WOTTV E-DERGİ
DOLAR 32,2798 -0.1%
EURO 35,1611 0.55%
ALTIN 2.401,41-0,55
BITCOIN 2185162-0,04%
Ekonomik Büyüme, İstihdam ve AR-GE

Ekonomik Büyüme, İstihdam ve AR-GE

28 Şubat 2024 13:14
Ekonomik Büyüme, İstihdam ve AR-GE
0

BEĞENDİM

Deniz İSTİKBAL – 28 Şubat 2024

 

İktisadi büyüme toplam ekonomik çıktının artışı olarak tanımlanır. Farklı tanım ve hesaplama yöntemleri olmakla birlikte genel kabulün toplam çıktı düzeyinin yükselmesi şeklindedir. Ekonomik büyümenin aynı zamanda istihdam seviyesinin genişlemesi ve iş gücünün işe yerleştirilmesiyle alakası bulunmaktadır. Eğer ekonomik büyüme meydana gelmezse istihdam seviyesi artış göstermez ve özellikle gençler arasında işsizlik artış gösterir. Genç nüfus potansiyeli yüksek ülkelerde mevcut istihdam artışı beraberinde yüksek büyüme ihtiyacını doğurur. Gelişmekte olan ülkeler de yüksek büyüme rakamlarını istihdam açısından bu nedenle ister. Ekonomik büyüme kişi başı gelir düzeyini yükseltirken istihdamın artmasına yardımcı olur. Ancak verimli ekonomik büyümenin gözetilmesi sonucu sağlıklı bir istihdam piyasası meydana gelir. Türkiye, Malezya, Brezilya, Peru ve Endonezya gibi gelişmekte olan ülkelerde yüksek büyüme ihtiyacının olduğu aktörlerdir. Ülke nüfusu çoğunlukla genç kesimlerden oluştuğu için mevcut aktörler büyüme ihtiyacını daha yoğun hisseder. Eğer büyüme istenilen düzeyde gerçekleşmezse siyasi iktidarların ömrü uzun olmaz. Türkiye’de de benzer bir süreç söz konusudur. Siyasi karar alıcılar yüksek büyüme talebine sıklıkla başvurur. Temel neden yıllık ortalama 1,5 milyona ulaşan üniversiteli-genç kesimdir. Her yüzde 1’lik ekonomik büyüme 170 binden fazla istihdam yaratırken, Türkiye’de yüksek iktisadi çıktı düzeyi istem sebebinin altında istihdamın artırılması bulunmaktadır.

2003-2023 yılları arasında Türkiye’nin satın alma gücünün yüzde 257 arttığı tahmin edilmektedir. Ekonomik büyümenin mevcut artışı meydana getirdiği ve kişi başı gelirleri de yukarı taşıdığı söylenebilir. 2002-2024 tarihleri arasında bakıldığında da benzer bir tablo ortaya çıkmaktadır. 2002’deki 3400 dolarlık kişi başı gelirini, 2024’te 15 bin dolar sınırına taşıyan Türkiye yüksek büyüme gösteren Çin, Hindistan, Brezilya ve Endonezya gibi ülkeler arasında yer almıştır. Ekonomik büyümenin temel bileşeni olarak ise toplam istihdam 2002-2024 arasında 20 milyondan 32 milyona kadar yükseliş göstermiştir. Tarım sektöründen sanayi ve hizmetlere doğru bir istihdam yönelişi olurken Türkiye orta-düşük teknoloji üretim grubundan orta-ileri teknoloji grubuna geçmiştir. Buna bağlı olarak kişi başı gelir 3 bin dolardan 15 bin dolara çıkmıştır. Satın alma gücünde de benzer bir eğilim trendi yakalandı. 2002’de 10 bin dolar olan kişi başı satın alma gücü 2024’de 47 bin dolara kadar yükseliş gösterdi. 2023’de Cumhuriyet tarihinden ilk kez 1 trilyon dolar sınırını aşan ve 1,15 trilyon dolarlık hacme ulaşan milli gelir de bu açıdan değerlendirilebilir. 2002-2023 arasında dünya ortalamasından daha fazla ekonomik büyüme gösteren Türkiye benimsenen politikalarla mevcut kişi başı gelir ve istihdam artışını sağlamıştır. Eğer ekonomik büyüme dünya ortalamasının altında yer alsa idi, Türkiye’nin küresel ekonomiden altığı payda düşüş gösterecek ve kişi başı gelir, istihdam bu denli iyileşme gösteremeyecekti. Benimsenen büyüme merkezli politik tercih Türkiye’nin dünya ekonomisinden aldığı payı yüzde 0,6’dan yüzde 1,22’e taşıdı.

Ekonomik büyüme ve istihdam gibi iki temel gösterge arasında önem taşıyan bir diğer önemli olgu AR-GE harcamalarıdır. Araştırma ve geliştirme harcamaları ekonomik büyümeyi daha verimli hale getiren ve toplam çıktı düzeyinde teknoloji girdisini artıran bir uygulamadır. Türkiye’nin yakaladığı ekonomik büyüme ve istihdam trendi de AR-GE ile yakından ilgilidir. 2002-2023 tarihleri arasında AR-GE’ye 166 milyar dolar para harcayan ve toplam yıllık harcama kapasitesini 20 milyar dolara yaklaştıran Türkiye önemli bir eşiğe gelmiş bulunuyor. Daha verimli iktisadi büyüme ve istihdam için teknoloji merkezli eğilimin güçlendirilmesi gerekiyor. Dördüncü Sanayi Devrimi olarak isimlendirilen küresel dönüşüm de Türkiye’yi bu yönde desteklemektedir.

 

Deniz İstikbal

Lisansını İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde (2016) tamamladı. Yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Bölümü’nde “Güney Kore ve Türkiye’nin Kalkınma Planlarının Ekonomi Politik Analizi” adlı tezi (2018) ile bitirdi. Doktora eğitimine İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Çin’in Afrika Yatırımlarının Ekonomi Politik Analizi” (2005-2018) adlı doktora tezi ile devam etmektedir. SETA’da ekonomi araştırmaları alanında çalışan İstikbal’in akademik ilgi alanlarında ekonomik kalkınma, ekonomi politik, enerji ekonomisi, enerji güvenliği, tarım ekonomisi, uluslararası finans kuruluşları, dış yardım, Afrika ve Asya Pasifik gibi konular yer almaktadır.

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.