Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Ceyhun Bozkurt

Trump Neden Değil Sonuç – Ceyhun Bozkurt

Ceyhun BOZKURT – 21 Ocak 2026

 

Trump’ın bir yılı üzerine çok yoğun yorumlar yapılıyor. Bir yılın bir asır gibi geçtiği söyleniyor.

Evet, kabul…

Trump’ın 20 Ocak 2025 tarihinde başladığı görevinin ilk yılında olağanüstü olaylar yaşandı.

Trump’ın kararları uluslararası sistemi sarstı yönünde yoğun yorumlar yapılıyor.

Ben de sorayım: Trump öncesinde dünyada bir sistem var mıydı?

Daha doğru soru şu olur herhalde: Trump öncesinde dünyada adil bir sistem var mıydı?

Trump gelince mi sorunlar başgösterdi.

Yanıtını hepimiz biliyoruz.

Elbette ki hayır.

İki dünya savaşı ve sonrasında kurulan sistem tamamen güçlülerin hukukunun uygulandığı bir sistemdi.

Batı emperyalizminin Soğuk Savaşı kazandığı sistemin üç sacayağı vardı.

 

  • Ekonomik
  • Askeri
  • Siyasi

 

Bu sacayaklarını ayakta tutmak için kurumsal altyapı da oluşturuldu.

 

Ekonomik anlamda, doları rezerv para olarak da belirleyen Bretton Woods anlaşması kritik eşik… Anlaşma 1970’li yıllarda bozulmasına rağmen sistemin temeli değişmedi. IMF ve Dünya Bankası bu sistemin kurumsal iki önemli ayağı oldu.

Siyasi anlamda Birinci Dünya Savaşı’nda tam oturtamadıkları Birleşmiş Milletler sistemini oluşturdular. Hem Güvenlik Konseyi’nde hem de konseyin daimi üyelerinde (3 Batılı iki Asya merkezli ülke) Batı merkezli bir denge oluşturdular. Yıllarca bu dengeler üzerinden dünyayı dizayn ettiler. BM mazlumların, üçüncü dünya ülkelerinin hedef alındığı her saldırı planında etkisiz kaldı. Son olarak Gazze’de yaşanan açık soykırımda bile istese dahi İsrail’i durdurmaya gücü yetmedi. İsrail son olarak işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Birleşmiş Milletler’e ait UNRWA merkezini buldozerlerle yıkıp, cihazlara el koydu. BM yine sesini çıkaramadı.

Askeri anlamda Batı’nın en büyük gücü NATO oldu. Soğuk Savaş şartlarında kurulan ve Türkiye’nin de dahil olduğu NATO’nun pilot koltuğunda yıllarca ABD-İngiltere ikilisi oturdu. Bu ikili büyük çoğunlukla NATO’yu kendi emperyalist çıkarları çerçevesinde kullandı. NATO’nun diğer üyelerinin yaşadığı problemler, NATO’nun gündemine girmedi. Örneğin 1984’te başlayan PKK terörüne karşı mücadele eden üye Türkiye’nin desteklenmesini bırakın, ABD başta olmak üzere bazı NATO ülkeleri terörü, teröristi destekledi. Yine Yunanistan ve Kıbrıs meselelerinde NATO karargahını genellikle Türkiye karşıtı cephede gördük. Başka üyelerin milli politikalarıyla bağlantılı sorunlarında yine ABD-İngiltere ikilisi  NATO üyelerini değil, kendi çıkarlarını önceledi.

Özetle sistemi kuranlar, bu sistemin araçlarını hep emperyalist-ulusal çıkarları için kullandı. “Müttefik” ülkeleri de bağımlılık ilişkisi içinde tuttular.

 

Rabbena hep bana politikası işletildi.

Vietnam’da, Irak’ta, Afganistan’da, Somali’de, Suriye’de, Filistin’de yıllarca uluslararası hukuk ayaklar altına alındı.

 

Şimdilerde Trump’tan şikayet eden Avrupa, yıllarca adaletsizlik ve iki yüzlülük üzerine politika yürütmedi mi? Bugün Grönland konusunda hukuk, uluslararası hukuk-sistem naraları atan Avrupa’nın ahlaki çöküntü içindeki liderliği, yıllarca Kıbrıs Türk’ünün anasının ak sütü gibi hak ettiği haklarını gasp etmedi mi?

 

Şimdi bu sistem çöktü.

Çöksün de zaten.

Çünkü yıllar boyunca boyunduruk altına alınmaya çalışılan bazı devletler ayağa kalkıyor. Yeni bir hegemonya-sistem veya paylaşım mücadelesi başlıyor. Hatta başladı.

Şimdi Trump bunu görüyor ve diyor ki, ABD’yi bu süreçte daha güçlü nasıl tutabilirim sorusuna yanıt arıyor.

Emin olun Trump ile çok sayıda konuda karşı karşıya geleceğiz.

Bazı konularda da diplomasi üzerinden ortak çalışma yürüteceğiz.

Ama Trump’ın gerçeği görüp vahşi, adaletsiz, alçak, iki yüzlü Batı medeniyetinin tabutuna son çivileri çakması beni rahatsız etmiyor.

Sadece şunu görmek gerek: yeni döneme geçiş çok sancılı ve çatışmalı olabilir. Buna karşı Türkiye Cumhuriyeti’ni ve dostlarını güçlendirmek için mevzi galibiyetlerinde rehavete kapılmadan mücadeleyi kazanmak için çok çalışmalıyız.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER