WOTTV E-DERGİ
DOLAR 32,2920 -0.06%
EURO 35,1078 0.42%
ALTIN 2.401,91-0,54
BITCOIN 2173619-0,35%
Avrupa Parlamentosu Seçimlerine Giderken Almanya’nın Halleri

Avrupa Parlamentosu Seçimlerine Giderken Almanya’nın Halleri

7 Haziran 2024 11:40
Avrupa Parlamentosu Seçimlerine Giderken Almanya’nın Halleri
0

BEĞENDİM

Prof. Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, 7 Haziran 2024

 

Okurlarım yakından izlediğim Almanya hakkında da zaman zaman yazdığımı bilirler. Her şeyden önce uzunca bir süre kaldığım, soğuk savaş dönemi sona ererken Doğu Almanya-Batı Almanya ilişkilerini gözleyebildiğim, soğuk savaş sonrası gelişmelerin bir kısmını yakından gördüğüm Almanya, Türkiye açısından son derece önemli bir ülkedir. Çoğu vatandaş olan 3.5 milyon civarında Türkiye kökenli insanımız Almanya’da aş ve iş sahibidir. Almanya, ticaret hacminde ikinci sırada, dış ticarette fazla verdiğimiz ilk sıradaki ülkedir.  9 Haziran 2024’te Avrupa Parlamentosu seçimlerine giderken Almanya’da artan radikalleşme ele alındı.

Türkiye’ye pek faydası dokunmayan hatta Alman parlamentosuna sözde “Ermeni soykırımı” yasa tasarısını getirerek kabul ettirenler olsa da Türkiye için çok önemli bir ülkedir. Halen “Trafik Lambası” sembollü koalisyon hükümetinin, Türkiye’nin PKK terörüyle mücadelesini “insan hakları ihlali” diye haykıran Türkiye kökenli bakanı, nedense İsrail’in Gazze’de yarıdan fazlası çocuk ve kadın 35 bin kişiyi katletmesini seyrederken insanlığını hatırlayamamaktadır.

Almanya’da İslam Karşıtlığının Alarm Veren Gelişmeleri

Ulusal medyanın bir Almanya temsilcisi Gazeteci Ahmet Külahçı, son aylarda köşesinde ısrarla “Trafik Lambası” SDP-Yeşiller-FDP hükümetinin silikliğini ve zayıflığını yazıyor. İki sosyal demokrat siyasi parti (SDP ve Yeşiller) olmasına rağmen Almanya’da yabancı ve Müslüman karşıtı AfP’nin giderek dizginlenemeyen çıkışlarını da gözler önüne sermeye çalışıyor.

Son günlerde ise özellikle Hıristiyan Demokrat Birliği (CDU)’nin 71 sayfalık ‘Temel İlkeler Programı’na dikkat çekiyor. Zira programdaki “Bizim değerlerimizi paylaşmayan ve bizim özgürlükçü toplumumuzu reddeden İslam Almanya’ya ait değildir!” ifadesi, Alman Anayasası’nın 4’üncü maddesindeki “Din ve vicdan özgürlüğü ile din ve dünyevi inanç özgürlüğüne dokunulamaz. Dinin rahatsız edilmeden uygulanması güvence altındadır!” ifadesiyle çelişkili olup, Alman Anayasası’nın   din özgürlüğüyle bağdaşmamaktadır.

Yani adı Hıristiyan’la başlayan CDU’nun veya bir diğer partinin “Hıristiyanlığı da Museviliği de İslam’ı da ve başka dinleri de değiştirme hakkı yoktur!” diyerek haklı yere haykırıyor. Yazının devamında CDU’nun “Bizim değerlerimizi paylaşan Müslümanlar Almanya’ya aittir!” denilmek suretiyle, aynı zamanda “Bizim değerlerimizi paylaşmayan ve bizim özgürlükçü toplumumuzu reddeden İslam Almanya’ya ait değildir!” denilerek, “barış içinde birlikte yaşamayı dinamitleyen” anlayışın yeni bir tartışma yaratacağı eleştirisinde bulunmaktadır.

Helmut Kohl ve Merkel dönemlerinde CDU’nun en önemli politika aklı ve bir suikast sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum olan, bir süre önce de yaşamını yitiren Wolfgang Schaeuble, 26 Eylül 2006 tarihinde Berlin’de düzenlenen 1’inci Almanya İslam Konferansı’nın açılışında, “İslam Almanya’nın bir parçasıdır, Avrupa’nın parçasıdır. İslam günümüzün bir parçasıdır, geleceğimizin parçasıdır!” sözleriyle İslam’ın hem Almanya’nın hem de Avrupa’nın sahiplenilmesi gereken bir gerçeği olduğunu açık bir şekilde vurgulamıştı.

Bunu takiben iki Almanya’nın birleşmesinin 20’nci yıl dönümü vesilesiyle 3 Ekim 2010’da Bremen’deki devlet töreninde dönemin Alman Cumhurbaşkanı CDU’lu Christian Wulff, da “Şüphesiz Hıristiyanlık Almanya’ya aittir. Şüphesiz Musevilik Almanya’ya aittir. Bu bizim Hıristiyan-Musevi tarihimizdir. Ama artık İslam da Almanya’ya aittir!” diyerek, Scheuble’nin söylediklerini bir kez daha teyit ederek toplumsal barışın önemine dikkat çekmişti.

Bir dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun Ocak 2015’teki Almanya ziyareti sırasında da CDU’lu Şansölye Merkel de “Eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff, ‘İslam Almanya’ya aittir’ dedi. Öyle. Ben de aynı düşüncedeyim!” açıklamasında bulunmuştu. Külahçı’nın deyimiyle ne oldu da “CDU’nun İslam anlayışında böyle ‘mantıkla, dinle, din özgürlüğüyle bağdaşmayan’ bir değişiklik oldu?” Ya da radikal AfP’nin yerini alabileceği korkusu mu dağları sardı?

Sonuç itibariyle oy kaygısı Almanya’da da diğer AB ülkelerindeki gibi İslam düşmanlığını parti programlarına taşıyacak hale geldi. Dileriz II. Dünya Harbi öncesi bir hava oluşmaz!

Celalettin Yavuz

Güvenlik Politikaları Uzmanı Lisans ve Y. Lisans öğrenimini Milli Savunma Üniversitesinde (Deniz Harp Okulu – 1974; Deniz Harp Enstitüsü-1983) tamamladı. Daha sonra Silahlı Kuvvetler Akademisi öğrenimi (1985-86) gördü ve “Irak’ın Geleceği” ile ilgili bitirme tezini yazdı. 1989-1991 döneminde Führungsakademie (Hamburg/Almanya) 2 yıllık Güvenlik Politikası-Strateji-Stratejik İstihbarat-Jeopolitik, Askeri Tarih eğitimi aldı. “İstanbul Boğazı’nın Karadeniz Sahildarı Ülkeler Üzerindeki Jeopolitik ve Stratejik Etkileri” (Almanca) başlıklı mezuniyet tezini yazdı. Genelkurmay Personel Başkanlığı’nda görevli iken Kıbrıs Barış Harekâtı’nın madalya ve taltif projesini gerçekleştirdi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı karargâhında NATO Planlama direktifleri ve kuvvet plan çalışmaları üzerinde çalıştı. Ayrıca bir yıl boyunca Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantı Dosyasını hazırladı. Ege'de gerilimli 1980'li ve 1990'lı yıllarda 2 ayrı geminin komutanlıklarını yaptı. 1994-1997 döneminde Almanya'da Deniz Ataşeliği sırasında Deniz Ataşe Birliği'nin başkanlığına (doyen) ve 143 kişilik Askeri Ataşeler Birliği'nin Yönetim Kuruluna seçildi. Daha sonra Mersin’de Karakol ve Çıkarma Gemileri Komodorluğu’nun ardından Genelkurmay Yunanistan Kıbrıs Dairesinde Yunanistan Şube Müdürü iken “Türk-Yunan Ege’de Güven Arttırıcı Önlemler Paketi” projesinin (Ocak 2000) yöneticiliğini yaptı. Türk-Yunan sorunları üzerinde General-Amiral Oryantasyon Kursu, Harp Akademileri, Milli Güvenlik Akademisi ve TSK İstihbarat Okulu'nda dersler veren Yavuz, Deniz Harp Okulu Dekanı olduğu 2001-2003 döneminde "Denizcilik Tarihi-Deniz Stratejisi", "Askeri Strateji" ve "Liderlik" dersleri verdi. 1994’te Dr., 2002’de Doç.Dr. olan Yavuz, Milli Güvenlik Akademisi öğretim üyesi iken 30 Mart 2004’te istekle emekli oldu ve BİLKENT Üniversitesi’ne ilaveten Milli Güvenlik Akademisi’nde Türk-Yunan Sorunları, Suriye, Ortadoğu, Terörle Mücadele dersleri, 2012’de Prof.Dr. olduktan sonra da Atılım Üniversitesi’nde (2012-2013) ve Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsünde (2013 Bahar) Y. Lisans ve Doktora, Ufuk ve Başkent üniversitelerinde lisans dersleri verdi. 2022 yılı başlarında adı Topkapı Üniversitesi olarak değiştirilen “Ayvansaray Üniversitesi”nde İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nin kurucu dekanlığını yapan, fakülteyi 16 bölüme çıkartan Prof.Dr. Yavuz, “İstihbarat, Strateji ve Terörizm/Avrupa'da Terör Örgütleri” gibi 3 farklı konuda sertifika dersleri yanında İstanbul Topkapı Üniversitesi’nde lisans ve Y. Lisans dersleri verdi. Güvenlik Bilimleri ve Uygulamaları Y. Lisans programının kurucu ABD Başkanlığını Eylül 2022’ye kadar sürdürerek “Küresel Güvenlik Stratejileri” üzerine sertifika programı hazırladı. Mayıs 2020 ayında uluslararası sempozyum düzenledi ve bizzat sunum yaptı. Milli Savunma Üniversitesi’nde (Harp Akademileri) 2019 yılından beri “Dış Politika Analizi” ile “Küresel Güvenlik Stratejileri” başlıklı ders verdi. Genelkurmay SAREM “Dış Uzman”lık (2003-2010), Türk Askeri Tarih Kurulu (TATK) Genel Kurul üyeliği (1999-2007), Gnkur. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi “ATAREM” Genel Kurul Kurucu Üyeliği (1999-2007), Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim/Öğretim Kurulu üyeliği (2001-2003), Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) “Strateji” Grubu üyeliği (2005-2011), Türk Ocakları Genel Merkezi Hars Heyeti (en üst düzeydeki kültür kurulu) üyeliği (2004-2010), TÜRKSAM düşünce kuruluşunun Kurucu Başkan Yardımcısı ve Terör Bölümü Başkanlığı (2008-2012) yapan Prof.Dr. Yavuz, pek çok süreli yayının yayın ve hakem kurullarında yer almaktadır. Almanca ve İngilizce bilen Prof.Dr. Yavuz’un “Güvenlik politikaları, Askeri Tarih/Strateji, İstihbarat, Ortadoğu, çevre ülkeler, terörle mücadele, bölgesel-küresel sorunlar, küresel güvenlik stratejileri ve Deniz Tarihi konularında, çoğu müstakilen yazılmış 30’un üzerinde kitabı ve süreli dergilerde yazılmış çok sayıda makalesi mevcuttur. Halen Anadolu Ajansı ve Yeni Şafak gazetesinin “Düşünce Günlüğü” bölümünde her ay “Bölgesel ve Küresel Güvenlik Politikaları” üzerine analizleri yayınlanan Yavuz’un son dönemde Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE)’de konferansları, sitesinde yazıları yayınlanmakta olup, gene son zamanlarda Devlet Dergisi ve Türk Yurdu dergilerinde de yazıları yayınlanmaktadır. Ayrıca, Eylül 2022’den itibaren TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda haftada bir gün “Mavi Vatan” adlı bir programın yapımcılığını (ve yorumculuğunu) yapmaktadır. Ankara’da ikame eden Prof.Dr. Yavuz, evli, iki çocuk babası olup Almanca ve İngilizce bilmektedir.

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.