WOTTV E-DERGİ
DOLAR 32,8556 -0.6%
EURO 35,9827 0.09%
ALTIN 2.541,37-0,34
BITCOIN 22449421,28%
Küçülen Aileler

Küçülen Aileler

9 Mayıs 2024 15:33
Küçülen Aileler
0

BEĞENDİM

Fatih ÜNLÜ – 09 Mayıs 2024

 

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğü 2022 yılında 3,17 kişiye, 2023’de de 3.1 kişiye düşmüş. Son dönemde düzenli bir düşüş gözleniyor.

Bizdeki hanehalkı büyüklüğü ilden ile de çok büyük farklılıklar arz ediyor. 2023 yılında ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu ilimiz 4,9 kişi ile Şırnak; en düşük olduğu ilimiz ise 2,5 ile Çanakkale.

Aile başına çocuk sayısının azalması ve daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz yalnız yaşayan insan sayısındaki önemli artış ortalama hanehalkı büyüklüğünü düşüren unsurlardan.

2022 yılında toplam nüfusumuz 85 milyon 279 bin 553 kişi ile nüfus büyüklüğü açısından dünyada 194 ülke arasında 18. sırada. Dünya nüfusunun da %1.1’ini oluşturuyoruz.

Fakat nüfus artış hızımızda son dönemde çok ciddi bir düşüş yaşanıyor.  1975’te binde 25, 1985’te binde 24,9 olan yıllık nüfus artış hızımız 2022 yılında binde 7,1’e, 2023 yılında binde 1,1’e düşmüş. *1 Dönem dönem dalgalanmalar olsa da nüfus artış hızımız ne yazık ki istikrarlı bir şekilde azalıyor.

Yaşlanan Nüfusumuz

Nüfus küçükten büyüğe doğru sıralandığında tam ortada kalan bireyin yaşı olarak tarif edilen “ortanca yaş” ülkemizde 2022’de 33,5 iken 2023’de 34’e çıkmış. Ortanca yaşımızın 1970’de 19 olduğu düşünülünce, nüfus yapımızın yarım asırda ne kadar değiştiği çok daha iyi anlaşılabilir.

Özetle, nüfusumuz giderek yaşlanıyor. Ülkemiz, “ortalama” ortanca yaşı 44,5 olan Avrupa Birliği ülkelerine göre hâla iyi bir  durumda  ama gidişat önlem almayı gerektiriyor.

Ortalama ömür beklentisinin artması da ortanca yaştaki yükselişte şüphesiz bir etken -ki bu işin olumlu yönü- ama ortanca yaşı asıl etkileyen yeni doğumların dolayısıyla genç nüfusun nisbi olarak azalması.

Bu konuda önemli bir gösterge olan toplam doğurganlık hızı ülkemizde süratle azalıyor.  2021’de 1.70 olan  toplam doğurganlık hızı  2022’de 1,62’ye düşmüş.

Bu rakamın 2014’de 2.14 seviyesinde olduğu düşünülünce buradaki azalmanın hızı da daha iyi anlaşılabilir. Biliyorsunuz, 2.1 seviyesi nüfusun yenilenme eşiği olarak kabul ediliyor.

2022 yılındaki bu  1,62’lik toplam doğurganlık hızı Ülkemizi bu konuda ne yazık ki Fransa, İrlanda, Danimarka, İsveç ve Hollanda gibi ülkelerin bile gerisinde bırakmış.

Bunlar nüfus istatistiklerimizde detaylı incelenmesi ve acil önlem alınması gereken sorun alanları… Bunlar gibi başka göstergelerden de önemli ipuçları bulunabilir.

Yazımızın başından beri nüfus istatistikleri açısından karamsarlığa sebep olabilecek ve önlem alınması gereken göstergeleri öne çıkardık -ki genel durum da ne yazık ki öyle görünüyor- ama tümden olumsuz bir tablo da çizmeyelim ve güzel bir haber de verelim. Ülkemizde belde ve köylerde yaşayan insan sayısı son bir yılda 0,4 oranında artmış.

2022 yılında yüzde 93,4 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı  2023 yılında yüzde 93’e düşmüş. Belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,6’dan yüzde 7’ye yükselmiş. *2

COVİD döneminde başlayan kırsala yönelme eğiliminin de bir işareti olan bu değişimde seçim dönemi vs. gibi diğer faktörlerin de etkisi varsa, ayrıca araştırılabilir.

Bu değişim yüzde olarak küçük gibi görünse de rakam olarak  bir yılda 320.000’den fazla insanımızın şehirlerden ve ilçe merkezlerinden belde ve köylere – kırsala yöneldiğini gösteriyor. Önemli bir sayı.

Nüfus Artış Hızımız Neden Düşüyor?

Nüfus artış hızımızı etkileyen unsurlara tekrar dönecek olursak, evlenme yaşının artması, evlenme sayısının ve çocuk sayısının azalması, ailenin zayıflaması ve boşanmaların artması, tabii beslenmeden uzaklaşılması ve diğer çevresel faktörler vs. hem nüfus artış hızımızı düşürüyor hem de toplumsal dokumuza zarar veriyor.

Bazı uzman ve yazarlarımızın da  ifade ettiği üzere ailenin zayıflaması ve nüfus artış hızımızın  sürdürülemez  bir derecede azalması çok ciddi bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendirmemiz ve acil önlemler almamız gereken bir sorun. Kıymetli kardeşim Ferhat Ünlü de bu ve benzeri konuları,  sorun alanlarını TGRT hafta sonu ana haber bültenlerinde analiz ve tespitlerle dile getiriyor.

Bundan 20 yıl kadar önce de, Devlet Planlama Teşkilatı’ndaki (DPT) konuyla ilgili arkadaşlarımız nüfusumuzun  azalma eğiliminde olduğuna ve bu eğilim devam ederse hep övündüğümüz genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahip olma vasfımızı yakın zamanda kaybedeceğimize dair çalışmalar yapmış ve bu konuda girişimlerde de bulunmuşlardı.

Hatırlarsınız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip  Erdoğan o dönem  Başbakanken “en az üç çocuk” vurgusunu çokça yapardı.

Bu konuyu açmışken, DPT’de (daha sonra da Kalkınma Bakanlığı ve SBB’de) uzun yıllar planlama uzmanı ve yönetici olarak çok önemli hizmetlerde bulunan merhum Yılmaz Tuna arkadaşımızı yad etmeden ve ona ve bütün geçmişlerimize Rabbimizden rahmet niyazında  bulunmadan geçmeyelim. Merhum Yılmaz Tuna kardeşimiz de yukarıda bahsettiğimiz soruna en çok dikkat çekenlerdendi. Bu teşhislerin ne kadar doğru olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Evet, nüfus artış hızımızdaki düşüş acil önlemleri gerektiriyor. İşin çok güçlü ve aşılması gereken sosyolojik, ekonomik, davranış, beslenme, iş şartları, bakım hizmetleri vs. gibi birçok boyutu var.

Ne yapılabilir sorusuna giriş yapmazdan önce, bir kıyas olması bakımından ABD ve özellikle Birleşik Krallık’taki (İngitere, İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda) duruma kısaca  bakalım.

2022 yılında ortalama hanehalkı büyüklüğü ABD’de 3.13;  Birleşik Krallık’ta ise 2,36 olarak gerçekleşmiş.

ABD’deki durum rakamsal olarak şu an için Ülkemizle neredeyse aynı. Birleşik Krallık’ta ise ortalama hanehalkı sayısı bizden oldukça düşük. Yalnız şu var ki orada  ailelerin çok çocuk sahibi olmaları yoğun bir şekilde teşvik ediliyor ve bu da sonuç veriyor.

Ben 24 yıl önce 2000 yılında Londra’da bizzat görmüştüm. 22-23 yaşlarında iki beyaz İngiliz gencin -en küçükleri altı aylık, en büyükleri de 3 yaşında gibi- üç sevimli çocukları vardı. Çocukları arabada ve kucaklarında biraz zor da olsa gezdirmeye çalışıyorlardı.

-Diğer sebeplerin yanı sıra- bu gençlerin bu kadar erken yaşta üç çocuk sahibi olmalarının önemli bir nedeni de devletlerinin, hükumetlerinin çocuk başına verdiği  hatırı sayılır mali destekti.

O dönem, Londra’daki nüfus planlama birimleri de “Çocuk sahibi olabilmek için nelere dikkat etmelisiniz” tarzında broşürler de dağıtıyorlardı.

Ve neticede, önce bazı hatalarla nüfuslarını durma noktasına getiren Batı ülkelerinden olan Birleşik Krallık bu eğilimi bir ölçüde de olsa kırmış durumda. Nüfuslarında dipten gelen bir artış var.

Bu kapsamda, 2000 yılında 59 milyon olan Birleşik Krallık nüfusunun 2025 yılında 70 milyona çıkacağı, bu artışın bir kısmının mülteci kaynaklı olacağı ve 3 milyonunun da net nüfus artışından geleceği tahmin ediliyor.

Tahminlerin tutup tutmayacağına bakacak olursak, 2023’te Birleşik Krallık nüfusu 68,27 milyon kişiye ulaşmış. 2025’de ise bu rakamın yaklaşık 69 milyona çıkması bekleniyor. *3 Özetle, tahminler önemli ölçüde tutmuş diyebiliriz.

İşte önlem alınınca bunların meyvesi kısa ve orta vadede neredeyse hemen görülebiliyor.

Bizde ise Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren başlayan nüfusumuzu artırma çabaları özellikle 1960’lardan sonra tersine dönmüş ve nüfus artışını azaltmaya yönelik keskin politikalar uygulanmıştır.

Türkiye’nin nüfus planlaması çalışmalarına Amerika, İsveç ve İngiltere gibi ülkeler yoğun yardımda bulunmuştur. *4

O dönemde, orta ve uzun vadeli etkiler çok dikkate alınmadan ve eğitim seviyesinin yükselmesi ve refah artışıyla nüfustaki hızlı artış eğiliminin zaten yavaşlayacağı ihtimali göz ardı edilerek yapılan orantısız müdahaleler şimdiki keskin düşüşe giden yolu açmıştır.

Netice olarak,  1970’li yıllarda  dünyada nüfusu en hızla artan 2. ülke konumundan şu anda Fransa, Danimarka, İsveç ve Hollanda’nın bile gerisine düşmüş durumdayız.

O dönemleri daha doğru yansıtabilmek için, geçmişte olaya daha doğru yaklaşılması yönünde girişimler de olmuş fakat bunlar neticede zayıf kalmıştır. Örneğin, I. Beş Yıllık Kalkınma Planında “nüfus planlaması” görüşü öne çıkarılırken II. Beş Yıllık Kalkınma Plan’ında bunun yerine “Aile Planlaması” görüşü kendine yer edinmeye başlamış ve bu Plan’dan itibaren anne ve çocuk sağlığı konularına daha çok ağırlık verilmiştir. *5

Şimdi Ne Yapılabilir?

Özetle arz edecek olursak, şimdi de nüfus artışımızdaki sürdürülebilir olmayan bu tehlikeli azalmayı telafi için çok etkin bir planlamaya ve bu planı destekleyecek birçok program ve projelere ihtiyacımız var.

Bu gidişatın farkında olan ilgili kurumlarımızın teşhisleri ve çare arayışları  iyiye işaret. Fakat bu gibi çok boyutlu ve iyice yerleşmiş sorunlarda düzelme ve onarımın yoğun ve çok yönlü çabaları icab ettirdiğini de unutmamak gerek.

Benim bu konudaki acizane kanaatim şu:

1-Çok iyi bir koordinasyonla tüm ilgili kurumlarımızın, gönüllü kuruluşların, konuyla alakalı bütün kesimlerin ve en önemlisi tüm toplumun katkısının ve desteğinin alınması lazım.

2-Sorunun kaynaklarına dair yapılmış ve yapılacak hızlı çalışma ve teşhisler ışığında, mevcut önlemlerin yanı sıra belirlenecek ilave önlemlerin uygulanması için çok yoğun program, proje ve kampanyaların yürürlüğe konulması lazım.

3-Ailenin ve sosyal dokumuzun güçlendirilmesi ve nüfus alanındaki sorunlarımızın kalıcı çözümü için yaygın ve uzun süreli bir “milli seferberliğin” başlatılması lazım.

Sosyal hayatımızın da birçok yönden kuraklaşmasına sebep olan toplumsal  dokumuzun ve ailenin zayıflaması ve hanelerin tenhalaşmasının önüne geçebilmek için toplumsal dehamızdan, kurumsal kapasitelerimizden (kamu, sivil toplum, özel) ve dünyadaki iyi örneklerden azami istifade ederek elimizden geleni yapmalıyız…

Elimizden geleni yapmalıyız. Çünkü söz konusu olan Ülkemizin ve aziz milletimizin geleceğidir ve Ülkemizin katkıda bulunabileceği bölgelerin ve oralarda yaşayan aziz milletlerin geleceğidir.

Allah’a emanet olun.

=====

*1  TÜİK Nufüs İstatistikleri Portalı, https://nip.tuik.gov.tr/
*2  a.g.p.
*3  www.statista.com
*4. Türkiye’de Askeri Darbe Dönemlerinde Nüfus Politikalarına Yönelik Düzenlemeler, Prof. Dr. Mehmet AKTEL, Salih SAYDAM.
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 30.
* 5 a.g.e

Fatih Ünlü

Fatih Ünlü 1965 Adana doğumludur. Adana Dumlupınar İlkokulu, Hürriyet Ortaokulu ve Anafartalar Lisesinden sonra 1987 yılında ODTÜ Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümü Uluslararası İlişkiler alt dalından mezun olmuştur.TBMM, TÜBİTAK, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Kalkınma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO)'nda çalışmıştır.Yayıncılık faaliyetlerine vakit ayırabilmek amacıyla Cumhurbaşkanlığı SBB - İSEDAK ve Uluslararası Kalkınma İşbirliği Genel Müdürlüğünden 2022 yılında emekli olmuştur.Emeklilikten sonra, Güray Gümüş'le birlikte Abdullah Bera Yıldız'ın "Bir Soluk Dua - Çaresiz Anlarımıza Çare Olan Rahmetinle" ve "O'nu Bilmeden Hiçbir Vahada Hayat Yoktur" adlı kitaplarının editörlüğünü yapmıştır.

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
    Tüm Yorumlar (1)
    • Memduh

      Üstad, elinize sağlık kaleminize kuvvet,

      Yanıtla
      +0
      -0