Reşit Kemal AS – 24 Ocak 2026
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskyy’nin son dönemde İran rejimine yönelik sert ve açık söylemleri, yalnızca ikili bir gerilimin sonucu değil; çok daha geniş bir jeopolitik hesaplaşmanın yansımasıdır. Bu çıkışlar, Kiev’in savaşın gidişatına dair artan kaygılarını, Batı’ya verdiği mesajları ve küresel bloklaşma içindeki konum arayışını aynı anda içinde barındırıyor.
İlk bakışta tablo nettir: İran, Rusya’ya sağladığı insansız hava araçları ve askeri destek nedeniyle Ukrayna açısından doğrudan bir tehdittir. Ukrayna şehirlerini hedef alan saldırılarda İran menşeli sistemlerin kullanılması, Kiev yönetimi için Tahran’ı yalnızca dolaylı değil, fiili bir savaş tarafı haline getirmiştir. Zelenskyy’nin sert tonu, bu askeri gerçekliğin doğal bir sonucudur.
Ancak mesele bununla sınırlı değildir. Zelenskyy’nin İran’a karşı yüksek sesle konuşmasının arkasında güçlü bir diplomatik ve psikolojik strateji yatmaktadır. Ukrayna lideri, savaşı yalnızca Rusya’ya karşı değil, “otoriter rejimler ekseni”ne karşı verilen küresel bir mücadele olarak çerçevelemeye çalışmaktadır. İran, bu anlatıda kilit bir semboldür. Böylece Kiev, Batı kamuoyunda savaşı ahlaki ve ideolojik bir zemine oturtmayı hedeflemektedir.
Bu söylem aynı zamanda Batı’ya yönelik örtük bir çağrıdır. Ukrayna’ya verilen desteğin azaldığı ya da sorgulanmaya başlandığı bir dönemde Zelenskyy, İran gibi Batı’nın uzun süredir sorunlu ilişkilere sahip olduğu bir aktörü öne çıkararak tehdit algısını genişletmektedir. Mesaj nettir: Ukrayna yalnızca kendi topraklarını değil, Batı’nın güvenlik mimarisini de savunmaktadır.
Zelenskyy’nin İran’a yüklenmesi, Rusya’yı doğrudan hedef almaktan daha işlevsel bir araç da sunmaktadır. Moskova, küresel güç dengeleri nedeniyle belirli sınırlar içinde eleştirilebilirken; İran, uluslararası sistemde daha izole bir aktör olarak görülmektedir. Bu da Zelenskyy’ye daha sert ve doğrudan bir söylem alanı açmaktadır.
Bir diğer önemli boyut ise savaşın psikolojik cephesidir. Ukrayna, sahada yıpranırken söylem alanında inisiyatifi kaybetmek istememektedir. İran’ı açıkça hedef almak, savaşın yalnızca Ukrayna–Rusya hattında değil, daha geniş bir cephede sürdüğü algısını güçlendirmektedir. Bu, hem iç kamuoyunu diri tutmayı hem de uluslararası gündemde görünürlüğü korumayı amaçlayan bir stratejidir.
Ayrıca Zelenskyy’nin İran rejimini hedef alması, küresel Güney’e yönelik bir mesaj da içermektedir. Ukrayna, İran’ın Rusya ile kurduğu askeri iş birliğini ifşa ederek, “tarafsızlık” iddiasındaki ülkelerin bu eksende yeniden düşünmesini istemektedir. Bu söylem, diplomatik baskı üretme çabasının bir parçasıdır.
Zelenskyy’nin İran’a karşı yüksek sesle konuşması, yalnızca bir öfke patlaması ya da taktiksel bir çıkış değildir. Bu, askeri gerçekliklerle şekillenen, diplomatik ihtiyaçlarla beslenen ve psikolojik savaşın gereklerine göre kurgulanmış çok boyutlu bir stratejidir.
Zelenskyy, İran’ı hedef alarak aslında şunu söylemektedir: Bu savaş, iki ülke arasında değil; küresel düzenin geleceği üzerine verilen bir mücadeledir. Ve bu anlatı, Ukrayna’nın masada kalabilmesi için cephedeki kadar hayati bir öneme sahiptir.




YORUMLAR