Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

İsrail, ABD Dışında Kimsenin Gazze’de Fiilen Var Olmasını İstemiyor – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 28 Ocak 2026

 

Netanyahu konuştu. Net, sert ve tartışmaya kapalı bir dille.
“Gazze yeniden inşa edilmeyecek.”
“Türk ya da Katar askerleri gelmeyecek.”
“Filistin Devleti kurulmayacak.”

📌Kim yalan söylüyor?

Aslında bu sorunun kendisi yanıltıcı. Çünkü ortada klasik anlamda bir “yalan” değil, bir rol paylaşımı var. Biri yüksek sesle söylüyor, diğerleri söylenmeyecek olanı ima ediyor. Biri sahaya konuşuyor, diğerleri masaya umut bırakıyor.

Netanyahu’nun açıklamaları yeni değil; sadece bu kadar açık ve filtresiz dile getirilmeleri alışılmadık. İsrail uzun süredir aynı politikayı uyguluyor. Değişen şey, artık bunu diplomatik ambalaja ihtiyaç duymadan söylemesi.

📌Peki o zaman kim yalan söylüyor?

Aslında Netanyahu, başkalarının sessizce sürdürdüğü bir oyunu bozuyor. Gazze için “yeniden inşa”, “uluslararası güç”, “geçici yönetim”, “iki devletli çözüm” gibi kavramlar dolaşıma sokulurken, İsrail sahada bunun tam tersini inşa ediyordu: kalıcı kontrol, askeri baskı ve siyasi belirsizlik.

Bu yüzden Netanyahu’nun çıkışı bir inkar değil, bir ifşadır.

Gazze’nin askerden arındırılması şartı, yeniden inşanın önüne konan bir bahane değil; yeniden inşanın hiç istenmediğinin ilanıdır. Çünkü askerden arındırılmış ama siyasi iradesi olmayan bir Gazze, yaşayan bir şehir değil, açık hava hapishanesidir.

Türk ve Katar askerleri meselesi ise İsrail’in en hassas kırmızı çizgisini gösteriyor: uluslararası meşruiyetin sahaya inmesi. İsrail, ABD dışında kimsenin Gazze’de fiilen var olmasını istemiyor. Çünkü bu, denetlenebilirlik demektir. Tanık demektir. Kayıt demektir.

Filistin Devleti meselesine gelince… Netanyahu burada aslında kimseyi yalanlamıyor; sadece gerçeği söylüyor. İsrail’de bu devletin kurulmasına izin verecek bir siyasi irade yok. Ne bugün var, ne yarın olacak. “İki devletli çözüm” söylemi, uluslararası toplumun kendi vicdanını rahatlatma aracına dönüşmüş durumda.

📌O halde soru şu olmalı:

Kim yalan söylüyor değil; kim gerçeği erteleyerek zaman kazanıyor?

Bazıları Gazze’ye dair umut satarak masada kalmak istiyor. Bazıları “sonra” diyerek sorumluluktan kaçıyor. Netanyahu ise “hiçbir zaman” diyerek bu oyunu bozuyor. Kaba, acımasız ama tutarlı bir çizgi bu.

Bu açıklamalar, İsrail’in niyetini sertleştiriyor mu? Hayır.
Zaten sert olan niyeti görünür kılıyor.

Ve belki de asıl rahatsız edici olan da bu. Çünkü artık kimse “yanlış anlaşıldık” diyemez. Kimse “biz böyle olacağını düşünmemiştik” bahanesine sığınamaz.

Gazze için konuşulan her senaryo, Netanyahu’nun bu sözlerinden sonra yeniden yazılmak zorunda. Ya bu gerçeklikle yüzleşilecek ya da diplomatik masallar anlatılmaya devam edilecek.

Sonuçta Netanyahu’nun sorusu yanlış.
Kim yalan söylüyor değil.
Kim gerçeği görmezden gelerek rol yapıyor?

Ve bu rol dağılımında bedeli ödeyenler yine aynı:
Söz hakkı olmayanlar.
Masada olmayanlar.
Gazze’de yaşayanlar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER