İngiltere merkezli önemli yayın organlarından Middle East Eye’de, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü saldırıların ve ateşkes müzakereler üzerinden şekillenen yeni savaş senaryolarının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
İsrail’in Kahire’de yapılan ateşkese rağmen sahada askeri baskıyı artırdığı belirtilen analizde, Tel Aviv yönetiminin Gazze’de tam kontrol sağlamayı hedefleyen daha geniş kapsamlı bir strateji hazırlığında olduğu ve “silahsızlandırma” söyleminin bu plan için diplomatik bir zemin oluşturduğu ifade edildi.
Analizde ayrıca, İsrail’in Gazze’deki askeri yayılımı, Filistinli gruplara yönelik silahsızlanma baskısı, Netanyahu hükümetinin iç siyasi hesapları ve olası yeni geniş çaplı operasyonların bölgesel güvenlik dengelerine etkilerine dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte Middle East Eye’de yayınlanan analiz:
İsrail, Gazze’ye giren yardımları yüzde 80 oranında azalttı, tamamen işgal edilip boşaltılan bölgeleri genişletti, kendi adına hareket eden silahlı grupları saldırılar için devreye soktu ve özellikle gazetecileri, yerel polisi, sağlık ekiplerini ve Gazze’de kalan son güneş enerjili şarj istasyonlarını hedef alan hava saldırılarını artırdı.

İsrail ordusu aynı zamanda Gazze’deki toprak hakimiyetini genişletmeyi sürdürdü. Ateşkesin ilk aşamasında askeri konuşlanma sınırlarını belirleyen “Sarı Hat”, daha batıya kaydırıldı ve böylece Gazze’nin yüzde 60’tan fazlası İsrail ordusunun kontrolü altına girdi.
Geçtiğimiz hafta Deyr el-Belah’ta Filistinliler yerel seçimler için sandığa giderken İsrail, kentteki tüm telefonlara mesaj gönderdi. Mesajda şu ifadeler yer aldı:
“Yaklaşan seçimler vesilesiyle tebrikler. Bu bölgenin tek bir yöneticisi olduğunu unutmayın.”
Mesaj, bir İsrail istihbarat görevlisinin takma adıyla imzalanmış ve muhbir olmak isteyenlerin ulaşabileceği bir telefon numarası içeriyordu.

Bundan birkaç gün önce ise İsrail uçakları Şati Mülteci Kampı üzerine küçük kahve paketleriyle birlikte broşürler attı. Broşürlerde, “Sorun yaşamamak, geleceğini ve çocuklarının geleceğini korumak için bizimle iletişime geç” ifadeleri yer alıyordu. Kırmızı renkle yazılan bölümde ise “Hayatını ve aileni koru” şeklinde örtülü tehdit bulunuyordu.
İsrail’in iş birlikçi devşirme faaliyetlerini yoğunlaştırması genellikle büyük çaplı askeri operasyonların habercisi olarak değerlendiriliyor. Çünkü bu kişiler daha sonra İsrail ordusu için hedef havuzu oluşturuyor.
Saldırıya hazırlık mı?
Pazar günü savaşın yeniden başlatılmasını görüşmek için planlanan İsrail kabine toplantısı iptal edilse de, üst düzey İsrailli askeri yetkililer son dönemde çatışmaların yeniden başlaması yönündeki baskılarını artırdı.

Yetkililer, “Hamas’ı yenmek için en uygun zamanın şimdi olduğunu” savunuyor.
Sahadaki tırmanış Kahire görüşmelerini sabote etmeye yönelik görünse de, müzakerelerde yer alan bir Filistinli lider The New Arab’a yaptığı açıklamada, sunulan planın aslında olası bir İsrail saldırısını meşrulaştırmayı amaçladığını söyledi.
Mladenov’un sunduğu plana göre Filistinli gruplar tüm silahlı yapılarını derhal dağıtıp tamamen silahsızlanmayı kabul etmezse İsrail savaşı yeniden başlatacaktı. Planın çerçevesi, bilinçli biçimde reddedilecek şekilde hazırlandı ve böylece yeni bir İsrail saldırısına diplomatik kılıf oluşturulması hedeflendi.
Örneğin teklif, İsrail’in Trump planının ilk aşaması kapsamında yerine getirmediği tüm yükümlülükleri yeniden düzenliyor ve bunları silahsızlanma şartına bağlıyordu.

Altı ay önce İsrail’in, esir takası karşılığında Gazze’ye Uluslararası İstikrar Gücü’nün ve yeni teknokrat Filistin yönetiminin girişine izin vermesi, tüm askeri operasyonları durdurması gerekiyordu. Ancak İsrail bu süreçte 800’den fazla Filistinliyi öldürdü ve hâlâ söz konusu güçlerin Gazze’ye girişine izin vermedi.
Yeni plan ise Filistinli gruplardan önce tam silahsızlanmayı kabul etmelerini, ancak daha sonra İsrail’in daha önce yerine getirmediği yükümlülükleri yeniden üstlenmesini talep ediyor.
Silahsızlandırma baskısı
Ateşkesin ilk aşamasında İsrail’in ayrıca en az 200 bin çadır, 60 bin geçici konut, tıbbi malzeme, yakıt ve elektrik-su altyapısının onarımı için gerekli ekipmanların girişine izin vermesi gerekiyordu.

Ancak Mladenov planı bu yükümlülükleri erteledi.
Geçici barınma alanlarının yalnızca silahsızlanma süreciyle birlikte sağlanacağı, altyapı onarım malzemelerinin ise sadece silahsızlanmanın tamamlandığı bölgelere gönderileceği belirtildi.
Trump planında “saldırı” ve “savunma” silahları arasında ayrım yapılıyordu. Roket gibi İsrail’i hedef alabilecek silahlar saldırı kategorisinde değerlendirilirken, yalnızca yerel savunma veya direniş amacı taşıyan hafif silahlar farklı ele alınıyordu.
Ayrıca önceki planda “silahsızlanma” yerine Kuzey İrlanda barış sürecinden alınan “silahların devreden çıkarılması” kavramı kullanılmıştı. Bu yaklaşımda silahlar tamamen teslim edilmiyor, anlaşmanın uygulanmasının garantisi olarak depolarda tutuluyordu.

Mladenov’un önerisi ise “tam temizlik”, “ağır silahların yok edilmesi” ve tüm altyapının 90 gün içinde ortadan kaldırılması gibi sert ifadeler içeriyor. Bu süreç boyunca İsrail’in Gazze’den çekilmeyeceği de belirtiliyor.
Tüfekler dahi “ağır silah” kategorisine dahil edilmiş durumda. Bu da Filistinli grupların, İsrail herhangi bir çekilme gerçekleştirmeden önce tamamen savunmasız hale gelmesini şart koşuyor.
Netanyahu’nun savaş hesabı
Planın 91 ile 250. günleri arasında kişisel silahların da teslim edilmesi öngörülüyor. Ancak İsrail ordusunun çekilmesi yalnızca tam bağımsız doğrulama yapılan bölgelerde ve “kademeli” şekilde gerçekleşecek. Buna rağmen İsrail, Gazze’nin yaklaşık yüzde 18’lik bölümünü süresiz güvenlik tampon bölgesi olarak elinde tutacak.

Filistinli gruplar bu teklife sert tepki göstererek, İsrail’in önce ateşkesin ilk aşamasındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini savundu.
Nisan ayında arabulucular tarafından hazırlanan yeni “köprü önerisi” takvimi geçici olarak değiştirse de, İsrail çekilmesi ve yeniden imar süreci için tam silahsızlanmayı ön şart olarak korudu.
Filistin tarafı ise İsrail’in geçmişte verilen sözleri sürekli ihlal ettiğini ve özellikle İran savaşı sonrasında Amerikan garantilerinin güvenilirliğini tamamen kaybettiğini düşünüyor.
Hamas yönetimi teklifi kabul etse bile sahadaki birçok unsurun ve daha sert çizgideki diğer grupların, İsrail ordusu Gazze’yi kuşatmış durumdayken tamamen savunmasız kalmayı kabul etmeyeceği değerlendiriliyor.
İsrail’in nihai hedefi
Analize göre İsrail aylardır Gazze’nin tamamını çok daha sert yöntemlerle yeniden işgal etmeyi planlıyor. İsrail tarafı, bölgede artık İsrailli esir bulunmamasını askeri operasyonların önündeki en büyük engelin ortadan kalkması olarak görüyor.

İran savaşı öncesinde İsrail yönetiminin Trump’a, Gazze’de “işi bitirmeleri” ve bölgeyi tamamen silahsızlandırmaları için serbest hareket alanı verilmesi halinde bunun “Ortadoğu barışı vizyonunu” gerçekleştireceğini ve Trump’a Nobel Barış Ödülü kazandırabileceğini söylediği ifade ediliyor.
İsrail açısından Gazze’nin silahsızlandırılması söyleminin aslında daha büyük planları gizleyen bir perde olduğu belirtiliyor.
Başbakan Binyamin Netanyahu da kısa süre önce Gazze’nin artık İsrail için tehdit oluşturmadığını açıkça kabul etti. Şubat ayında Gazze’ye yakın Negev bölgesinde yeni bir havalimanı açılacağını duyuran Netanyahu, daha önce güvenlik nedeniyle riskli görülen bu alanın artık güvenli hale geldiğini söyledi.

Aynı dönemde Netanyahu, “Gazze’de fiilen ağır silah kalmadı. Topçu yok, tank yok, hiçbir şey yok” açıklamasını yaptı. Buna rağmen İsrail yönetimi, yaklaşık 60 bin tüfeğin teslim edilmesini talep ediyor. Bu silahların İsrail’i tehdit edecek kapasitesi olmadığı, ancak olası bir işgale karşı direniş için kullanılabileceği belirtiliyor.
İç siyaset ve savaş ihtimali
Analizde Filistin tarafında, önümüzdeki altı ay içinde yapılacak İsrail seçimlerine ilişkin ciddi kaygıların bulunduğu ifade ediliyor. Kamuoyu yoklamalarında Netanyahu’nun zayıfladığı ve İran’daki başarısız askeri sürecin ardından “zafer görüntüsüne” ihtiyaç duyduğu değerlendiriliyor.
İsrail siyasetinde daha önce birçok kez görüldüğü gibi Netanyahu’nun siyasi geleceğini korumak amacıyla yeniden Gazze’ye yönelebileceği ve savaşın yeniden başlamasını iç politik bir araç olarak kullanabileceği belirtiliyor.
