İngiltere merkezli yayın organlarından UnHerd’de, Rusya-Ukrayna savaşının mevcut seyri, Rusya’da giderek belirginleşen savaş yorgunluğu ve Avrupa’nın olası barış sürecindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
Analizde, Ukrayna’nın özellikle insansız hava araçlarıyla yürüttüğü saldırıların Rus ekonomisi üzerindeki etkilerinin arttığına dikkat çekilirken, savaşın uzamasının Rus siyasi ve entelektüel çevrelerinde de farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olduğu vurgulandı.
Analizde ayrıca, Trump yönetiminin Ukrayna müzakerelerinden uzaklaşma ihtimali, Avrupa Birliği’nin üstlenebileceği yeni rol, Moskova’ya sunulabilecek olası teşvikler ve kapsamlı bir siyasi çözüm olmaksızın sağlanacak ateşkesin Avrupa ile Ukrayna açısından doğurabileceği risklere ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
İşte UnHerd’de yayınlanan analiz:
Doğu Ukrayna’daki cephe hattında süregelen kanlı çıkmazla birleşen bu tablo, Rusya’da giderek artan bir savaş yorgunluğuna da katkıda bulunuyor.

İlk kez Rus siyasi ve entelektüel çevrelerinden bazı isimler, Kremlin’in temel taleplerinden vazgeçilmesi pahasına bile olsa savaşın erken bir barış anlaşmasıyla sona erdirilmesi çağrısında bulunmaya başladı.
Rus yorumcu Alexander Nosovich’in Moskovsky Komsomolets gazetesinde ifade ettiği gibi;
“Uzman topluluğu ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim hedeflere ulaşılıncaya kadar özel askeri operasyonun sürdürülmesini savunurken, diğer kesim artık sona erdirilmesi gerektiğini düşünüyor. Çünkü en kötü senaryo yenilgi bile değil; sonsuza kadar sürecek bir özel askerî operasyon.”
Avrupa için yeni fırsat
Buna rağmen, bugüne kadar yürütülen barış sürecinin sonuç vermemesinden rahatsız olan ve dikkatini İran ile yaşadığı savaşa yönelten Trump yönetimi, Ukrayna konusundaki müzakerelerden giderek uzaklaşıyor gibi görünüyor.

Bu durum, Avrupa Birliği için önemli bir fırsat yaratıyor. Avrupa, Trump’ın 2025 yılında başlattığı barış girişiminden bu yana müzakere sürecinde daha etkin bir rol talep ediyordu. Avrupa’daki resmî çevreler ve medya kuruluşları artık bir başmüzakereci atanması ihtimalini tartışıyor. Ancak şu ana kadar bu konu, durumun gerektirdiği aciliyet düzeyinde ele alınmış değil.
Moskova’daki farklı eğilimler
Rusya’daki savaş kaynaklı hoşnutsuzluk iki farklı yöne evrilebilir. Nüfusun çoğunluğu mevcut cephe hatları boyunca bir ateşkes ve barış anlaşmasını kabul etmeye eğilimli görünürken, daha küçük ancak sesini güçlü şekilde duyuran bir kesim Avrupa’ya karşı çok daha sert bir tırmanma stratejisini savunuyor.

Bu yaklaşımın amacı, ABD’yi yeniden müzakere masasına çekmek ve Avrupalıları korkutarak Rusya’nın şartlarını kabul etmeye zorlamak olarak görülüyor.
Avrupa’nın savaşın sona erdirilmesinde yapıcı bir rol oynayabilmesi için Vladimir Putin’e somut teşvikler sunması gerekiyor. Bu kapsamda yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi ve ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik teklifler önemli bir rol oynayabilir.
Enerji ticaretinin sınırlı ölçekte yeniden başlaması da hem Avrupa’nın çıkarlarına hizmet edebilir hem de Rusya açısından önemli faydalar sağlayabilir. Zira Moskova, giderek artan biçimde Çin’e bağımlı hale gelmesinden rahatsızlık duyuyor. Ayrıca Pekin’in enerji alımları ve yatırımlar konusunda mümkün olan en sert pazarlık pozisyonunu benimsemesi de Rus tarafında hoşnutsuzluk yaratıyor.
Ateşkes tartışmasının çıkmazı
Bununla birlikte Avrupa siyasetçilerinin gerçekten kapsamlı bir barış düzenlemesi üzerinde düşündükleri henüz net değil. Mevcut söylem daha çok, uzun vadeli bir çözüm müzakeresi başlamadan önce Rusya’yı koşulsuz bir ateşkese zorlamak üzerine kurulu.

Moskova ise bu talebi kesin bir dille reddetmiş durumda. Rusya bu tutumunu sürdürürse savaşın belirsiz bir süre boyunca devam etmesi kaçınılmaz hale gelebilir. Kiev ve Avrupa başkentleri ise Batılı yetkililer arasında Ukrayna’nın savaşın gidişatını değiştirdiğine yönelik söylemlerin artması nedeniyle bu durumu tolere edebilir.
Cephedeki gerçeklik
Ancak bu değerlendirme ciddi ölçüde hatalı olabilir. Rusya’nın büyük ölçekli ilerleme sağlamasını engelleyen faktörlerin başında gelen insansız hava araçları, Ukrayna’nın Rus kuvvetlerini geri püskürtmeye yönelik olası girişimlerini de aynı şekilde zorlaştıracaktır.

Yıpratma savaşında Rusya ciddi kayıplar veriyor olsa da, çok daha küçük bir nüfusa sahip olan Ukrayna da ağır bedeller ödüyor. Bu nedenle savaşın mevcut dinamikleri taraflardan herhangi birine kısa vadede belirleyici askerî üstünlük sağlayacak bir tablo ortaya koymuyor.
Donmuş çatışmanın tehlikeleri
Kapsamlı bir siyasi çözüm olmadan yalnızca ateşkes sağlanması, Ukrayna ve Avrupa hükümetleri açısından iç politikada kolay bir seçenek gibi görünebilir. Ancak yarı donmuş bir çatışma durumu gerçekte bu ülkelerin çıkarlarına hizmet etmeyebilir.

Böyle bir senaryo, Keşmir’de görülen modele benzer şekilde, düzenli aralıklarla yaşanan çatışmaların ve her an yeniden geniş çaplı savaşa dönüşme riskinin bulunduğu kalıcı bir istikrarsızlık yaratabilir.
Ukrayna açısından bu durum ekonomik yeniden yapılanmanın önünde büyük bir engel oluşturacaktır. Avrupa için ise daha yoğun bir militarizasyon anlamına gelecek, acil iç sorunlara ayrılması gereken kaynaklar ve siyasi dikkat savunma harcamalarına yönlendirilecektir.
Ayrıca Rusya korkusunun sürmesi, Avrupa ülkelerinin güvenlik konusunda sürekli olarak Washington’un korumasına yönelmesine neden olacak ve böylece Avrupa’nın ABD ve İsrail’in Orta Doğu’daki politikalarından bağımsız hareket edebilme kapasitesini daha da zayıflatacaktır.
Avrupa’nın önündeki tercih
Avrupa kıtasının geleceği açısından liderlerin önünde temel bir tercih bulunuyor. Amaç savaşı yalnızca dondurmak değil, kalıcı biçimde sona erdirmek olmalıdır.

Aksi halde Avrupa, çözülmemiş bir çatışmayı yıllarca buzdolabında saklayıp, bir gün sistemin arızalanacağı endişesiyle yaşamaya devam edecektir.
