Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

IFIMES Institute: Yaşanan iki savaş güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?

Caydırıcılık kavramları, uluslararası kurumlar, diplomatik yıkım ve yeni gerçeklik. Yaşanan iki savaş küresel güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?

Caydırıcılık kavramları, uluslararası kurumlar, diplomatik yıkım ve yeni gerçeklik. Yaşanan

Avusturya merkezli düşünce kuruluşlarından IFIMES’da, Rusya-Ukrayna savaşı ve İran merkezli bölgesel gerilimler üzerinden uluslararası sistemde yaşanan dönüşümün değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

Uluslararası sistemin uzun yıllar boyunca nükleer caydırıcılık, stratejik itidal ve büyük güç dengeleri üzerine inşa edildiği belirtilen analizde, Ukrayna savaşı ile İran’ın son dönemdeki askeri tutumunun, bu yerleşik düzenin temel varsayımlarını aşındırdığı ve caydırıcılık mimarisinin giderek güvenilirliğini kaybettiği ifade edildi.

Analizde ayrıca, mevcut çatışmaların yalnızca bölgesel krizler olmadığına, dünyanın yeni ve daha öngörülemez bir güvenlik ortamına sürüklendiğine dair değerlendirmelere ve büyük güç rekabetinin geleceğine ilişkin öngörülere yer verildi.

İşte IFIMES Institute’de yayınlanan analiz:

Tarih boyunca, savaş sonrası uluslararası düzenin merkezinde yazılı olmayan bir “centilmenlik anlaşması” bulunuyordu. Ne resmî olarak onaylanmış ne de hukuki zemine oturtulmuştu; ancak herkes tarafından anlaşılmıştı.

IFIMES Institute: Yaşanan iki savaş güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?

Bölgesel aktörler kendi sınırlarında hareket ederdi. İtidal ödüllendirilir, tırmanma cezalandırılırdı. Sistem kusursuz değildi. Çevre bölgelerde çoğu zaman sert ve acımasızdı. Ancak bir mimarisi, bir mantığı ve görünmez bir tavanı vardı.

Artık o tavan yok ve tamamen ortadan kalkmış durumda.

Dünya ise bunun ne anlama geldiğini henüz tam anlamıyla kavrayabilmiş değil. Çünkü çatışmaları yönetmek için kullanılan kurumlar, kavramlar ve stratejik tahayyül, artık var olmayan bir dünya için inşa edilmişti.

Ukrayna ve nükleer caydırıcılığın sınanması

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, jeopolitiğin en eski kurallarından birini teyit etmesi beklenen bir gelişmeydi. Nükleer güçler sonunda kazanır. Belki zarif biçimde değil, belki hızlı değil; fakat nihayetinde kazanır. Çünkü alternatif düşünülmesi mümkün olmayan bir senaryodur.

IFIMES Institute: Yaşanan iki savaş güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?

Bu nedenle gelinen noktada ortaya çıkan tablo yalnızca askeri bir sürpriz değil. Evet insansız hava araçları Moskova semalarında dolaştı. Rusya ciddi anlamda yıprandı. Ancak sonuç ortada.

Zira; pek çok analiz burada hata yapıyor. Odak noktası genellikle Rus ordusunun başarısızlıkları oluyor. Lojistik aksaklıklar, doktrin eksiklikleri ve savunma tedarik sistemine işlemiş yolsuzluklar. Bunların tümü gerçek. Ancak ikincil meseleler.

Asıl hikaye Rusya’nın kötü savaşması değil; Ukrayna’nın ne olursa olsun savaşmayı seçmesi, ayakta kalması ve saldırılarını sürdürmesidir.

Her sonuçsuz kalan eşik ihlali, tavanın biraz daha yukarıda olduğunu gösterdi. Daha doğrusu, her zaman söylendiğinden daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Nükleer caydırıcılık başından beri kısmen bir gösteriydi. Ukrayna ise bunu sınayacak cesarete ve zorunluluğa sahipti.

Dünya bunu izledi. Kendisinden daha güçlü bir rakiple karşı karşıya olan her devlet, bu süreci dikkatle takip etti.

İran ve stratejik sabrın sonu

İran’ın gölge savaşçısından açık bir çatışma aktörüne dönüşmesi ikinci büyük kırılma oldu. Hatta bazı açılardan daha öğretici bir gelişme. Çünkü Ukrayna’nın aksine İran’ın önünde tercih yapma imkanı vardı.

IFIMES Institute: Yaşanan iki savaş güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?

Tahran, kırk yıl boyunca hedeflerini inkâr edilebilirlik katmanları üzerinden yürüttü. Vekil güçler, milis ağları ve asimetrik yapılar, doğrudan çatışmanın ülkenin kaldıramayacağı bir yıkımı beraberinde getireceği varsayımı üzerine kurulmuş stratejik bir mimari oluşturdu. Bu yaklaşım irrasyonel değildi. Aksine sofistike bir devlet aklıydı.

Bunun nedeni, eski itidal politikasının artık getirisi kalmamasıydı. Maksimum yaptırımlar, bilim insanları ve komutanlara yönelik suikastlar, nükleer tesislere sabotajlar ve sürekli uygulanan varoluşsal baskı. İran’ın kendi kendine uyguladığı sınırlama, teorik olarak üretmesi beklenen rahatlamayı sağlamadı.

Böylece Tahran yeniden hesap yaptı. Eğer itidal her şeyi kaybettiriyor ve hiçbir şey kazandırmıyorsa, onu sürdürmenin ne anlamı vardı?

Bugün kenardan izleyen birçok orta ölçekli güç de aynı soruyu soruyor.

Caydırıcılığın bilançosu

Her iki çatışmanın da kamuoyuna sunuluşunda yeterince ele alınmayan temel nokta şu. Caydırıcılık sabit bir durum değil, bir bilançodur.

Bir tarafta, tehditleri uygulama iradesiyle biriken güvenilirlik vardır. Diğer tarafta ise her yeniden çizilen kırmızı çizgide, sonuçsuz kalan her ültimatomda ve yaptırımsız kalan her eşik ihlalinde harcanan güvenilirlik bulunur.

IFIMES Institute: Yaşanan iki savaş güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?
U.S. Soldiers assigned to the 65th Field Artillery Brigade fire a High Mobility Artillery Rocket System (HIMARS) during a joint live-fire exercise with the Kuwait Land Forces, Jan. 8, 2019, near Camp Buehring, Kuwait. The U.S. and Kuwaiti forces train together frequently to maintain a high level of combat readiness and to maintain effective communication between the two forces. (U.S. Army photo by Sgt. Bill Boecker)

ABD ve Rusya bu güvenilirlik hesabından yıllardır harcama yapıyor. Suriye’de, Kırım’da ve çok sayıda daha küçük kriz alanında, sonuç tehdidinin söylemi çoğu zaman fiilî karşılığın önüne geçti.

Ukrayna ve İran bu açığı yaratmadı. Sadece açığın zaten var olduğunu fark etti ve buna göre hareket etti.

Sorunun en kritik boyutu ise şu. Harcanmış güvenilirlik basit açıklamalarla geri getirilemez. Caydırıcılığı basın toplantılarıyla yeniden inşa etmek mümkün değildir. Tek çıkış yolu eylemdir. Mevcut ortamda ise bu, daha fazla tırmanma anlamına gelir.

Dolayısıyla yeni çatışmalar yalnızca mümkün değil. Yapısal olarak teşvik edilen süreçler haline geliyor.

Bugün ortaya çıkan tablo, tırmanmayı ödüllendiren ve itidali cezalandıran bir sistemdir. Bu yalnızca politika başarısızlığı değil, mimari bir krizdir.

İzleyen başkentlerin çıkardığı dersler

Her iki savaşın da en kritik izleyicileri tarafların kendisi ya da komşuları değildi. Asıl önemli olan, mesafeli biçimde süreci izleyen ve stratejik hesaplarını gerçek zamanlı güncelleyen başkentlerdi.

IFIMES Institute: Yaşanan iki savaş güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?

Pyongyang, nükleer programının bir pazarlık aracı değil, Ukrayna’nın işgal öncesi silahsızlanma deneyiminden çıkarılması gereken temel ders olduğu sonucuna vardı. Mesaj açıktı: Silahlar korunmalı.

Pekin, Rusya’nın konvansiyonel başarısızlıklarını izledi ve caymak yerine askeri modernizasyon sürecini hızlandırdı. Amaç, Tayvan konusunda kendi karar anı geldiğinde aynı zayıflıkları tekrarlamamak.

Riyad, İran’ın doğrudan saldırılarının medeniyet ölçeğinde bir felakete yol açmadan atlatıldığını gördü ve bölgesel hedeflerinin geometrisini sessiz biçimde yeniden değerlendirmeye başladı.

Varşova, Vilnius ve Tallinn ise Ukrayna’nın kritik dönemlerde büyük ölçüde yalnız savaşmasını izledi. Sonuçları netti. Kolektif güvenlik garantileri, garantörlerin ne kadar bedel ödemeye hazır olduğuyla sınırlıdır. Bu nedenle ulusal savunma kapasitelerini güçlendirme yoluna gittiler.

Bu sonuçların hiçbiri irrasyonel değil. Belki de en rahatsız edici nokta tam olarak bu.

İşlevini yitiren kurumlar

Bu noktada geleneksel çözüm önerisi diplomasidir. Ancak bu artık yeterli görünmüyor. Sorun diyaloğun yanlış olması değil; mevcut diplomatik mimarinin artık var olmayan bir dünya için tasarlanmış olmasıdır.

IFIMES Institute: Yaşanan iki savaş güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, veto mekanizması nedeniyle kilitlenmiş durumda. Krizleri çözmek için kurulan sistem, aynı zamanda krizleri üreten büyük güç rekabetinin esiri haline geldi.

Büyük güçler arasındaki sınırlamaları çerçeveleyen silah kontrol anlaşmaları ise son yirmi yılda sistematik biçimde aşındı.

Helsinki Nihai Senedi, INF Anlaşması ve JCPOA gibi yapılar yalnızca belirli kısıtlamaları ortadan kaldırmadı; rakiplerin birbirlerine sınırlarını iletebildiği ortak dili de zayıflattı.

Dolayısıyla ihtiyaç duyulan şey yalnızca diplomasi değil; caydırıcılığın aşındığı çok kutuplu dünyaya uygun yeni kurumlar, yeni çerçeveler ve yeni anlaşmalardır.

Bu ise nesiller boyu sürebilecek bir çaba gerektiriyor. Ancak bugün hiçbir büyük başkentte bunun için yeterli siyasi irade görünmüyor.

Sonuç

23 Şubat 2022’de, Rusya Ukrayna’ya girmeden bir gün önce var olan dünya geri dönmeyecek. O düzenin üzerine kurulduğu normlar ağır baskı altında çözüldü. Seksen yıl boyunca büyük güç savaşlarını sınırlayan caydırıcılık mimarisi ise tükenmiş bir güvenilirlik rezerviyle çalışıyor.

IFIMES Institute: Yaşanan iki savaş güç kurallarını nasıl iflas ettirdi?

Gelecekteki savaşlar yalnızca daha büyük olmayacak, aynı zamanda çok daha öngörülemez olacak.

Karar sürelerini dakikalara indiren teknolojilerle, sınırların sanıldığından daha esnek olduğunu öğrenmiş aktörler arasında ve eski anlaşmaların sağladığı çıkış yollarından yoksun diplomatik ortamlarda yürütülecek.

Bu alarmizm değil, iki savaşın küresel kamuoyu önünde ortaya koyduğu sonuçların mantıksal devamıdır.

Artık soru, dünyanın daha tehlikeli hale gelip gelmediği değil. Bu sorunun cevabı verilmiş durumda. Asıl soru, herhangi bir liderin bu yeni dünyayı yönetebilecek stratejik hayal gücüne ve siyasi cesarete sahip olup olmadığıdır.

Tarih, gerekli kurumların çoğu zaman felaketlerden sonra inşa edildiğini gösteriyor.

Gerçekçiler ise, iyimserlerin elinde bunu destekleyecek pek az veri bulunduğunu hatırlatıyor.