Türkiye, 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden geçen 10 yıllık süreçte ekonomik olarak son derece kritik sınavlardan geçti. Peki, bu karanlık gecenin ardından Türk ekonomisinde hangi taşlar yerinden oynadı ve ülkenin finansal dengeleri bu süreçten nasıl etkilendi? İşte devasa zararın tüm perde arkası.
Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. Türk milletinin canı pahasına sokaklara dökülerek geri püskürttüğü bu hain kalkışma, sadece siyasi ve toplumsal alanda değil, Türkiye ekonomisi üzerinde de derin ve sarsıcı izler bıraktı. Girişimin hemen ardından başlayan süreçte, Türkiye ekonomisi çok boyutlu bir finansal baskı dalgasıyla karşı karşıya kaldı ve ciddi zararlar gördü.
Hain Girişimin İlk Ekonomik Etkileri Nasıl Hissedildi
Darbe girişiminin hemen ertesi günü finansal piyasalar üzerinde büyük bir panik havası yaratılmak istendi. Döviz kurlarında yaşanan ani dalgalanmalar, borsa endekslerindeki düşüşler ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının alelacele aldığı yanlı kararlar, Türk ekonomisini köşeye sıkıştırmayı hedefliyordu. Ancak halkın bankalara koşarak Türk lirasına sahip çıkması ve ekonomi yönetiminin attığı kararlı adımlar sayesinde bu ilk şok dalgası başarıyla püskürtüldü.
10 Yıllık Süreçte Türkiye Ekonomisi Hangi Zararlarla Karşı Karşıya Kaldı
Hain darbe girişiminin uzun vadeli etkileri ise makroekonomik göstergeler üzerinde kendisini gösterdi. Özellikle doğrudan yabancı yatırımların kararsızlık yaşaması, turizm sektörünün aldığı geçici darbeler ve ülkenin risk priminin (CDS) yükselmesi, ekonomik büyüme üzerinde ciddi bir maliyet yarattı. Türkiye, bu süreçte terör örgütleriyle mücadeleye çok daha büyük bütçeler ayırmak durumunda kalırken, yaşanan bu jeopolitik gerilimler kamu maliyesine ek yükler getirdi. Türkiye ekonomisi, 10 yıllık bu süreçte milyarlarca dolarlık doğrudan ve dolaylı zararla karşı karşıya kalmasına rağmen üretim gücünü korumayı başardı.
Sonuç olarak, 15 Temmuz hain darbe girişimi Türkiye ekonomisinde büyük yaralar açmış olsa da, ülkenin dinamik iç pazarı ve dayanıklı finansal altyapısı sayesinde bu büyük badirenin üstesinden gelindi. Bugün gelinen noktada Türkiye, yaşadığı tüm ekonomik kayıplara rağmen küresel ticaretteki yerini tahkim etmeye ve ekonomik bağımsızlık mücadelesini sürdürmeye devam ediyor.


