imajı yerle bir olmuş ve hemen ardından da, sahada gerçekleşen sonuç, İngiltere’nin süper güç statüsünün sonu anlamına gelmişti.

Bugün ise Hürmüz boğazında ABD için benzer bir süreç yaşanıyor.

Her ne kadar Süveyş ve Hürmüz statü olarak farklı olsa da, ABD’nin İran’a saldırıları sonrası Hürmüz’ün kapanması ve savaşın sonunda Hürmüz’ün statüsünün değişme ihtimali, “yeni bir 1956 senaryosu yaşanır mı?” sorusunu akıllara getiriyor.

Boğazın açılma ihtimali ve güvenlik paradoksu

Gelinen noktada Hürmüz’ün yeniden işler hale gelmesi artık sadece, ya ABD-İran hattında bir siyasi uzlaşma ya da Hürmüz’de yaşanacak olan bir savaşa bağlı duruma geldi.

Bunun dışında ise boğaz yeniden açılsa dahi, yeniden kapanma riskinin ortadan kalktığına dair güçlü bir kanaat oluşmadan gemi trafiğinin tam kapasiteye dönmesi ve buradaki gerilimin devam etmesi neredeyse kesin.

Zira; İran’ın mayınlama iddiaları, GPS sinyal karıştırma faaliyetleri, seyir güvenliğine yönelik riskler ve ABD’nin net bir stratejisinin olmaması, bu belirsizliği derinleştiriyor.

Öte yandan böyle bir ortamda, ticari aktörler için, askeri eskort olmadan Hürmüz’den geçiş fikri pek kabul edilebilir görünmüyor.

Ancak ABD Donanması’nın aynı anda tüm ticari akışı koruyabilecek kapasitede olmaması, güvenliğin çok uluslu bir deniz gücüyle sağlanması gerekliliği ise bu durumu çıkmaza sokuyor.

Zira ABD’nin 60 günden bu yana yaptığı Hürmüz Koalisyonu çağrılarına, hiçbir müttefiki olumlu yanıt vermedi.

Bu da müttefiklerini doğrudan sahaya çekemeyen ve savaştan önce zaten açık olan bir boğazın kapanmasına neden olan bir aktör olarak, ABD’nin küresel gücünü sorgulatacak bir gerçeklik yaratıyor.

Alternatif hatların sınırlılığı

Körfez ülkelerinin, krizi aşmak için enerji akışını Hürmüz dışına taşıma girişimleri mevcut olsa da kapasite ve güvenlik açısından ciddi sınırlamalar var.

Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e uzanan boru hattı önemli bir alternatif gibi görünse de kapasitenin önemli kısmı iç tüketime ayrılıyor ve ihracat potansiyeli sınırlı kalıyor. Üstelik Kızıldeniz hattı da, yine İran’ın “vekil gücü” olarak adlandırılan Husi güçleri nedeniyle tehditlere açık durumda.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Füceyre çıkışı da, teorik olarak Hürmüz bağımlılığına alternatif olarak görülüyor. Ancak burası da, İHA saldırıları nedeniyle hem kırılgan hale gelmiş durumda hem de uluslararası verilere göre, Birleşik Arap Emirlikleri’ni mevcut Hürmüz üzerindeki ihracatının sadece yüzde 30’unu karşılayabilecek kapasitede

Irak’ın kuzey ve batı yönlü alternatif arayışları ise hacim açısından sistemik bir boşluğu doldurmaktan uzak.

Kuveyt, Katar ve Bahreyn açısından ise kısa vadede Hürmüz’ü ikame edecek bir deniz rotası hiç bulunmuyor.

Hukuki zemin ve meşruiyet krizi

Uluslararası hukuk açısından Hürmüz Boğazı, transit geçiş rejimine tabi stratejik bir su yolu konumunda ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, bu tür boğazlarda kesintisiz ve engellenemez geçiş hakkını güvence altına alıyor.

Ancak İran’ın bu sözleşmeye taraf olmaması ve ABD’nin açtığı savaşın ve uyguladığı ablukanın BM tarafından onaylanmamış olması, krizi hukuki açıdan da daha büyük bir kaos haline sokuyor.

Tüm bu saha ve uluslararası hukuk gerçekleri çerçevesinde ABD Başkanı Trump’ın Kongre’ye “savaş sona erdi” bildiriminin de, aslında sadece hukukun arkasından dolanma adımlarından birisi olduğunu ortaya koyuyor.

Zira Trump, eğer bu bildirimi yapmasaydı, teknik olarak sadece 7 gün içerisinde Kongre’de bir oylama ile karşı karşıya kalabilir ve ABD Kongre’si ABD’nin bölgedeki askeri varlığını çekmek zorunda kalabilirdi.

Dolayısıyla sahadaki gerilimin sona erdiği yönündeki söylem, fiili durumla tam örtüşmüyor. Hatta daha çok siyasi ve hukuki bir çıkmaza girdiği net bir şekilde görülüyor.

Sonuç

Tüm bu verile ışığında görünüyor ki mevcut tablo, klasik devletlerarası savaşlarda çok daha karmaşık bir noktaya evrilmiş durumda.

Hibrit unsurlar, enerji hatları, deniz ticareti ve ekonomik baskı araçları aynı anda devrede.

İran’ın denklemi kilitleme kapasitesi, konvansiyonel güç dengesizliğine rağmen küresel sistemi ne kadar hızlı etkileyebildiğini gösterirken, ABD ve müttefiklerinin bu kilidi çözmekte ABD’nin macerasının yanında olmaması, 1956’daki gibi yeni bir stratejik kırılmaya işaret ediyor.

Yani bu noktada ABD, yalnızca İran’a değil, aynı zamanda da kendi ittifak sistemine baskı uyguladığı bir evreye girilmiş durumda.

Hürmüz merkezli kriz, artık yalnızca bir enerji güvenliği meselesi değil, küresel sistemin kırılganlığını test eden çok katmanlı bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda.

Diğer bir ifade ile boğazdaki her tıkanıklık, sadece petrol akışını değil, uluslararası düzenin işleyişini de doğrudan etkiliyor.

Gelinen noktada artık mesele, kimin ne kadar petrol ihraç ettiği değil, Hürmüz’ün küresel düzeni nasıl değiştireceği noktasına geliyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER