Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Değişti; Prosedür Gereği Yeni Büyükelçinin Cumhurbaşkanı’na Güven Mektubunu Sunması Gerekir

Reşit Kemal AS – 17 Ocak 2026

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi değişti; prosedür gereği yeni büyükelçinin Cumhurbaşkanı’na güven mektubunu sunması gerekir. Ancak bu adımın gecikmesi, Ankara kulislerinde ve dış politika çevrelerinde ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:

Neden?

Güven mektubu, sadece diplomatik bir formalite değildir. O belge, bir devletin diğerine “seni muhatap alıyorum, ilişkileri bu kişi üzerinden yürüteceğim” demesidir. Yani mesele kağıt değil, niyet beyanıdır. Dolayısıyla gecikme, teknik olmaktan çok siyasi bir anlam taşır.

Rusya gibi diplomasiyi satranç tahtası gibi kullanan bir devlet için zamanlama asla tesadüf değildir. Moskova, mesajlarını çoğu zaman açıklamalarla değil, takvimlerle ve gecikmelerle verir. Bu nedenle Ankara’ya sunulmayan güven mektubu, bir ihmalden ziyade, ölçülmüş bir bekleyiştir.

Peki Moskova neyi bekliyor olabilir?

Birinci ihtimal, Türkiye–Rusya ilişkilerinin çok katmanlı yapısıdır. Enerji, savunma, Suriye, Ukrayna savaşı, Karadeniz dengesi ve Batı ile ilişkiler… Bu başlıkların her biri, iki ülke arasında ayrı bir pazarlık alanı yaratıyor. Güven mektubunun gecikmesi, Moskova’nın bu dosyalarda genel tabloyu görmek istediğini düşündürüyor olabilir. Yani elçi atanmış, ama mesaj henüz “tamam” demiyor.

İkinci ihtimal, Suriye ve bölgesel denge meselesidir. Türkiye’nin son dönemde sahadaki ve masadaki hamleleri, Rusya açısından dikkatle izleniyor. Ankara’nın ABD, NATO ve bölge ülkeleriyle yürüttüğü diplomasi trafiği, Moskova’nın reflekslerini doğrudan etkiliyor. Bu çerçevede güven mektubunun gecikmesi, “ilişkiler normal ama koşulsuz değil” demenin zarif bir yolu olabilir.

Üçüncü ihtimal, Rusya, Türkiye ile ilişkilerini kurumsal değil, liderler arası düzlemde tutmayı tercih ediyor olabilir. Putin–Erdoğan hattı, yıllardır birçok krizi aşan bir kanal olarak işliyor. Bu durumda büyükelçilik düzeyindeki sembolik adımlar, ikincil bir öneme itilmiş olabilir. Yani Moskova, “asıl muhatabım belli” mesajını sessizce veriyor olabilir.

Ancak bu durum Ankara açısından önemsiz midir? Hayır.

Türkiye, diplomasiyi kurallar ve devlet geleneği üzerinden okuyan bir ülkedir. Güven mektubunun sunulmaması, ilişkilerin kopması anlamına gelmez; ama diplomatik ritmin bozulduğunu gösterir. Bu da ister istemez “acaba yeni bir soğukluk mu var?” sorusunu gündemde tutar.

Öte yandan, bu gecikmenin Türkiye’ye yönelik bir baskı unsuru olarak kullanıldığı ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Diplomasi, bazen kapıyı çarpmadan rahatsız etmeyi sever. Güven mektubunu sunmamak, “ilişkileri askıya almıyorum ama hızını ben belirlerim” demenin inceltilmiş bir yoludur.

Ortada bir kriz yok, ama net bir mesaj var.
Bir kopuş yok, ama bir mesafe hissi mevcut.
Ve evet, bu mesafe bilinçli.

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi değişti ama güven mektubu hala masada değilse, bu bize şunu söylüyor: Moskova, ilişkileri bitirmiyor; yeniden tartıyor.

Diplomaside bazen beklemek, konuşmaktan daha güçlüdür.
Ve bazen sunulmayan bir mektup, sunulan onlarca açıklamadan daha fazlasını anlatır.

Ankara’nın ise bu sessizliği nasıl okuduğu ve nasıl karşılık verdiği, önümüzdeki dönemin asıl belirleyici başlığı olacaktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER