Yalova’da üç polisin şehit düştüğü kanlı DAEŞ operasyonunun ardından tutuklanan ve teröristlerle olan irtibatını “Hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum” sözleriyle savunan Rıza Turgay L. hakkındaki dava sonuçlandı. Savcılığın 15 yıla kadar hapis cezası istediği sanık, mahkemenin verdiği şaşırtıcı kararla tahliye edildi.
Türkiye’nin gündemine oturan olay, 29 Aralık 2025 tarihinde Yalova’da iki katlı bir eve düzenlenen operasyonla başlamıştı. Yeni yıl öncesi eylem hazırlığında olduğu değerlendirilen terör örgütü DAEŞ üyelerine yönelik baskında çıkan çatışma yaklaşık 8 saat sürmüştü. Üç polisin şehit olduğu, altı şüphelinin ise ölü ele geçirildiği operasyonun ardından başlatılan geniş çaplı soruşturmada, Kocaeli’de yaşayan seyyar satıcı Rıza Turgay L. de gözaltına alınarak tutuklanmıştı.
İddianamedeki ağır suçlamalar ve dijital deliller
Hazırlanan iddianamede, çatışmada ölü ele geçirilen teröristlerden Zafer Umutlu ile sanık arasındaki bağlar detaylandırıldı. Terörist Umutlu’nun Telegram üzerinden örgütsel paylaşımlar yaptığı, sanık Rıza Turgay L. ile 26 Şubat ve 14 Aralık 2025 tarihleri arasında defalarca WhatsApp üzerinden irtibat kurduğu belirlendi. Ayrıca sanığın rehberinde teröristin “Zafer Yalova” ismiyle kayıtlı olduğu tespit edildi.
Emniyet güçlerinin sanığın Kocaeli Darıca’daki evinde yaptığı aramalarda ise dikkat çekici materyallere ulaşıldı. 31 Aralık 2025’teki aramalarda, terör örgütü DAEŞ’in flamasını ve amblemini içeren, üzerinde Arapça yazılar bulunan siyah bir bere ile metal anahtarlık ele geçirildi. Savcılık, tüm bu veriler ışığında sanığın örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığını belirterek cezalandırılmasını talep etti.
Hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum
Mahkemede savunmasını yapan Rıza Turgay L., hakkındaki tüm suçlamaları reddederek kendisinin sadece bir seyyar satıcı olduğunu dile getirdi. HTS kayıtlarında ortaya çıkan görüşmeler için ilginç bir savunma yapan sanık, “Zafer Umutlu’yu tanımıyorum. Olay sonrası araştırdığımda benden hurma fiyatını sormak için arayan şahıslardan olduğunu düşünüyorum. Semih Can Y.’yi ise tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum ancak Semih adlı kendisine telefon parçası sattığım bir şahıs vardır, soruşturma aşamasında bundan bahsetmiştim, bu şahısla görüşmüşsem iş nedeniyledir, hiçbir yere ortak seyahatimiz olmadı.” ifadelerini kullandı.
Evinde bulunan örgütsel sembollere dair de açıklama yapan sanık, bu eşyaları suç olduğunu bilmeden satın aldığını iddia etti. Savunmasına devam eden Rıza Turgay L., “Telefonumda tespit edilen videonun örgütsel bir yönü yoktur, ne şekilde telefonuma geldiğini hatırlamıyorum. İnternet sitelerinden gezindiğim linklerden yanlışlıkla basmam nedeniyle telefonuma inmiş olabilir, bilinçli şekilde kaydetmedim. İddianamede belirtilen anahtarlık ve berenin örgüt mensuplarınca kullanıldığını soruşturma aşamasında öğrendim. Ben bunları Eminönü’nden satın aldım, suç oluşturduğunu bilmiyordum. Üzerlerinde DAEŞ ile ilgili hiçbir şey yazmaz. Ben daha önce DAEŞ’e üyelik suçundan yargılandım ve hakkımda beraat kararı verildi, kesinleşti. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum.” dedi.
Mahkeme şüpheden sanık yararlanır dedi
Duruşma savcısı, sanığın örgütün amaç ve hedeflerini bilerek hareket ettiğini, hiyerarşik yapıya dahil olduğunu savunarak “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan hapis cezası ve tutukluluk halinin devamını istedi. Ancak mahkeme heyeti farklı bir kanaate vardı.
Dosyadaki tüm delilleri inceleyen mahkeme, sanığın savunmasının aksini ispatlayacak kesin ve inandırıcı delil bulunamadığına hükmetti. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesini esas alan heyet, Rıza Turgay L.’nin beraatine ve tahliyesine karar vererek davayı sonlandırdı.
