Muş’un Hasköy ilçesinde yüzyıllardır süregelen çok dilli yaşam kültürü, kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşatılmaya devam ediyor. Aynı aile içinde üç farklı dilin birden konuşulduğu bu sıra dışı ilçedeki kültürel zenginlik, duyanları hayrete düşürüyor.
Türkiye’nin kültürel mozaiğinin en canlı örneklerinden biri Muş’un Hasköy ilçesinde yaşanıyor. İlçede nesillerdir devam eden çok dilli yaşam kültürü, bölge halkının günlük hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Günlük yaşamda Arapça, Kürtçe ve Türkçe dillerini aynı anda kullanan ilçe sakinleri, bu kültürel mirası kaybetmemek için büyük bir çaba sarf ediyor.
Kuşaktan Kuşağa Aktarılan Kültür Mirası
Hasköy’deki bu zengin dil çeşitliliği, sadece yaşlılar arasında kalmayıp çocuklara ve torunlara da aktarılıyor. Evlerde, sokaklarda ve pazar yerlerinde üç dilin de yankılandığı ilçede, her yaştan insan bu dilleri akıcı bir şekilde konuşabiliyor. Bu kültürel zenginliğin canlı tanıklarından biri olan 70 yaşındaki Fetullah Gülen, ilçedeki yaşamı ve dillerin nasıl korunduğunu şu sözlerle özetliyor: “Biz hem Arapça hem Kürtçe hem de Türkçeyi biliyoruz. Bu dilleri çocuklarımıza ve torunlarımıza da öğretiyoruz”
Gelecek Nesillere Aktarılan En Büyük Zenginlik
İlçede yaşayan aileler, çocuklarının bu üç dili de öğrenmesini kültürel bir kimlik ve zenginlik olarak görüyor. Eğitim hayatında Türkçeyi etkin şekilde kullanan yeni nesil, aile içinde ve sosyal yaşamda ise Arapça ve Kürtçeyi öğrenerek büyüyor. Hasköy, bu hoşgörü ve kültürel birliktelik ortamıyla Türkiye’nin en özgün yaşam merkezlerinden biri olmaya devam ediyor.
