Can Holding’e yönelik yürütülen dev soruşturmada çok önemli bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında tutuklanan Bilgi Üniversitesi’nin eski rektörü Remzi Sanver hakkında flaş bir tahliye kararı verildi. Türkiye gündemini sarsan soruşturmada tahliye kararının detayları ve davanın geçmişi merak konusu oldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Can Holding yetkilileriyle ilgili “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “yönetme”, “kurulan örgüte üye olma”, “suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarına yönelik başlatılan soruşturma tüm hızıyla sürüyor. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanarak cezaevine gönderilen eski Bilgi Üniversitesi Rektörü Remzi Sanver hakkında sürpriz bir tahliye kararı verildi.
Can Holding Soruşturmasında Bugüne Kadar Neler Yaşandı
Kamuoyunun yakından takip ettiği soruşturmanın ikinci dalga operasyonunda, aralarında Remzi Sanver’in de bulunduğu 26 şüpheli gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen bu şüphelilerden 11’i tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Hakimlik, şüphelilerden 11’i hakkında “yurt dışı çıkış yasağı” ve “imza atma” şeklinde, 3 şüpheli hakkında ise “konutu terk etmeme” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetmişti. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı soruşturma dosyası, daha sonra yetkisizlik kararı verilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmişti.
MASAK Raporları Dev Soruşturmanın Fitilini Ateşledi
Soruşturmanın geçmişine bakıldığında, holding bünyesindeki faaliyetler hakkında çok ciddi iddialar göze çarpıyor. İlk olarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden suç işlemek amacıyla örgüt kurulduğu öne sürülmüştü. Bu örgüt aracılığıyla “nitelikli dolandırıcılık”, “vergi kaçakçılığı”, “kaynağı belirsiz gelirlerin şirket hesaplarına sokulması”, “suçtan elde edilen gelirlerin aklanması”na yönelik çok yönlü eylemlerin gerçekleştirildiği iddia edilmişti. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile mali denetim birimlerinin düzenlediği inceleme raporları, bu dev soruşturmanın temelini oluşturdu.
Soruşturma dosyasındaki iddialara göre, holding bünyesindeki şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüklü tutarda para girişleri yapıldı. Bu paraların çeşitli şirketler arasında aktarılarak izlerinin gizlenmeye çalışıldığı, faturasız işlemler ve sahte belge düzenlemeleriyle vergi yükümlülüğünün azaltıldığı ileri sürüldü. Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderliğinde hareket ettiği iddia edilen suç örgütünün, aynı faaliyet alanlarında çok sayıda şirket kurarak denetim mekanizmalarını zorlaştırdığı, yönetim kurullarında sık sık değişiklikler yaparak sorumluluğu üyeler arasında dağıttığı ve bu yolla hukuki yaptırımlardan kaçmayı hedeflediği belirtildi.
Stratejik Sektörlerde Kara Para Aklama İddiası
Dosyada yer alan bir diğer önemli iddia ise ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde yapılan nakit sermaye artırımları oldu. Bu sermaye artırımlarının kaynağı olarak ortaklara borçlar hesabının gösterildiği ancak bu borçların gerçeği yansıtmadığı öne sürüldü. Ortaklara borçlar hesabında görülen tutarların 7256 sayılı “Varlık Barışı Kanunu” kapsamında şirkete yeniden yatırıldığı, bu işlemlerin kanunun amacına aykırı şekilde suçtan sağlanan gelirin sisteme dahil edilmesi ve aklanması niteliğinde olduğu iddia edildi.
MASAK raporlarıyla elde edilen bulgular doğrultusunda, suç örgütünün “nitelikli dolandırıcılık”, “kaçakçılık” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” gibi öncül suçlardan elde ettiği yasa dışı gelirler aracılığıyla ticari hacmini genişlettiği iddia ediliyor. Bu yolla elde edilen gelirlerin eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde şirket alımları, hisse devirleri ve yatırım faaliyetlerinde doğrudan kullanıldığı, örgütün hem ekonomik gücünü artırmayı hem de kamuoyunda meşruiyet kazanmayı hedeflediği kaydedildi.
121 Şirketin Mal Varlığına El Konulmuştu
Soruşturmanın operasyonel sürecinde çok kritik adımlar atılmıştı. Soruşturma kapsamında holdinge bağlı 121 şirketin mal varlığına el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bu şirketlere kayyum olarak atanmıştı. İstanbul Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından düzenlenen operasyonlarda, aralarında Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kenan Tekdağ’ın da bulunduğu şüpheliler gözaltına alınmıştı.
Savcılık sorgularının ardından şüphelilerden D.Ç, D.C, M.K. ve K.Ç. “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve “kara para aklama” suçlarından, C.C. ise “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan tutuklanmıştı. Şüpheli Tekdağ hakkında ise “ev hapsi” ve “yurt dışı çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı. Soruşturmanın en tepesindeki isimlerden biri olan Can Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can da “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme” ve “malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek” suçlarından sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
