Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Türkiye ve Doğu Akdeniz’in Askeri Gerçeği – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 09 Mart 2026

 

 

Doğu Akdeniz yeniden ısınıyor.

 

Kıbrıs açıklarına yanaşan savaş gemileri…

Bölge semalarında dolaşan keşif uçakları…

Ve zaman zaman sınırlarımıza düşen “isimsiz” füzeler…

 

Bunlar tek başına askeri olaylar değildir.

Bunlar bir jeopolitik baskı mimarisinin parçalarıdır.

 

Doğu Akdeniz bugün enerji hatlarının, deniz ticaret yollarının ve askeri üslerin kesiştiği bir güvenlik sahasına dönüşmüş durumda.

 

Ve bu sahada herkes aynı soruyu soruyor:

 

Türkiye bu baskı oyununa nasıl cevap verecek?

 

Aslında cevap yeni değil.

 

Türkiye’nin savunma refleksi son yıllarda üç temel eksen üzerine kuruldu:

önleyici güvenlik, ileri savunma ve caydırıcılık.

 

Artık tehditler sınırda karşılanmıyor.

Sınırın ötesinde karşılanıyor.

 

Suriye’de yapılan harekâtlar bunun örneğidir.

Libya’da kurulan askeri denge bunun başka bir örneğidir.

Karabağ savaşında ortaya çıkan askeri doktrin ise modern savaşın yeni sayfalarından biridir.

 

Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri sadece kara gücüyle değil;

 

  • SİHA ve İHA kapasitesiyle
  • elektronik harp sistemleriyle
  • deniz kuvvetlerinin artan operasyonel menziliyle
  • ve milli savunma sanayisinin üretim kabiliyetiyle

 

 

bölgesel caydırıcılığın merkezinde yer alıyor.

 

Bu nedenle Doğu Akdeniz’e gönderilen her savaş gemisi aslında Türkiye’ye değil, Türkiye’nin caydırıcılık kapasitesine bir test mesajıdır.

 

Ancak bu mesajı gönderenler çoğu zaman Türkiye’nin askeri doktrinindeki değişimi yeterince okuyamıyor.

 

Türkiye artık yalnızca savunan bir ülke değildir.

Türkiye aynı zamanda oyun bozucu bir askeri aktördür.

 

Denizde Mavi Vatan doktrini…

Havada yerli savunma sistemleri…

Karada sınır ötesi operasyon kabiliyeti…

 

Bu üç unsur birleştiğinde Doğu Akdeniz’de ortaya çıkan gerçek şudur:

 

Türkiye’yi çevrelemek mümkün değildir.

 

Çünkü Türkiye yalnızca bir devlet değil, aynı zamanda bir askeri refleks coğrafyasıdır.

 

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

 

Çanakkale’de dünyanın en büyük donanmaları durdurulmuştur.

Kıbrıs’ta ambargoların ortasında askeri harekât yapılmıştır.

Karabağ’da savaşın dengesi teknolojiyle değiştirilmiştir.

 

Bu nedenle Doğu Akdeniz’de dolaşan savaş gemileri ya da sınırlarımıza düşen belirsiz füzeler Türkiye için yeni değildir.

 

Türkiye bu tür krizlerle yüzleşmeyi çok iyi bilen bir devlettir.

 

Ve bu coğrafyada herkesin bildiği ama bazen unuttuğu bir gerçek vardır:

 

Türkiye ile doğrudan çatışma arayanlar çoğu zaman savaşı değil, caydırıcılığın duvarını bulurlar.

 

Bu yüzden bazıları savaş gemileriyle mesaj verir.

Bazıları füze gölgeleriyle psikolojik baskı kurmaya çalışır.

 

Ama Türkiye’nin askeri hafızası bu tür oyunlara yabancı değildir.

 

Çünkü bu ülke krizleri sadece karşılamaz.

Gerektiğinde oyunun kurallarını değiştirir.

 

Ve bu yüzden Doğu Akdeniz’de yazılmaya çalışılan her yeni senaryonun sonunda aynı cümle ortaya çıkar:

 

Çakallarla dansı bu coğrafya yazdı.

 

Yeni bölüm çekilecekse, sahne yine burada kurulacaktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER