Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

İktidarın Düzeltemediği Ekonomiye Destek Vermek

Prof. Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, 18 Mayıs 2026

 

E gazetemiz WOT’ta Ak Parti iktidarının algı yönetimindeki ustalığına bir kaç kez değinilmişti. 16 Mayıs 2026’da Tarım ve Orman Bakanlığı, ballandıra ballandıra 2026’nın ilk çeyreğinde çiftçilere 35.64 milyarlık destek verildiğini açıklayarak bir yenisini ekledi. Bu desteğin %87’si bitkisel üretim, %8.8’i hayvansal üretim, %2.9’u kırsal kalkınma, %0.9’u AR-GE ve %0.4’ü de su ürünleri desteği imiş. Bu gelişme üzerine Türk ekonomisinin hali pür meali ele alındı.

Türkiye’nin Ekonomik Gidişatının Kaygılandıran Verileri

2026 yılı bütçesinden faiz için ayrılan kaynak 2.74 trilyon TL. Yani bütçenin her 5 TL’sinin 1 TL’si faiz ödemesine ayrıldı. 2026 yılı ilk çeyreğinde faize ödenmesi planlanan para 685 milyar TL! Yani Tarım ve Ormancılık Bakanlığının aynı dönemde şişinerek reklam ettiği çiftçiye verilen desteğin 19 katından daha fazla! Ancak uygulama daha da farklı. İlk 4 ayda planlanana göre 39 milyar TL fazlasıyla faize ödenen tutar 724 milyar TL oldu. Bunu Hazine’nin nakit gerçekleşmelerine bakıldığında ise 1 trilyon 115 milyar TL’ye ulaştığı görülüyor.

2026’nın ilk 4 ayında bütçe giderleri yaklaşık 6.6 trilyon TL iken, gelir de 5.7 trilyon TL. 900 milyar TL’lik açık yeni borçlanma ile kapatılıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Nisan 2026 Bütçe Gerçekleşme Raporu’na göre merkezi yönetimin Nisan ayında 174.7 milyar TL olmak üzere, 4 aylık açığı 885.5 milyar TL. Bu dönemde faiz dışı açık da 94 milyar TL’yi geçerken, Hazine’deki nakit açığı 856 milyar TL olmuş.

Bu özetlere göre devlet, vatandaştan aldığı vergileri her gün faize milyarlarca ödeyen bir mirasyediye dönüşmüş. Vaktiyle iktidarın hışmından çekindiği için susan ekonomistler bile artık kamu maliyesinin faiz sarmalına girdiğini açıkça seslendiriyorlar.

İlk çeyrekte 4.8 trilyon TL’yi geçen vergi gelirlerinin büyük bir bölümü vatandaşın markette, pazarda, elektrik faturasında, akaryakıtta ödediği ve tiryakilerin de sigara ile içkide ödediği dolaylı vergilerden…

Bazılarına göre bu gidişat “ekonomik çöküş!” Zira yüksek faiz sebebiyle sanayicinin yatırım maliyeti yükseliyor, üreticinin (esnafın ve çiftçinin) krediye erişimi güçleşiyor ve dolayısıyla üretim gücü azalıyor, vatandaşın bırakın konut almayı, tüketime erişimi bile engelleniyor.

Bir bakıma gelinen günde Türk ekonomisi üretim yerine sıcak ‘borç’ parayla döndürülmeye çalışılıyor. Bu tablo üzerine ekonomistlerin önemli bir kısmı, mevcut ekonomik modelin vatandaş yerine faiz düzeninin devamı için çalıştığını ileri sürüyorlar.

Haksız da sayılmazlar! Zira “emekliye kaynak yok!” darken, 4 ayda faize 1 trilyonun üzerinde kaynak aktarılıyor. Asgari ücretliye ara zam verilmez iken, mirasyedi edasıyla bütçenin faiz gideri rekoruna koşmasına izin veriliyor. Faiz giderleri yanında devede kulak kalan çiftçi desteği ile de böbürlenerek, adeta dalga geçiliyor. Emeklilere “Bayram İkramiyesi” ise onur kırıcı hale geldi.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bir kaç gün önce “Vatandaşa yeni vergi olmadığı” müjdesini verdi. Ancak faiz ödemelerinin artışı ve bütçe açığının büyümesi dikkate alındığında 2027 bütçesinde vergi olmaksızın nasıl bir yol bulunacak? Keşke en azından 2018 yılından beri uygulanan yanlış ekonomi politikalarından vatandaşın cebine ve devletin kasasını tüketmenin önüne geçebilecek bir formülü telaffuz edebilseydi.

‘Önce Milletim ve Devletim’ Diyenler ‘Önce İttifakım!’ mı Diyorlar?

Ekonominin genel görünüşüyle ilgili özete yukarıda değinilmeye çalışıldı. Türkiye’de 3 yılı aşkın bir süredir uygulanan “yapısal reformlar”a rağmen enflasyon hala %30’un üzerinde. Buna karşılık 4 yılı aşkındır savaşta olan ve ABD ile AB’nin amansız yaptırımlarına maruz kalan Rusya’da yıllık enflasyon %5.6 civarında.

Hadi Rusya’nın doğalgazı ve petrol var ve “tuzu kuru” diyelim. Gene 4 yıldır savaşta olan ancak petrol ve doğalgazı olmayan, en verimli sanayi bölgesini Rusya’ya kaptıran, çok sayıdaki kayıpları ve yurt dışına gidenler sebebiyle işgücü oldukça azalan Ukrayna’da bile yıllık enflasyon Nisan 2026’da önceki aya göre artışla %8.6 oldu.

Gene ekonomik sorunlar sebebiyle hazinesi iflas etmiş olan ve İsrail tacizi ile boğuşan Lübnan’da bile ABD-İsrail’in İran savaşı sonrası artışla enflasyon Mart 2026’da %17,3’e, aynı sebeple Mısır’da da %15.2’ye yükseldi. Arap Baharı’nın kışa çevirdiği Tunus’ta yıllık enflasyon %5’ler, Pakistan’da ise %5.2 civarında. Batılı ülkeler mi? AB ülkelerinin ortalaması ise, “ekonomimizi kıskanan Almanya” dahil, belirtilen savaş sonrası %2.6’dan %2.9’a sıçradı.

Burada MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin ilk duyduğum zaman tüylerimi ürpertecek derecede etki bırakan “Önce milletim ve devletim!” sözünü hatırladım. Ne yazık ki bu söz unutulmuş ve onun yerine “kayıtsız şartsız” desteklediği “Cumhur İttifakı” ortağı Ak Parti oturmuş. Yani artık o ürperti yaratacak kadar güzel ifade “Önce Cumhur İttifakı ve Ak Parti!” ile yer değiştirmiş!

Sonuç

Cumhurbaşkanlığı sistemi Türkiye açısından hangi yararlı getiriler sağladı ayrı bir çalışma konusudur. Mutlaka ekonomistler ve hızla yoksullaşan milleti gören sosyoloji araştırmacıları bunun üzerinde çalışacaklardır. Ancak görünen o ki, Erdoğan’ın başkanlığındaki bu sistem Türk milletini ihya etmedi, edemedi. İYİ YOL Grubu başkanlarından Babacan’ın da söylediği gibi “Yoktan alan, vara daha da verenbir ekonomik modele geçilerek sürdürülüyor.

Ak Parti ve Erdoğan’ın ısrarla sürdürdüğü ve vatandaşı bezdiren bu modelinin tüm siyasi partiler gibi Cumhur İttifakı ortağı MHP ve Genel Başkanı Bahçeli tarafından da görülmemesi mümkün olamaz. Özellikle emekliler olmak üzere vatandaş ve Asgari ücretliler enflasyona ezdirilirken, orta direk tamamen yok edilirken, Şeyh Edebalı’nın “Önce insanı yaşat ki devlet yaşasın!” sözleri nasıl unutulabilir? Hala “Cumhur İttifakı”nda ısrar nedendir, anlayabilmek mümkün değil!

Biz iktidar değiliz!” diyenler, vatandaşın iktidara verilen kayıtsız şartsız desteği göremeyecek kadar kör ya da bilgisiz oldukları mı zannediliyor? Acaba seçilmiş olmanın kibirliliği aziz milletimizin sıkıntısını görmeye mani mi oluyor? Ya da iktidara hemen her konuda destek verenlerin sırtındaki yumurta küfesinin açıklaması nedir? Cumhurbaşkanı adayına vermese de MHP’ye oy verenlerin aradığı cevap da budur!

NOT: Bu yazıyı “olmadığım” bir ekonomi uzmanı olarak değil, güvenlik politikaları açısından kaleme aldım. Zira ekonomi, milletin ve devletin bekası ve güvenliği açısından en önemli araçlardan biridir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER