WOTTV E-DERGİ
DOLAR 32,5218 -0.08%
EURO 35,0240 0.43%
ALTIN 2.429,480,27
BITCOIN 2064161-4,46%
  • Hamburger 3
Küresel dip dalga…

Küresel dip dalga…

2 Nisan 2024 16:44
Küresel dip dalga…
0

BEĞENDİM

Bercan TUTAR – 2 Nisan 2024

 

Mahalli seçimlerde de görüldüğü üzere çalışanlar, emekliler, çiftçiler ve diğer dar gelirli kesimlerin içinde yer aldığı emekçi halkaların yol açtığı yeni dip dalga sadece Türkiye’de değil Avrupa ve ABD başta olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde ulusal ve küresel siyaseti belirleyen en hayati faktöre dönüşmüş durumda.

Bu bağlamda Avrupa’daki çiftçi protestoları yalnızca Kıta’nın gıdadaki küresel tedarik zincirlerini değil aynı zamanda her ülkedeki aşırı sağın siyasetteki ağırlığını da artırıyor.

Fransız, Belçikalı, Alman, Hollandalı, Portekizli ve Yunanlı çiftçiler aylardır protestolarını sürdürüyor. Baharın gelmesiyle başkentlerdeki ve diğer belli başlı kentlerdeki gösterilerin daha da artması, yayılması ve şiddetlenmesi bekleniyor. Protestoların temel nedeni ekonomik etkenler. Avrupa Birliği ve ulusal çevre mevzuatı nedeniyle artan maliyetler ve düzensiz rekabetle karşı karşıya kalan çiftçilerin maruz kaldığı iktisadi kayıpların artık finanse edilemeyecek düzeylere ulaşması.

Çiftçilerdeki temel hoşnutsuzluk, Avrupa’nın tarım ve hayvancılık sektöründeki üretim biçimine yönelik tehditler yanında siyasetin mahiyetini de tehdit ediyor. Özellikle de Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde artan protestoların siyaseti yeniden şekillendirmesi kaçınılmaz görünüyor.

Ukrayna’daki savaş maliyetleri tırmanırken çiftçi protestoları da Avrupa’nın Rusya’ya karşı birliğini sarsan yeni faktör olarak dengeleri daha da sarsıyor.

Fransa’nın en büyük çiftçi birliği olan FNSEA’nın başkanı Arnaud Rousseau bir röportajda ” protestoların mevcut dünyanın yani statükonun sonunu” getireceği kanısında. “Çiftçiler geçimini sağlayamıyorsa, çevreyi korumaya yardımcı olan tarım uygulamalarından bahsetmenin bir anlamı yok. Ekonomi olmadan ekolojinin hiçbir anlamı yok” diyor.

Çiftçi isyanı bu kargaşadan beslenen aşırı sağı cesaretlendirdi ve taviz vermek zorunda kalan Avrupa düzenini sarstı.

Çiftçilerin bahsettiği zorluklar arasında, protestoların ışığında kısmen kaldırılan pestisit ve gübre kullanımını azaltmaya yönelik AB gereklilikleri de yer alıyor. Avrupa’nın bir dayanışma gösterisi olarak kapılarını daha ucuz Ukrayna tahıl ve kümes hayvanlarına açma kararı, işgücü maliyetlerinin zaten büyük ölçüde değişkenlik gösterdiği bir blokta rekabet sorunlarını daha da artırdı. Aynı zamanda AB’nin özellikle daha çevre dostu yöntemlere yönelmeyen çiftçilere verilen sübvansiyonları azaltması da büyük tepki görüyor.

Alman çiftçiler bu nedenle Yeşiller partisi etkinliklerine saldırdı. Berlin yakınındaki bir otoyola gübre tabakası döktüler ve bu durum çok sayıda arabanın çarpmasına ve beş kişinin ciddi şekilde yaralanmasına neden oldu. İspanyol çiftçiler, daha ucuz işgücüyle yetiştirilen Fas ürünlerini yok ediyor. Ukrayna’nın haksız rekabeti olarak gördükleri duruma en büyük öfkeyi ise Polonyalı çiftçiler gösteriyor.

Politikacıların iyi niyetlerini kanıtlamak için düzenli olarak boğaların sırtlarını sıvazladığı Paris Tarım Fuarı’na yaptığı son ziyarette Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a karşı öfkesini dile getiren Fransız çiftçiler, ironik bir dille AB mevzuatındaki karmaşıklıklar nedeniyle tarlalarına bir hendek bile kazamadıklarını, ağaç dallarını bile budayamadıklarını ve istedikleri çiçeği dahi yetiştirmekte güçlük yaşadıklarını dile getirdiler.

Örneğin 430 dönümlük bir tahıl çiftliğine sahip olan 50 yaşındaki Fabrice Monnery, Ukrayna’daki savaş nedeniyle artan enerji fiyatlarının elektrikli sulama maliyetini 2023’te iki katından fazla arttırdığını, gübre maliyetlerini ise üç katına çıkarttığını söyledi. Monnery, “Bu ülkeyi yöneten elit okullardan mezun olanların çiftlik hayatı ve hatta bir günlük emeğin nasıl bir his olduğu hakkında hiçbir fikri yok. Onlar orada tünemişler, kraliyet ailemizin varisleri, aralarında Macron şefi de var” diyerek gerçeklerden habersiz yaşayan ve empati hissi körelen siyasi sınıflara sert eleştirilerde bulunuyor. Fransa Ulusal Tarım, Gıda ve Çevre Enstitüsü’nden ekonomist Vincent Chatellier, Fransız çiftçilerin yüzde 18’e yakınının resmi yoksulluk sınırının altında yaşadığını ve yüzde 25’inin yoksullukla mücadele ettiğini söylüyor.

Almanya’da, bir neo-Nazi partisi olan Die Heimat’ın (Vatan) üyesi Stefan Hartung, Ocak ayında bir çiftçi protestosunda “iklim ideolojisi, cinsiyet çılgınlığı ve cinsiyetçilik gibi şeyleri empoze ederek” insanlar üzerinde kontrol uygulayan Brüksel ve Berlinli politikacıları sert şekilde kınamıştı. Bu tansiyonu değerlendiren Fransız yazar ve siyasi yorumcu Pascal Bruckner, “Bu, Yeşiller ile çiftçiler arasındaki bir savaş” tespitinde bulunuyor.

Altmış yılı aşkın bir süredir birleşen bir Avrupa’nın temel taşı, CAP olarak bilinen Ortak Tarım Politikası oldu. ABD’de olduğu gibi, hükümet, çoğunlukla Batı Avrupa’dakinden çok daha büyük çiftlikler için, çiftlik sübvansiyonlarına yılda milyarlarca dolar harcıyor. Zira tarım sektörü temel stratejik alan olarak görülüyor.

Avrupa’nın tarım politikası, gıda bolluğunu koruyarak gıda ürünlerinde büyük bir ticaret fazlası elde edilmesini sağladı. Fransız çiftçiler şimdiye kadar, AB sübvansiyonlarından ve açık küresel pazarlardan büyük fayda sağladı.

Ancak tablo değişiyor. Ekonomist Bay Chatellier, Fransa’nın çiftçileri 2022’de 10 milyar dolardan fazla yıllık mali destek aldı. Fransız tarım ve gıda sektörünün 2022’de Çin’le 3,8 milyar dolarlık, ABD’yle ise daha da büyük bir ticaret fazlası vardı.

Fakat Avrupa’nın tarım politikası çiftçi ayaklanmasına katkıda bulunan sorunlarla dolu. Genişleyen bir AB, daha fazla iç rekabeti beraberinde getirdi. Polonya’da çok daha düşük işçilik maliyetleriyle yetiştirilen ucuz tavuklar Fransız pazarına akın etti. Şu anda 27 üyeli bir blokta bu tür sorunlar çok fazla.

İşgücünün daha da ucuz olduğu Ukrayna’dan gümrüksüz ithalat, Ukrayna’nın AB’ye nihai üyeliğinin ne anlama geleceği konusunda düşündürücü bir fikir verdi.

Bay Chatellier, CAP’nin “sağlıksız bir bağımlılık” yarattığını söylüyor. Çiftçiler gelirlerinin önemli bir kısmı için tüketicilere değil politikacılara ve yetkililere güveniyor ve kendilerini savunmasız hissediyorlar. Örneğin çiftçi Monnery, geçen yıl AB yardımından yaklaşık 38 bin dolar aldığını söylüyor ve bu meblağın bu yıl azalmasından şikâyetçi.

Kıtanın “yeniden yeşillendirilmesine” yardımcı olmak için çiftçilerin toprakların yüzde 4’ünü işlenmeden bırakmasını öngören yeni AB şartı, özel bir öfke yaratınca karar bir yıl süreyle askıya alındı.

Hükümetler hasarı kontrol altına almak için çabalıyor. Fransa, bazı çevre kurallarını ertelemenin yanı sıra, tarım araçlarına yönelik dizel yakıta uygulanan vergi artışını da iptal etti. Fakat bunlar kozmetik çareler. İklim değişikliği, Ukrayna’daki savaş ve sınırlı enerji gibi faktörler isyanın ana nedenleri. Bu nedenler yok edilemeden çiftçilerin isyanı bitmeyecek, alınan önlemlerle belki biraz ertelenecek.

Bercan Tutar

1970'de Ağrı/Eleşkirt'in Yenigün köyünde dünyaya geldi. Adıyaman'da başladığı ilk ve orta öğrenimini Çanakkale İmam Hatip Lisesi’nde noktaladı. ODTÜ'de bir yıl okudu. Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkileri Bölümü’nü bitirdi. Metin yazarlığı ve danışmanlık firmalarında eğitmenlik yaptı. Gazeteciliğe 2003’te Yeni Şafak’ta başladı. Turkey Newsweek ve Sabah Gazetesi’nde (2007-2012) çalıştı. 2012’de Yeni Şafak’a geri döndü. Tutar, 2016 yılından itibaren Sabah Gazetesinde Köşe Yazarı ve Dış Haberler Müdürü olarak görev yapıyor. İki çeviri kitabı olan Bercan Tutar’ın 2014’te ABD'nin İslam dünyasına yönelik siyasetini ve 21. yüzyılın jeo-stratejilerini ele aldığı "Kader Karanlık Değildir" isimli çalışması bulunuyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.