WOTTV E-DERGİ
DOLAR 32,5038 0.08%
EURO 34,7826 -0.12%
ALTIN 2.496,260,50
BITCOIN 21115871,52%
Kerkük’te Türkiye’ye Verilmek İstenen Mesaj Nedir?

Kerkük’te Türkiye’ye Verilmek İstenen Mesaj Nedir?

11 Eylül 2023 09:46
Kerkük’te Türkiye’ye Verilmek İstenen Mesaj Nedir?
0

BEĞENDİM

Prof. Dr. Celalettin Yavuz – Güvenlik Politikaları Uzmanı, 08 Eylül 2023

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ağustos 2023 ayı sonlarında komşu ülkeleri kapsayan bir diplomasi mekiğini Irak’ın başkenti Bağdat ve ardından aynı ülkedeki Kürt Bölgesel Yönetimini ziyaretle gerçekleştirdi. Karşılıklı ticareti geliştirmeyi öngören konular ve bölgenin istikrarı için de önemli bulunan bu ziyaret sonunda 28 Ağustos’ta “World of Türkiye” sayfamızda “Dışişleri Bakanı Fidan’ın PKK’yı Tasfiye Ziyareti” başlığı altında bir analizimiz yayınlandı. Fidan’ın Irak ziyaretinin üzerinden henüz bir hafta geçmişken Türk diyarı Kerkük’te 3 Eylül’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Göstericilerden ölen ve yaralananların olduğu Kerkük’te yaşananları öncesini hatırlatarak ele almaya çalıştık.

Türk Kenti Kerkük’ü Kürtleştirme Çalışmaları

Kerkük yakın geçmişte iki kez Türklerin aleyhinde olacak şekilde demografik değişikliklere uğradı. Petrol kaynaklarıyla da ünlü Kerkük’te önce Baas rejimi zamanında kente dışardan Arap unsuru getirtilerek yerleştirildi. Böylece demografik yapı Türkler ve Kürtler aleyhine bozuldu. ABD’nin 2003 Irak işgali sonrası, işgalde kendilerine en çok yardım eden Kürtler için “Kürtler, soframızın en iyi yerinde ağırlanmayı hak ediyorlar!” diyen ABD’li yönetici ve komutanların isteğiyle Kerkük’te Türkler ve Arapların çok üzerinde Kürt yoğunluğu yerleştirilmesine izin verildi. Ayrıca nüfus, mezar ve tapu kayıtları değiştirildi. Bu gelişmeler sonucunda da demografik yapı gene Türkler ve Araplar aleyhinde değişti.

Kerkük’ün geleceği, 2003-2010 döneminde “Kerkük’ün statüsü” adı altında sıkça tartışılmıştı. Kerkük Türklerinin hak ve menfaatlerinin korunması Türkiye’nin hassasiyetle izlediği bir durum olup, “Kerkük’ün statüsü”nün muhafazası önemliydi. Ancak Arap Baharı ile birlikte bölgede “IŞİD” (DEAŞ) belası izledi. Kerkük bölgesinde de etkili olan DEAŞ, ABD’ye destek veren Kürt Bölgesel Yönetimi ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani’ye bağlı peşmergelerinin marifetiyle “kurtarıldı!” Ardından da Kerkük peşmergelerin kontrolüne geçti. Ancak Barzani’nin komşu ülkelere, Bağdat yönetimine ve hatta ABD’ye rağmen 2017’deki “bağımsızlık” referandumu sonrası merkezi hükümet Kerkük’ü peşmerge kontrolünden kurtarmış, KDP’nin işgal ettiği Irak ordusuna ait binayı tekrar orduya tahsis etti.

Kerkük’te Son Gelişmeler

Peşmergeden temizlenen binaya Kerkük Operasyonlar Komutanlığı yerleşerek komutanlık karargahı haline getirmişti. Ancak bölgeyi DEAŞ’tan kurtardığı gerekçesiyle binada hak iddia eden KDP, hükümetle pazarlık görüşmeleri sırasında da sözünü almış olacak ki, anılan binanın kendilerine geri verilmesini istedi. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin talimatıyla komutanlık karargahının boşaltılarak KDP’ye devredileceğine ilişkin hazırlıklar yapıldığı duyulunca 25 Ağustos’tan itibaren protestolar artarak devam etti.

Genellikle komutanlık karargahı önünde gerçekleşen gösterilere Kerkük’teki Sünni Arap Aşiretleri, Türkmenlerden farklı gruplar ve Kays el-Hazali liderliğindeki Asayib Ehlilhak Hareketi taraftarlarından destek verildiği ileri sürülmektedir. Binanın KDP’ye teslim edilmesini reddeden Türkmenler ve Araplar Kerkük – Erbil yolunu trafiğe kapatınca, yolun açılmasını isteyen ve Kürtlerin yoğunlukta olduğu Rahimava bölgesindeki protestoda arbede çıktı. 4 protestocu hayatını kaybederken 14 kişi de yaralandı. Bunun üzerine Kerkük Valisi karargah binasının KDP’ye teslim edilmesi kararının ertelendiğini bildirince protestolar sona erdi.

Dışişleri Bakanı Fidan’ın Irak ziyareti sonrası yaşanan gelişmeler PKK terör örgütünün provokasyon yapabileceğini hatırlattı. Her ne kadar KDP, bazı konularda PKK ile çatışıyor gibi görünse de son yıllarda Kerkük’te PKK’nın yeşermesine göz yumulduğu da bilinmektedir. Fidan’ın, son gelişmeler üzerine “Türkmenlerin haklarının korunması, Irak politikamızın ana politika unsurları arasında yer alıyor. Türkmenleri her alanda desteklemeye devam edeceğiz!” şeklindeki sözü sadece güvence olarak görülmemeli, tutulmalıdır da! Çünkü henüz çözülmeyip geçici olarak dondurulan sorun, gelecekte yeni olaylara gebedir.

Celalettin Yavuz

Güvenlik Politikaları Uzmanı Lisans ve Y. Lisans öğrenimini Milli Savunma Üniversitesinde (Deniz Harp Okulu – 1974; Deniz Harp Enstitüsü-1983) tamamladı. Daha sonra Silahlı Kuvvetler Akademisi öğrenimi (1985-86) gördü ve “Irak’ın Geleceği” ile ilgili bitirme tezini yazdı. 1989-1991 döneminde Führungsakademie (Hamburg/Almanya) 2 yıllık Güvenlik Politikası-Strateji-Stratejik İstihbarat-Jeopolitik, Askeri Tarih eğitimi aldı. “İstanbul Boğazı’nın Karadeniz Sahildarı Ülkeler Üzerindeki Jeopolitik ve Stratejik Etkileri” (Almanca) başlıklı mezuniyet tezini yazdı. Genelkurmay Personel Başkanlığı’nda görevli iken Kıbrıs Barış Harekâtı’nın madalya ve taltif projesini gerçekleştirdi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı karargâhında NATO Planlama direktifleri ve kuvvet plan çalışmaları üzerinde çalıştı. Ayrıca bir yıl boyunca Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantı Dosyasını hazırladı. Ege'de gerilimli 1980'li ve 1990'lı yıllarda 2 ayrı geminin komutanlıklarını yaptı. 1994-1997 döneminde Almanya'da Deniz Ataşeliği sırasında Deniz Ataşe Birliği'nin başkanlığına (doyen) ve 143 kişilik Askeri Ataşeler Birliği'nin Yönetim Kuruluna seçildi. Daha sonra Mersin’de Karakol ve Çıkarma Gemileri Komodorluğu’nun ardından Genelkurmay Yunanistan Kıbrıs Dairesinde Yunanistan Şube Müdürü iken “Türk-Yunan Ege’de Güven Arttırıcı Önlemler Paketi” projesinin (Ocak 2000) yöneticiliğini yaptı. Türk-Yunan sorunları üzerinde General-Amiral Oryantasyon Kursu, Harp Akademileri, Milli Güvenlik Akademisi ve TSK İstihbarat Okulu'nda dersler veren Yavuz, Deniz Harp Okulu Dekanı olduğu 2001-2003 döneminde "Denizcilik Tarihi-Deniz Stratejisi", "Askeri Strateji" ve "Liderlik" dersleri verdi. 1994’te Dr., 2002’de Doç.Dr. olan Yavuz, Milli Güvenlik Akademisi öğretim üyesi iken 30 Mart 2004’te istekle emekli oldu ve BİLKENT Üniversitesi’ne ilaveten Milli Güvenlik Akademisi’nde Türk-Yunan Sorunları, Suriye, Ortadoğu, Terörle Mücadele dersleri, 2012’de Prof.Dr. olduktan sonra da Atılım Üniversitesi’nde (2012-2013) ve Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsünde (2013 Bahar) Y. Lisans ve Doktora, Ufuk ve Başkent üniversitelerinde lisans dersleri verdi. 2022 yılı başlarında adı Topkapı Üniversitesi olarak değiştirilen “Ayvansaray Üniversitesi”nde İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nin kurucu dekanlığını yapan, fakülteyi 16 bölüme çıkartan Prof.Dr. Yavuz, “İstihbarat, Strateji ve Terörizm/Avrupa'da Terör Örgütleri” gibi 3 farklı konuda sertifika dersleri yanında İstanbul Topkapı Üniversitesi’nde lisans ve Y. Lisans dersleri verdi. Güvenlik Bilimleri ve Uygulamaları Y. Lisans programının kurucu ABD Başkanlığını Eylül 2022’ye kadar sürdürerek “Küresel Güvenlik Stratejileri” üzerine sertifika programı hazırladı. Mayıs 2020 ayında uluslararası sempozyum düzenledi ve bizzat sunum yaptı. Milli Savunma Üniversitesi’nde (Harp Akademileri) 2019 yılından beri “Dış Politika Analizi” ile “Küresel Güvenlik Stratejileri” başlıklı ders verdi. Genelkurmay SAREM “Dış Uzman”lık (2003-2010), Türk Askeri Tarih Kurulu (TATK) Genel Kurul üyeliği (1999-2007), Gnkur. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi “ATAREM” Genel Kurul Kurucu Üyeliği (1999-2007), Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim/Öğretim Kurulu üyeliği (2001-2003), Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) “Strateji” Grubu üyeliği (2005-2011), Türk Ocakları Genel Merkezi Hars Heyeti (en üst düzeydeki kültür kurulu) üyeliği (2004-2010), TÜRKSAM düşünce kuruluşunun Kurucu Başkan Yardımcısı ve Terör Bölümü Başkanlığı (2008-2012) yapan Prof.Dr. Yavuz, pek çok süreli yayının yayın ve hakem kurullarında yer almaktadır. Almanca ve İngilizce bilen Prof.Dr. Yavuz’un “Güvenlik politikaları, Askeri Tarih/Strateji, İstihbarat, Ortadoğu, çevre ülkeler, terörle mücadele, bölgesel-küresel sorunlar, küresel güvenlik stratejileri ve Deniz Tarihi konularında, çoğu müstakilen yazılmış 30’un üzerinde kitabı ve süreli dergilerde yazılmış çok sayıda makalesi mevcuttur. Halen Anadolu Ajansı ve Yeni Şafak gazetesinin “Düşünce Günlüğü” bölümünde her ay “Bölgesel ve Küresel Güvenlik Politikaları” üzerine analizleri yayınlanan Yavuz’un son dönemde Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE)’de konferansları, sitesinde yazıları yayınlanmakta olup, gene son zamanlarda Devlet Dergisi ve Türk Yurdu dergilerinde de yazıları yayınlanmaktadır. Ayrıca, Eylül 2022’den itibaren TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda haftada bir gün “Mavi Vatan” adlı bir programın yapımcılığını (ve yorumculuğunu) yapmaktadır. Ankara’da ikame eden Prof.Dr. Yavuz, evli, iki çocuk babası olup Almanca ve İngilizce bilmektedir.

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.