Giresun’da eşinden boşanan bir kadının başlattığı hukuk mücadelesi, dini nikah sırasında vaat edilen mehir altınları konusunda tüm Türkiye’yi yakından ilgilendiren emsal bir kararla sonuçlandı. Evlilik birliği sona erdikten sonra hak talebinde bulunan kadının sunduğu o belge, mahkeme tarafından en güçlü delil kabul edilerek davanın seyrini tamamen değiştirdi.
Giresun’da yaşanan ve evlilik hazırlığındaki ya da boşanma aşamasındaki milyonlarca çifti yakından ilgilendiren olay, beş yıl önce başladı. Canan Yıldırım’ın haberine göre, Giresun’da bir çift resmi nikahtan sonra dini nikah da kıydı. Bu nikah sırasında erkek tarafı, kadına mehir olarak 150 gram altın vermeyi taahhüt etti. Ancak bu söz sadece sözde kalmadı ve taraflar arasında yazılı bir belgeye dökülerek imza altına alındı.
Evlilik süreci boyunca vaat edilen 150 gram altın kadına teslim edilmedi. Bir süre sonra geçimsizlik yaşayan çift, boşanma kararı alarak evliliklerini sonlandırdı. Boşanmanın ardından kadın, dini nikah sırasında kendisine vadedilen ancak teslim edilmeyen mehir alacağının peşini bırakmadı ve hukuki süreç başlattı.
İmzalı Senet Mahkemede En Güçlü Delil Kabul Edildi
Eşinden boşanan kadın, mehir senedinden doğan alacağının tahsil edilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Davacı kadın, mahkeme heyetine somut delil olarak evlilik sürecinde hazırlanan ve altında hem kendisinin hem de eski eşinin imzası bulunan mehir senedini sundu. Davayı inceleyen mahkeme, tarafların ıslak imzalarının yer aldığı bu yazılı belgeyi hukuken geçerli bir delil olarak kabul etti ve davalı eski eşin kadına 150 gram altını ödemesine hükmetti.
Uzmanlar Uyarıyor: Karardaki En Önemli Unsur İmza
Alınan bu emsal karar, dini nikahta verilen sözlerin hukuki boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Davacı kadının avukatı, kararın hukuki dayanağını açıklarken en önemli unsurun vaadin imza altına alınmış olması gerektiğinin altını çizdi. Türk Medeni Kanunu’na göre kadınların evlilikten doğan haklarını alabilmesi için resmi nikahın şart olduğunu belirten avukat, mehir senedinin geçerliliği konusunda çok önemli bir uyarıda bulundu.
Emsal niteliğindeki bu kararı değerlendiren davacı avukatı, sürece dair şu kritik bilgiyi paylaştı: “Eğer bir mehir alacağı olarak vaatte bulunulduysa bunun mutlaka imza altına alınmış olması ve bu imzanın orada tanıklar tarafından yapılmış olması gerekiyor.”


