WOTTV E-DERGİ
DOLAR 32,2040 0%
EURO 35,0853 0.2%
ALTIN 2.527,901,10
BITCOIN 2158686-0,23%
İstihbaratta ‘Etki Ajanlığı’ Suç Sayılacak mı?

İstihbaratta ‘Etki Ajanlığı’ Suç Sayılacak mı?

12 Mayıs 2024 09:13
İstihbaratta ‘Etki Ajanlığı’ Suç Sayılacak mı?
0

BEĞENDİM

Prof.Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, Mayıs 2024

Son haftalarda TBMM’ye taşınacak 9’ncu yargı paketinde “Yeni tip casusluk suçları” ve “etki ajanlığı’ tanımı gibi düzenlemeler yapılacağı duyulunca bu konu ele alındı.

Basında Algı Yönetimi veya ‘Etki Ajanlığı’ 

Soğuk savaş sırasında ABD istihbaratının komünizm tehdidi bahanesiyle ülkelerde algı yönetimi maksadıyla 1960’lı yıllarda Fransa’da The Paris Review gibi gözde dergiler bile yayınlattığı yıllar sonra anlaşıldı. Soğuk savaş öncesi sonrasında Türk basınında da çoğu Batılı ülkeler olmak üzere, kamuoyunu etkilemek maksadıyla çok sayıda basın mensubu bulunduğu ileri sürüldü. Hatta bazılarının isim ve soyadlarının ilk harfleri de verildi. Bunların ne dereceye kadar doğru olduğu tartışılmakla birlikte, FETÖ darbe girişimi öncesinde “Gülen” cemaatinin yayın organlarının yöneticileri ve yazarlarının etki ajanı olduğu çok net anlaşıldı.

Hatta “Abant Toplantıları’na katılanlar, yakalanmadan önce PKK terörist başı ile mülakatını yayınlayanlar, FETÖ darbe girişimiyle bağlantılı Henry Barkey ile temasta olanların “Etki Ajanı” olması kuvvetle muhtemeldir. Arap Baharı sırasında özellikle Mısır’da sosyal medyanın algı yönetiminde oynadığı başrol de henüz unutulmadı. Bu genelleme içerisinde kalanların bir kısmı ve hatta ABD dış istihbarat birimi CIA adına rapor yazdığı ileri sürülenler arasında bile özel veya önemli devlet birimlerinde görevlendirilenler olsa da teyide muhtaçtır.

Casusluk Suçları İçin Yeni Tanımlar ve Düzenlemeler Geliyor Ama…

Yakında TBMM’de görüşülmesine başlanacak 9. Yargı Paketi’nde, casuslukla ilgili yeni düzenlemeler de var. Aslında günümüzde istihbarata esas bilgilerin %99’una yakınının siber ortam ağırlıklı açık kaynaklar olduğu dikkate alınırsa, bu düzenleme için geç bile kalındığı söylenebilir. Bilindiği üzere ABD’nin tüm dünyayı dinleyen/izleyen NSU oluşumu vasıtasıyla, belirli sözcüklerden hareketle küresel terör örgütlerinin uyuyan hücrelerini harekete geçirmek maksadıyla kullandığı internet ortamı (sosyal medya vb.) izlenmekte ve pek çok terör girişimi bu sayede önlenebilmektedir. NSU; telefon dinlemeleri yanında, internet üzerinden de haberleşmeleri izleyerek istihbarat elde ederken, pek çok kesimce çoğunlukla sosyal medya üzerinden insanları yönlendirmek için algı yönetimi (veya etki ajanlığı) sıkça kullanılmaktadır.

Başta siyasi partilerin ve liderlerinin hitap ettiği toplum üzerinde etki yaratmak maksadıyla oldukça sık kullanılan algı yönetimi, karşı tarafı ötekileştirmek, kutuplaşma yaratarak siyasi çıkar sağlamak ve bunu oya dönüştürmek maksadıyla en sık kullanılan yöntemler arasındadır.

Basında yer aldığına göre yeni yasa taslağında tanımlaması yapılacak olan “etki ajanlığının”  suç olarak Türk Ceza Kanunu’na sokulmasıyla önlem alınacakmış. Böylelikle diğer ülkelerin çıkarları için Türkiye’de kamuoyu oluşturmaları izlenmek suretiyle önlenmeye çalışılacakmış. Yani istihbarata karşı koyma (İKK) bağlamında sosyal medya dikkatle izlenecekmiş. Türkiye aleyhinde kara propaganda yaptığı belirlenenler “etki ajanı” kapsamına alınacaklar.

Henüz tanım açık olmasa da “Ülkenin ekonomik, toplumsal ve kamu düzenini bozanların bu tanıma sokulmasıyla caydırıcılığı sağlamak adına cezai müeyyideler gelecekmiş. Bu arada MİT tarafından yayınlanan bir videoda “Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde yabancı ülke istihbarat mensuplarına yardımcı olmanın suç olduğu” açıklaması ile bazı uyarılar ve talimat da var.

Burada Anayasa’nın “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar!” hükmünün ihlal edilmemesi çok önemlidir.

Sonuç itibariyle ‘Etki ajanlığı’ kavramı kesin çizgilerle belirlenerek Cumhuriyet savcılarının kararlarında ciddi hukuki sorunlar yaşanmamalıdır. Aksi halde TSK İç Hizmet Kanunu’nu ileri süren TSK komutanlarının durumuna düşülebilir. Düşünce özgürlüğü ile iktidar olanlar, yanlışlarını eleştirenleri “etki ajanı” diye suçlayabilirler. Bunun sonucunda ülke kargaşaya sürüklenebileceği gibi demokratik hukuk devleti de rafa kaldırılabilir. Siz ne dersiniz?

Celalettin Yavuz

Güvenlik Politikaları Uzmanı Lisans ve Y. Lisans öğrenimini Milli Savunma Üniversitesinde (Deniz Harp Okulu – 1974; Deniz Harp Enstitüsü-1983) tamamladı. Daha sonra Silahlı Kuvvetler Akademisi öğrenimi (1985-86) gördü ve “Irak’ın Geleceği” ile ilgili bitirme tezini yazdı. 1989-1991 döneminde Führungsakademie (Hamburg/Almanya) 2 yıllık Güvenlik Politikası-Strateji-Stratejik İstihbarat-Jeopolitik, Askeri Tarih eğitimi aldı. “İstanbul Boğazı’nın Karadeniz Sahildarı Ülkeler Üzerindeki Jeopolitik ve Stratejik Etkileri” (Almanca) başlıklı mezuniyet tezini yazdı. Genelkurmay Personel Başkanlığı’nda görevli iken Kıbrıs Barış Harekâtı’nın madalya ve taltif projesini gerçekleştirdi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı karargâhında NATO Planlama direktifleri ve kuvvet plan çalışmaları üzerinde çalıştı. Ayrıca bir yıl boyunca Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantı Dosyasını hazırladı. Ege'de gerilimli 1980'li ve 1990'lı yıllarda 2 ayrı geminin komutanlıklarını yaptı. 1994-1997 döneminde Almanya'da Deniz Ataşeliği sırasında Deniz Ataşe Birliği'nin başkanlığına (doyen) ve 143 kişilik Askeri Ataşeler Birliği'nin Yönetim Kuruluna seçildi. Daha sonra Mersin’de Karakol ve Çıkarma Gemileri Komodorluğu’nun ardından Genelkurmay Yunanistan Kıbrıs Dairesinde Yunanistan Şube Müdürü iken “Türk-Yunan Ege’de Güven Arttırıcı Önlemler Paketi” projesinin (Ocak 2000) yöneticiliğini yaptı. Türk-Yunan sorunları üzerinde General-Amiral Oryantasyon Kursu, Harp Akademileri, Milli Güvenlik Akademisi ve TSK İstihbarat Okulu'nda dersler veren Yavuz, Deniz Harp Okulu Dekanı olduğu 2001-2003 döneminde "Denizcilik Tarihi-Deniz Stratejisi", "Askeri Strateji" ve "Liderlik" dersleri verdi. 1994’te Dr., 2002’de Doç.Dr. olan Yavuz, Milli Güvenlik Akademisi öğretim üyesi iken 30 Mart 2004’te istekle emekli oldu ve BİLKENT Üniversitesi’ne ilaveten Milli Güvenlik Akademisi’nde Türk-Yunan Sorunları, Suriye, Ortadoğu, Terörle Mücadele dersleri, 2012’de Prof.Dr. olduktan sonra da Atılım Üniversitesi’nde (2012-2013) ve Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitüsünde (2013 Bahar) Y. Lisans ve Doktora, Ufuk ve Başkent üniversitelerinde lisans dersleri verdi. 2022 yılı başlarında adı Topkapı Üniversitesi olarak değiştirilen “Ayvansaray Üniversitesi”nde İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nin kurucu dekanlığını yapan, fakülteyi 16 bölüme çıkartan Prof.Dr. Yavuz, “İstihbarat, Strateji ve Terörizm/Avrupa'da Terör Örgütleri” gibi 3 farklı konuda sertifika dersleri yanında İstanbul Topkapı Üniversitesi’nde lisans ve Y. Lisans dersleri verdi. Güvenlik Bilimleri ve Uygulamaları Y. Lisans programının kurucu ABD Başkanlığını Eylül 2022’ye kadar sürdürerek “Küresel Güvenlik Stratejileri” üzerine sertifika programı hazırladı. Mayıs 2020 ayında uluslararası sempozyum düzenledi ve bizzat sunum yaptı. Milli Savunma Üniversitesi’nde (Harp Akademileri) 2019 yılından beri “Dış Politika Analizi” ile “Küresel Güvenlik Stratejileri” başlıklı ders verdi. Genelkurmay SAREM “Dış Uzman”lık (2003-2010), Türk Askeri Tarih Kurulu (TATK) Genel Kurul üyeliği (1999-2007), Gnkur. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi “ATAREM” Genel Kurul Kurucu Üyeliği (1999-2007), Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim/Öğretim Kurulu üyeliği (2001-2003), Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) “Strateji” Grubu üyeliği (2005-2011), Türk Ocakları Genel Merkezi Hars Heyeti (en üst düzeydeki kültür kurulu) üyeliği (2004-2010), TÜRKSAM düşünce kuruluşunun Kurucu Başkan Yardımcısı ve Terör Bölümü Başkanlığı (2008-2012) yapan Prof.Dr. Yavuz, pek çok süreli yayının yayın ve hakem kurullarında yer almaktadır. Almanca ve İngilizce bilen Prof.Dr. Yavuz’un “Güvenlik politikaları, Askeri Tarih/Strateji, İstihbarat, Ortadoğu, çevre ülkeler, terörle mücadele, bölgesel-küresel sorunlar, küresel güvenlik stratejileri ve Deniz Tarihi konularında, çoğu müstakilen yazılmış 30’un üzerinde kitabı ve süreli dergilerde yazılmış çok sayıda makalesi mevcuttur. Halen Anadolu Ajansı ve Yeni Şafak gazetesinin “Düşünce Günlüğü” bölümünde her ay “Bölgesel ve Küresel Güvenlik Politikaları” üzerine analizleri yayınlanan Yavuz’un son dönemde Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE)’de konferansları, sitesinde yazıları yayınlanmakta olup, gene son zamanlarda Devlet Dergisi ve Türk Yurdu dergilerinde de yazıları yayınlanmaktadır. Ayrıca, Eylül 2022’den itibaren TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda haftada bir gün “Mavi Vatan” adlı bir programın yapımcılığını (ve yorumculuğunu) yapmaktadır. Ankara’da ikame eden Prof.Dr. Yavuz, evli, iki çocuk babası olup Almanca ve İngilizce bilmektedir.

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
    Tüm Yorumlar (1)
    • A.Yasar YÜCEOKUR

      Sayin Yavuz bey aydinlatici bilgileriniiz icin tesekkür ederim. Bizim millet sinamadanda ciksa camidende ciksa otulur bir cayyyy sohhbeti yaparlarki bunu nasil degerlendirecegiz. Hörmetlerimle.

      Yanıtla
      +0
      -0