Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Trump’ın NATO İmtihanı: Kim Nakaunt Olacak? – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 17 Mart 2026

 

 

Uluslararası siyaset bazen satranç gibi anlatılır ama bugün yaşadığımız tablo daha çok bir boks ringini andırıyor. Köşede eldivenlerini yeniden bağlayan bir isim var: Donald Trump. Karşısında ise tek bir rakip yok; dağınık, yorgun ama hala ayakta kalmaya çalışan bir ittifak: NATO.

 

Trump’ın NATO ile imtihanı yeni değil. İlk başkanlık döneminde “bedavacılar kulübü” diyerek Avrupalı müttefikleri sert şekilde eleştirmiş, savunma harcamalarını artırmayan ülkeleri açıkça hedef almıştı. Ancak bugün şartlar farklı. Çünkü ringin ortasında sadece müttefikler değil, aynı zamanda sıcak bir cephe var: Rusya’nın Ukrayna’yı işgali.

 

Bu savaş, NATO’nun varlık sebebini yeniden hatırlattı. Ancak aynı zamanda ittifakın zayıf noktalarını da çıplak hale getirdi. Avrupa ülkeleri yıllarca ABD’nin güvenlik şemsiyesi altında rahat yaşadı. Şimdi ise Washington’da yeniden Trump rüzgarı eserse, bu şemsiye bir anda daralabilir.

 

Trump’ın yaklaşımı basit ama sarsıcı: “Öde ya da yalnız kal.” Bu, NATO’nun klasik dayanışma ruhunu doğrudan test eden bir anlayış. Çünkü ittifakın temeli sadece askeri güç değil, siyasi irade ve güven duygusudur. Eğer bu güven zedelenirse, NATO bir askeri organizasyondan çok gevşek bir güvenlik forumuna dönüşebilir.

 

Peki bu süreçte kim “nakaunt” olur?

 

İlk aday: Avrupa’nın stratejik rehaveti. Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, yıllarca savunma yatırımlarını ihmal etti. Trump geri dönerse, bu ülkeler sert bir şekilde köşeye sıkışabilir. Artık “ABD bizi korur” refleksi geçerliliğini yitirebilir.

 

İkinci aday: NATO’nun birlik algısı. Vladimir Putin açısından bakıldığında, ittifak içindeki her çatlak stratejik bir fırsattır. Eğer Trump yönetimi NATO içinde ayrışmayı derinleştirirse, Moskova’nın elini güçlendiren bir tablo ortaya çıkar. Bu da Ukrayna sahasında dengeleri doğrudan etkiler.

 

Üçüncü ve en kritik aday ise Ukrayna’nın kendisi. Volodymyr Zelenskyy liderliğindeki Kiev yönetimi, bugüne kadar büyük ölçüde Batı desteğiyle ayakta kaldı. Ancak Trump’ın “önce Amerika” politikası yeniden sertleşirse, bu destek sorgulanabilir. Bu durumda Ukrayna sadece sahada değil, diplomasi masasında da yalnızlaşabilir.

 

Ama hikayenin bir de ters yüzü var.

 

Trump’ın NATO’ya baskısı, paradoksal şekilde ittifakı güçlendirebilir. Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını ciddiye almak zorunda kalabilir. Ortak tehdit algısı daha somut hale gelebilir. Yani ringdeki sert yumruklar, bazılarını yere sererken bazılarını da kendine getirebilir.

 

Türkiye açısından tablo daha da ilginç. Coğrafi konumu ve askeri kapasitesiyle NATO’nun vazgeçilmez üyelerinden biri olan Ankara, böyle bir dönemde denge politikasıyla öne çıkabilir. Hem Rusya ile diyalog kurabilen hem de NATO içinde kritik rol oynayan nadir aktörlerden biri olarak Türkiye, bu “imtihanın” kazananlarından biri olabilir.

 

Trump’ın NATO sınavı bir eleme maçı değil, çok katmanlı bir güç testi. Kimse tek bir yumrukla yere düşmeyebilir ama herkes darbe alacak.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER