Reşit Kemal AS – 20 Ocak 2026
Türkiye’nin yıllardır en ağır bedeller ödediği bir gerçeği var: Terör.
Ve bu terörün bir adı var: PKK.
Buna rağmen bugün hala aynı cümleyi tekrar etmek zorunda kalıyorsak, ortada ciddi bir zihin bulanıklığı var demektir. Türklerin Kürtlerle, Kürtlerin Türklerle bir meselesi yoktur. Hiç olmadı. Bu ülkenin ortak acıları da ortak sevinçleri de var. Sorun, bu hakikatin yıllardır bilinçli olarak çarpıtılmasıdır.
Biz söyledik.
“DEM Parti Kürtlerin tamamını temsil etmiyor” dedik.
“PKK = Kürtler değildir” dedik.
“Terör örgütü ile halkı aynı kefeye koymak, teröre en büyük iyiliktir” dedik.
Ama anlatamadık.
Çünkü birileri ısrarla PKK’yı Kürtlerin temsilcisi gibi sunmakta beis görmedi. Daha da kötüsü, bu algıyı güçlendiren söylemler devletin en tepesinden geldi. Koridorlarda karşılananlar, “kurucu önder” imalarıyla meşrulaştırılan isimler, terörle arasına mesafe koyamayan siyasi yapılar…
Bugün Nusaybin’de SDG/YPG’ye destek için yapılan miting, sınırımızda Türk bayrağını indirenlere sahip çıkan zihniyetin açık fotoğrafıdır. Ve o fotoğraf karesinde, bu ülkenin Meclisi’nde oturan DEM Partili milletvekilleri de vardır. Yani yıllardır “PKK ile aranıza mesafe koyun” dediğimiz ama her fırsatta bu çağrıyı boşa düşüren siyaset anlayışı…
O halde soralım:
Devlet Bahçeli neyi meşrulaştırmak istiyor?
Terörle mücadelede kararlılık söylemiyle, terörün siyasi uzantılarıyla kurulan bu temas nasıl açıklanabilir? PKK’yı Kürtlerin temsilcisi gibi gösteren bu yaklaşım kime hizmet ediyor? Kürt vatandaşlara mı, yoksa örgütün propagandasına mı?
Asıl tehlike tam da burada yatıyor. PKK’yı “Kürtlerin sözcüsü” gibi sunmak, örgütün yıllardır ulaşamadığı meşruiyeti ona altın tepsiyle sunmaktır. Bu, Kürt vatandaşlara yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Çünkü bu ülkede milyonlarca Kürt, PKK’dan nefret ediyor; evladını bu örgüte kurban vermiş, hayatını bu topraklara adamış durumda.
Peki hata ne zaman anlaşılacak?
Belki de asıl acı olan şu: Artık kimsenin umurunda olmaması. Toplum, bu çelişkilerden yoruldu. Söylenenle yapılan arasındaki uçurum büyüdükçe, siyaset güven kaybediyor. Terörle mücadele söylemi, içi boş bir ritüele dönüşüyor.
Oysa çözüm zor değil.
Netlik gerekiyor.
İlkesel duruş gerekiyor.
Terörle arasına mesafe koyamayanla, kim olursa olsun, mesafe koymak gerekiyor.
Kürtleri PKK’dan kurtarmadan, Türkiye’yi terörden kurtaramazsınız.
Ve PKK’yı meşrulaştırarak, bu ülkeye barış getiremezsiniz.
Bu kadar basit.




YORUMLAR