Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Avrupa Birliği tarafından yayımlanan “Ortak Anlayış” belgesindeki Türkiye analizlerine çok sert tepki gösterdi. Belgedeki değerlendirmelerin objektiflikten uzak olduğunu vurgulayan Duran, AB’nin vizyonsuzluğunu gözler önüne seren çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) tarafından 15 Temmuz tarihinde yayımlanan “Ortak Anlayış” belgesini hedef aldı. Belgede yer alan Türkiye’ye yönelik değerlendirmelerin kabul edilemez olduğunu belirten Duran, AB’nin bölgesel ve küresel gerçeklerden kopuk bir yaklaşım sergilediğini ifade etti.
Ankara’dan AB’nin Ortak Anlayış Belgesine Sert Tepki
Yayımlanan belgedeki Türkiye değerlendirmelerinin objektiflikten ve stratejik öngörüden tamamen uzak olduğuna dikkat çeken Burhanettin Duran, Brüksel’in genişleme ve ortaklık vizyonunu sert bir dille eleştirdi. Duran, AB’nin Türkiye’nin üyelik sürecine yönelik sergilediği dışlayıcı tavra ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin aday ülke statüsünü yok sayan bu yaklaşım, AB’nin ortak geleceğe ilişkin vizyon eksikliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.”
NATO Vurgusu ve Kıbrıs Mesajı
Açıklamasında, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen NATO Ankara Zirvesi’ne de değinen Duran, Türkiye’nin Avrupa-Atlantik güvenliği açısından üstlendiği kritik role vurgu yaptı. Türkiye’nin bölgedeki vazgeçilmez öneminin zirvede açık bir şekilde teyit edildiğini hatırlatan Duran, AB’nin bu jeopolitik gerçekleri görmezden gelmesinin yapıcı bir diyalog zeminine zarar verdiğini belirtti.
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselelerinde AB’nin takındığı yanlı tutumu eleştiren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, kalıcı barış ve istikrarın ancak hakkaniyetli bir yaklaşımla sağlanabileceğini belirterek mesajını şöyle tamamladı: “Bu gerçeği görmezden gelen ifadeler yapıcı diyaloga katkı sunmamaktadır. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında tekrarlanan tek taraflı söylemler, uluslararası hukuku ve tarihî gerçekleri yansıtmamaktadır. Kalıcı çözüm ancak hakkaniyeti esas alan, tarafsız ve gerçekçi bir yaklaşımla mümkündür. AB’nin ön yargılardan uzak, karşılıklı saygı ve ortak menfaat temelinde daha sorumlu bir söylem benimsemesi son derece önemlidir.”


