Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Rusya’nın NATO Fobisi ve NATO’nun Trump ile İmtihanı – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 13 Ocak 2026

NATO ile Rusya arasındaki gerilim, çoğu zaman tanklar, sınırlar ve füzeler üzerinden okunur. Oysa asıl mesele haritalardan çok zihniyetlerle ilgilidir. Rusya’nın NATO’ya bakışı bir güvenlik kaygısından öte, tarihsel bir kuşatma algısına dayanırken; NATO’nun son yıllardaki en büyük sınavı, dışarıdan gelen tehditlerden ziyade içerideki belirsizlik olmuştur. Bu belirsizliğin adı ise Donald Trump’tır.

Rusya açısından NATO, bir savunma ittifakı değil; Soğuk Savaş’ın bitmesine rağmen dağılmayan, üstelik genişlemeye devam eden bir mirastır. Moskova’nın gözünde NATO, verilen sözleri tutmayan Batı’nın somutlaşmış halidir. “Bir adım daha doğuya genişlemeyecek” denilen yapı, yıllar içinde Rusya sınırlarına kadar dayanmıştır. Bu durum Kremlin’de yalnızca stratejik değil, psikolojik bir alarm üretmiştir.

Bu nedenle Rusya’nın NATO fobisi, ani reflekslerden değil, birikmiş güvensizlikten beslenir. Ukrayna, Gürcistan ya da Baltıklar meselesi, Moskova için tek tek ülkelerden çok daha fazlasıdır. Bunlar, Rusya’nın büyük güç olma iddiasının sınandığı eşiklerdir. NATO ise bu eşiklerde sadece askeri bir aktör değil, tarihin hatırlatıcısıdır.

Ancak madalyonun diğer yüzünde NATO’nun kendi iç sınavı duruyor. İttifak, Rusya’yı caydırmak için birlik mesajı vermeye çalışırken, Donald Trump yıllarında bu mesajın tonu ciddi biçimde zayıfladı. Trump için NATO, ideolojik bir güvenlik topluluğu değil, maliyetli bir anlaşmaydı.

“Kim ne kadar ödüyor?” sorusu, “neden birlikteyiz?” sorusunun önüne geçti.

Bu yaklaşım, Moskova’da dikkatle izlendi. Çünkü NATO’nun en büyük gücü silahları değil, kararlılık algısıdır. Trump’ın “ABD NATO’dan çekilebilir” imaları, Rusya açısından askeri bir fırsattan çok, siyasi bir çatlak olarak okundu. İttifakın iç uyumu sorgulanırken, Kremlin NATO’nun kırılgan yönlerini daha net görme imkanı buldu.

Buradaki ironik durum şudur:
Rusya NATO’dan korkarken, NATO kendi liderliğinden emin olamamaya başladı.

Trump, NATO’yu zayıflatmak istemiş olsun ya da olmasın, ittifakın en hassas noktasına dokundu: öngörülebilirlik. Çünkü NATO’nun caydırıcılığı, sadece askeri kapasiteye değil, Washington’un koşulsuz bağlılığına dayanır. Bu bağlılık sorgulandığında, Rusya’nın NATO fobisi yerini temkinli bir cesarete bırakır.

Bugün gelinen noktada iki taraf da birbirini yanlış okumaya müsaittir. Rusya, NATO’nun genişlemesini varoluşsal bir tehdit olarak görmeye devam ettikçe sertleşiyor; NATO ise iç siyasi dalgalanmaları dış tehditlerle dengelemeye çalışıyor. Trump faktörü bu dengeyi bozmuş, ittifakı daha gerçekçi ama daha huzursuz bir çizgiye taşımıştır.

Rusya’nın NATO çekincesi ile NATO’nun Trump sınavı aynı fotoğrafın iki parçasıdır. Biri geçmişin travmalarıyla hareket ediyor, diğeri geleceğin belirsizliğiyle.

Not: ”Büyük ittifaklar, en çok dış düşmanlardan değil; iç tereddütlerden yara alır.”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER