Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Türkiye’de 300 binden fazla çocuk nasıl suça sürüklendi ve bu korkunç tablonun arkasında ne var

Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılı verileri Türkiye’de çocuk suçluluğuna dair acı

Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılı verileri Türkiye’de çocuk suçluluğuna dair acı tabloyu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererken geçen yıl 332 bini aşkın çocuğun adli soruşturmalara konu olması toplumda büyük yankı uyandırdı. Aile içi şiddetten parçalanmış aile yapısına, sosyal çevrenin etkisinden eğitim eksikliğine kadar pek çok faktörün tetiklediği bu krizde, çocukların verdiği “Okula gitseydim bu suçu işlemezdim” yanıtı sorunun temelini özetliyor.

Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan son veriler, suça sürüklenen çocuklar kavramının neden son yılların en kritik gündem maddelerinden biri olduğunu kanıtlar nitelikte. Geçtiğimiz yıl içerisinde 332 binden fazla çocuk hakkında soruşturma başlatılırken, istatistikler her bir şüphelinin ortalama iki farklı suç işlediğini ortaya koydu. Bu durum, çocukların sadece bir anlık hata ile değil, süreklilik arz eden bir suç döngüsünün içine hapsolduğunu gösteriyor.

Şiddet ve Suç Sarmalı Çocukları Nasıl Kuşatıyor

Adalet Bakanlığı bünyesinde görev yapan sosyal çalışma araştırmacıları ve psikologlar, cezaevlerinde bulunan 12-18 yaş aralığındaki 607 çocukla bir araya gelerek suçun kökenlerini araştırdı. Yapılan derinlemesine görüşmeler, çocukların suçla tanışmasında aile ve çevrenin belirleyici rolünü sarsıcı bir şekilde kanıtladı. Araştırmaya göre, suça karışan çocukların yüzde 43’ünün ailesinde suç işleyen bir birey bulunuyor. Sosyal çevrelerinde suçla temas edenlerin oranı ise yüzde 60 seviyesine ulaşmış durumda.

Tablonun en karanlık tarafını ise ev içindeki şiddet oluşturuyor. Görüşülen çocukların yüzde 81’inin kendi evlerinde şiddete maruz kaldığı anlaşıldı. Bu veriler, şiddetin hüküm sürdüğü bir ortamda büyüyen çocukların suçu bir yaşam biçimi veya kaçış yolu olarak görmeye başladığını işaret ediyor.

Hayatında Ne Olsaydı Suç İşlemezdin

Çalışma kapsamında uzmanların çocuklara yönelttiği “Hayatında ne olsaydı suç işlemezdin?” sorusu, aslında sistemdeki eksiklikleri ve çocukların ruhsal dünyasındaki kırılmaları da gün yüzüne çıkardı. Çocukların bir kısmı “Babam ölmeseydi”, “Annem başkasıyla evlenmeseydi”, “Evlendiği adam beni dövmeseydi” ifadelerini kullanarak yaşadıkları travmaları dile getirirken, bir kısmı da “Okula gitseydim bu suçu işlemezdim.” diyerek eğitimin koruyucu gücüne vurgu yaptı.

Yaralama Suçları İlk Sırada Yer Alıyor

Çocuk suçluluğundaki türler incelendiğinde, şiddet içerikli eylemlerin ağırlığı dikkat çekiyor. İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayhan Erbay, çocuklarda cinayet ve yaralamanın en temel iki şiddet unsuru olarak belirdiğini ifade etti. Erbay, mevcut durumu şu sözlerle analiz etti: “Yaralama fiilinin bütün diğer suç tiplerine göre daha ön planda olduğunu görüyoruz. Bu oran yüzde 35-40 bandına dayanmış durumda. “

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş ise aile içindeki suçlu figürlerin çocuk üzerindeki etkisine değindi. Evde suç işleyen birinin olmasının çocukların bu kişileri rol model almasına yol açtığını belirten uzmanlar, sadece cezaların artırılmasının yeterli olmayacağını, rehabilitasyon süreçlerinin ve sosyal destek mekanizmalarının hayati önem taşıdığını vurguluyor.