Reşit Kemal AS – 03 Mart 2026
Ortadoğu bir kez daha ameliyat masasında.
Masada haritalar var, enerji hatları var, etnik fay hatları var.
Ve ameliyatı yapan iki isim öne çıkıyor: Donald Trump ve Benjamin Netanyahu.
Fakat tarih bize şunu defalarca gösterdi:
Ortadoğu’yu dizayn etmeye kalkan her güç, önce bölgeyi değil kendini dönüştürür. Çoğu zaman da zayıflayarak.
Bugün “yeni Ortadoğu düzeni” diye pazarlanan hamleler, aslında küresel gücün gerileyen refleksleridir.
Güç Gösterisi mi, Stratejik Panik mi?
Trump’ın sert retoriği ve Netanyahu’nun güvenlik merkezli politikaları, ilk bakışta agresif bir özgüven gibi görünüyor.
Ancak jeopolitikte aşırı sertlik çoğu zaman savunma psikolojisinin ürünüdür.
İsrail güvenlik kuşağını genişletmeye çalışıyor.
ABD ise enerji hatlarını ve ticaret koridorlarını kontrol altında tutma telaşında.
Fakat artık 2003 dünyasında değiliz. Irak işgali dönemindeki tek kutuplu yapı çöktü.
Rusya ve Çin gibi aktörler sahada ve masada.
Yeni dizayn girişimi, eski dünyanın araçlarıyla yeni dünyanın denklemini çözmeye çalışıyor.
Ve bu matematik tutmuyor.
Harita Çizenler, Fay Hatlarını Uyandırır
Ortadoğu’da sınırlar cetvelle çizildiğinde, o cetvel sadece toprağı değil hafızayı da böler.
Bugün atılan her askeri adım, sadece bir hedefi vurmaz;
aynı zamanda mezhep dengelerini, etnik hassasiyetleri ve bölgesel ittifakları tetikler.
Eğer bir rejim devrilirse, yerine ne geleceği sorusu çoğu zaman cevapsız kalır.
Libya’da gördük. Irak’ta gördük. Suriye’de gördük.
Boşluk bırakılan her alanı radikal yapılar doldurdu.
Kontrollü kaos diye planlanan süreçler, kontrolsüz dalgalara dönüştü.
İç Siyasetin Dış Politikaya Yansıması
Trump için sert dış politika, iç kamuoyuna güç mesajıdır.
Netanyahu için ise güvenlik politikası, siyasi hayatta kalma stratejisidir.
Ancak iç politikaya oynanan hamleler, dışarıda geri dönüşü olmayan kırılmalar üretir.
ABD toplumunda savaş yorgunluğu var.
İsrail toplumunda güvenlik kaygısı derinleşmiş durumda.
Uzayan her kriz, liderleri güçlendirmez; yıpratır.
Yeni Dünya, Eski Senaryoları Affetmez
Bugün enerji, teknoloji ve lojistik ağları iç içe geçmiş durumda.
Küresel ekonomi kırılgan.
Ortadoğu’da çıkacak geniş çaplı bir çatışma, sadece bölgeyi değil dünya piyasalarını sarsar.
Petrol fiyatları, ticaret yolları, finans sistemleri zincirleme reaksiyon verir.
Bu risk, ABD’nin küresel liderlik iddiasını zedeler.
İsrail’in güvenlik algısını daha da daraltır.
Bazen kazanmak için başlatılan savaşlar, stratejik yalnızlığa dönüşür.
Yenilgi Nasıl Olur?
Yenilgi sadece askeri sahada olmaz.
Bazen itibar kaybı, bazen ekonomik aşınma, bazen diplomatik izolasyon en ağır yenilgidir.
Eğer yeni Ortadoğu dizaynı bölgeyi istikrara değil kaosa sürüklerse,
tarih bunu “başarısız müdahale” olarak yazar.
Ve tarih yazarken duygusal davranmaz.
Harita Değil, Zihin Değişiyor
Ortadoğu artık eski Ortadoğu değil.
Bölge ülkeleri daha bilinçli, toplumlar daha tepkili, küresel güç dengeleri daha karmaşık.
Trump ve Netanyahu’nun başlattığı yeni dizayn girişimi, eğer yerel dinamikleri ve küresel değişimi hesaba katmazsa, bu süreç onların siyasi mirasını aşındırabilir.
Jeopolitikte en büyük hata, gücü kalıcı sanmaktır.
Ortadoğu’yu yeniden kurmaya çalışanlar mı kazanacak,
yoksa bu girişim onların siyasi sonunun başlangıcı mı olacak?
Tarih genellikle ikinci ihtimali sever.


YORUMLAR