Türk arkeolojisinin sembol ismi Jale İnan, hayatını antik kentlerin gizemini çözmeye ve kayıp eserlerin izini sürmeye adadı. Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu unvanını taşıyan İnan’ın başarılarla dolu yaşamı, hem bilim dünyasında hem de kadın hakları mücadelesinde devrim niteliğinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Jale İnan, arkeoloji dünyasında sadece bir isim değil, bir devrin başlangıcı olarak kabul ediliyor. 1914 yılında İstanbul’da dünyaya gelen İnan, babası Aziz Ogan’ın izinden giderek toprağın altındaki sırları gün yüzüne çıkarmayı hayatının en büyük amacı haline getirdi. Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği en parlak zihinlerden biri olan İnan, azmi ve kararlılığıyla Türk arkeolojisinin uluslararası arenada saygınlık kazanmasında başrol oynadı.
Cumhuriyet döneminin öncü ismi Jale İnan nasıl bir eğitim aldı?
Eğitim hayatına İstanbul’da başlayan Jale İnan, arkeolojiye olan tutkusunu akademik bir başarıya dönüştürmek amacıyla Almanya’ya gitti. Berlin ve Münih üniversitelerinde arkeoloji eğitimi alarak donanımını artıran İnan, Türkiye’ye döndüğünde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde görev yapmaya başladı. Bu süreçte sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda sahada bizzat çalışan ve toz yutan bir araştırmacı olarak adını duyurdu.
Perge ve Side antik kentlerinde hangi keşiflere imza attı?
Jale İnan denilince akla gelen en önemli iki merkez Perge ve Side’dir. Bu iki antik kentin gün yüzüne çıkarılmasında, titizlikle kazılmasında ve restorasyon süreçlerinde İnan’ın emeği yadsınamaz bir büyüklüktedir. Özellikle Side Müzesi’nin kurulmasında öncü bir rol üstlenen ünlü arkeolog, aynı zamanda “Yorgun Herakles” heykelinin eksik parçasının Türkiye’ye geri getirilmesi sürecinde de yıllarca süren büyük bir hukuk ve diplomasi mücadelesi verdi.
Jale İnan’ın hayatı, zorluklar karşısında yılmayan bir bilim insanının ve Türk kadınının neleri başarabileceğinin en somut örneğidir. 2001 yılında aramızdan ayrılan İnan, geride sayısız kazı çalışması, onlarca akademik yayın ve Türk arkeolojisine yön veren öğrenciler bıraktı. Bugün Anadolu’nun her köşesindeki kazı alanlarında onun attığı temellerin ve bilime olan sarsılmaz inancının izleri görülmeye devam ediyor.
