Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Halkı, Farkında Olmadan Bir Otodenetim Mekanizmasının Parçası Haline Getirmek: İşte Asıl Ustalık Burada Başlar – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 16 Ocak 2026

 

Modern istihbarat sistemleri artık yalnızca kulaklara, kameralara ya da dijital izlere dayanmaz. En verimli ve en ucuz yöntem çok daha eskiden keşfedildi: insanı, yine insanla denetlemek. Halkı, farkında olmadan bir otodenetim mekanizmasının parçası haline getirmek. İşte asıl ustalık burada başlar.

Bu sistemin temelinde basit ama sarsıcı bir ilke vardır: Kimse kimseye güvenmemelidir. “O şunun adamı”, “Bu kesin bir yere çalışıyor”, “Sessizse kesin bir şey biliyordur” gibi cümleler bir toplumda yaygınlaştığında, istihbarat için olağanüstü verimli bir zemin oluşur. Çünkü artık bilgi, zorla değil; korkuyla, şüpheyle ve gönüllü olarak akar.

Gambazlık kültürü bu noktada devreye girer. Ama bu kelimeyi dar anlamıyla düşünmemek gerekir. Artık kimse karanlık köşelerde fısıldayarak ihbar etmiyor. Sosyal medyada imalar, televizyon ekranlarında üstü kapalı mesajlar, köşe yazılarında “isim vermeden” yapılan göndermeler var. Medyaya mal olmuş birkaç figür üzerinden halka sistemli bir korku pompalanıyor.

Mesaj net: Bir toplumu ayakta tutan şey korku mudur, yoksa güven mi?

Bu korku, bireyi pasifleştirmez; tam tersine onu sürekli tetikte tutar. İnsanlar konuşurken kelimelerini tartar, susarken bile kendilerini suçlu hisseder. İşte bu atmosferde bilgi, en ham ve en gerçek haliyle ortaya çıkar. Çünkü insan, korktuğunda saklamak yerine açılır. Kimi kendini aklamak için konuşur, kimi başkasını işaret ederek kurtulmaya çalışır.

Rusya’nın uzun süredir kullandığı ve ustalaştığı sistem de budur. Ne her evi dinlemeye ne de herkesi fişlemeye ihtiyaç vardır. Toplum, kendi kendini fişler. Kendi kendini izler. Kendi kendine ceza keser. Devlet yalnızca bu akan veriyi toplar, tasnif eder ve gerektiğinde kullanır. Soğuk, mekanik ama son derece etkilidir.

Bu sistemin en tehlikeli yanı, görünmez olmasıdır. Kimse “bizi izliyorlar” diye sokaklara dökülmez çünkü izleyen belirli bir yapı yoktur. İzleyen, komşudur. Meslektaştır. Aynı masada çay içtiğin insandır. Böyle bir ortamda gerçek muhalefet değil, yalnızca kontrollü itirazlar kalır. Herkes sınırını bilir, çünkü sınırı aşmanın bedelini hayal gücü zaten fazlasıyla ödemiştir.

Başarılı mıdır? Tarihsel olarak bakıldığında evet. Hala ayakta olan sistemler bunun kanıtıdır. Ancak başarı her zaman meşruiyet anlamına gelmez. Toplumlar bu tür düzenlerde uzun süre ayakta kalabilir; fakat bedelini yavaş yavaş öder. Güven duygusu erir, dayanışma zayıflar, herkes yalnızlaşır. İnsanlar aynı ülkeyi paylaşır ama aynı geleceği paylaşamaz hale gelir.

Bir toplumu ayakta tutan şey korku mudur, yoksa güven mi?

Kısa vadede korku işe yarar. Uzun vadede ise geriye yalnızca sessiz, yorgun ve birbirinden şüphe eden bireyler kalır. İstihbarat açısından bu bir “başarı” olabilir. Ama toplum açısından, bu sessiz bir çöküştür.

Bu sistemde kimse masum değildir. Çünkü susmak da, konuşmak da bir veridir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER