Türkiye genelinde etkili olan yağışlar barajlardaki doluluk oranlarını hızla artırırken Bursa’nın incisi İznik Gölü’nden gelen görüntüler büyük bir şaşkınlık ve endişe yaratıyor. Kıyı hattının gözle görülür şekilde yaklaşık 300 metre geriye çekilmesiyle eski iskelelerin altında vatandaşların yürüyebildiği bir tablo ortaya çıkarken herkes aynı soruyu soruyor: Yağışlara rağmen bu devasa su kütlesi neden ve nasıl yok oluyor?
Yurt genelinde son dönemde etkili olan yoğun yağışlar birçok bölgede can suyu olurken, Bursa’daki İznik Gölü bu bereketten nasibini alamadı. Barajlarda doluluk oranlarının zirve yaptığı bir dönemde, Türkiye’nin beşinci büyük gölünde su seviyesinin dramatik bir şekilde düşmesi bölge sakinlerini ve çevrecileri alarma geçirdi. Göldeki çekilme o kadar ciddi boyutlara ulaştı ki, geçmişte gemilerin yanaştığı iskelelerin altında artık toprak üzerinde yürümek mümkün hale geldi. Kıyı şeridinin metrelerce içeriye çekilmesi, gölün ekosistemini ve çevresindeki tarımsal faaliyetleri de doğrudan tehdit etmeye başladı.
Gölü Kurutan Gizli Tehlike Sanayi Kuruluşları mı
Yaşanan bu korkutucu tablonun ardından gözler su tüketim oranlarına çevrildi. Orhangazi Ziraat Odası Başkanı Dinçer Dimrit, göldeki su kaybının doğal nedenlerden ziyade insan eliyle ve denetimsiz kullanımla ilgili olduğunu vurguladı. Dimrit, göldeki çekilmenin en büyük sorumlusu olarak sanayi kuruluşlarının kontrolsüz su tüketimini işaret etti.
Sanayi tesislerinin su kullanım politikalarını sert bir dille eleştiren Dinçer Dimrit, “Gölümüzün çekilmesi sanayi kuruluşlarının hunharca ve tedbirsizce su kullanmasına sebeptir.” diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu. Dimrit, tarımsal sulama ile sanayi tüketimi arasındaki adaletsizliğe dikkat çekerek, “Çiftçiler, yılın 4 ayı su kullanımı yaparken fabrikalar ve sanayi kuruluşları 12 ay boyunca yeraltı sularımızı ve gölümüzü kullanmaktadır. Bu durumda gölümüzün her geçen gün daha çok çekilip kurumasına sebep oluyor.” dedi. Sanayi kuruluşlarının su çekim limitlerinin acilen düşürülmesi gerektiğini belirten Dimrit, yeraltı su kaynaklarının korunması için radikal adımlar atılmasını talep etti.
İskeleler Karada Kaldı Çiftçi Çaresiz Bekliyor
Gölün dünü ve bugünü arasındaki farkın artık saklanamaz bir boyuta ulaştığını ifade eden Dimrit, iskelelerin mevcut durumunun acı bir kanıt olduğunu söyledi. Bölgedeki değişimi anlatan Dimrit, “Eskiden iskelemize gemi yanaşırken bugünkü geldiği durum ortada ve bunun sebebi olan sanayi kuruluşları hala daha suyu hunharca çekmekte” ifadelerini kullandı.
Tarımsal üretimde yaşanan kısıtlamaların çiftçiyi zor durumda bıraktığını ancak sanayiye yönelik bir yaptırım uygulanmadığını savunan Dimrit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çeltik üretimimiz bu yıl yasaklandı. Yan parselindeki fabrikalar halihazırda yeraltı su kaynaklarını kullanmakta ama çiftçiye geldiğinde su yok ve yasak. Bu çeltik üreticisi ile başladı, yarın sebze üreticisine, ardından zeytin üreticisine yansıyacak. Biz bunların önüne geçmek istiyoruz. Sanayi kuruluşlarının yeraltı kaynaklarını kullanmalarını bir an önce bırakmaları gerekiyor.”
İznik Gölü’nde yaşanan bu devasa su çekilmesi sadece görsel bir kayıp değil, aynı zamanda bölgedeki tüm canlı yaşamını ve ekonomiyi sarsan bir kriz olarak değerlendiriliyor. Eğer gerekli önlemler alınmaz ve sanayinin su kullanımı denetim altına alınmazsa, Türkiye’nin en değerli tatlı su kaynaklarından biri olan İznik Gölü’nün gelecekte bir bataklığa dönüşmesinden korkuluyor.
