Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

ABD’nin Venezuela Saldırısı ve Küresel Domino Etkisi – Adem Kılıç

Adem KILIÇ – 05 Ocak 2026

 

Trump yönetiminin uluslararası hukuku yok sayan Venezuela saldırısı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması sadece bir rejim değişikliği hamlesi değil, aynı zamanda da 2. Dünya savaşından sonra kurulan, kurallara dayalı küresel düzenin tabutuna çakılan son çiviydi.

Bir devlet başkanının kendi toprakları içerisinde, başka bir ülke tarafından askeri bir operasyonla derdest edilmesi, uluslararası ilişkilerde “dokunulmazlık” zırhını paramparça etti.

BM sistemi, devletlerin “egemen eşitliği” ilkesi üzerine kurulu olmasına rağmen ABD’nin bu adımı, İsrail’in ardından, küresel sistemin “garantörü” olan ve BMGK’nin 5 daimi üyelerinden bir güç tarafından da delinerek, uluslararası hukukun artık askıya alındığını ilan etti.

Venezuela örneği, hukukun yalnızca zayıf aktörler için geçerli, güçlüler için ise esnek bir araç haline geldiğini gösterdi.

Küresel domino etkisi potansiyeli

Çin ile Rusya için Maduro operasyonu, Tayvan ve Ukrayna’daki ajandalarını sertleştirmek için mükemmel bir emsal olabilir.

Kremlin, ABD’nin bu hamlesini kullanarak; “Eğer ABD, kendi güvenliğini tehdit eden bir ‘narko-teröristi’ komşu coğrafyasında tutuklayabiliyorsa, Rusya da kendi güvenliğini tehdit eden ‘neo-nazi’ Kiev yönetimini etkisiz hale getirmek için aynı hakka sahiptir” tezini öne sürebilir.

Bu durum, Ukrayna liderliğine yönelik suikast veya doğrudan derdest etme operasyonlarının üzerindeki uluslararası baskıyı azaltabilir ve savaşın çok daha ileri bir safhaya geçmesine neden olabilir.

Benzer bir şekilde Çin de, bu tezi Tayvan konusunda emsal olarak kabul edecektir.

Çin, Venezuela operasyonunu ABD’nin “kendi arka bahçesinde” mutlak hakimiyet kurma ve Monroe Doktrini’ni modernize etme girişimi olarak görüyor ve Çin’e göre eğer ABD, Venezuela gibi enerji zengini bir noktada bu kadar cüretkar olabiliyorsa, Çin de aynı tezi Tayvan için kullanmak isteyebilir.

Ayrıca Çin’in Venezuela’daki milyarlarca dolarlık enerji yatırımı, bu operasyonla ABD’nin rehinesi haline geldi. Bu da Çin’in küresel ticarette dolar bağımlılığını (de-dollarization) bitirme sürecini bir varoluş savaşına dönüştürebilir ve küresel ekonomi savaşı yeni bir aşamaya geçebilir.

İsrail’i cesaretlendirdi

İran için ise bu operasyon, “sıranın kimde olduğu” sorusunu en sert haliyle gündeme getirdi.

İran, Maduro’nun başına gelenlerin kendi lider kadrosuna yönelik bir “ön izleme” olabileceği korkusuyla, nükleer caydırıcılık kapasitesini maksimize etme kararı alabilir.

Öte yandan İsrail, ABD’nin bu sert güç kullanımını bir “yeşil ışık” olarak okuduğunu daha ilk dakikalarda açıkladı bile.

Zira İsrail, uluslararası hukukun artık ABD tarafından bile ciddiye alınmadığını gördü.

İsrail artık, zaten uluslararası hukuku tanımayan adımlarını ABD’nin de desteği ile çok daha agresif bir noktaya taşıyacaktı.

Yeni dünya düzeni ve “etki alanları”na dönüş

Bu hamle, küresel liberal düzenin resmen sona erdiğinin ve “Büyük Güçlerin Etki Alanları” döneminin ya da benim ifadem ile “İmparatorluklar Çağı’nın” başladığının ilanı olarak kayıtlara geçti.

ABD, Batı Yarımküre’de mutlak üstünlüğünü kanıtlamak için attığı bu adımla beraber, Rusya ve Çin’e de kendi bölgelerinde benzer adımları için hareket alanları açtı.

Dünya artık ortak değerler etrafında toplanan bir topluluk değil, her gücün kendi bölgesinde “kendi hukukunu” uyguladığı parçalı bir yapıya evrildi.

Güçlü olanın, hukuku kendi çıkarına göre eğip bükebildiği bu ortamda, orta ve küçük ölçekli devletler için güvenlik ise artık yalnızca ittifaklarla değil, doğrudan caydırıcılıkla sağlanabilir hale geldi.

Sonuç olarak; Maduro’nun New York’ta bir hücreye konulması, küresel sistemde “öngörülebilirlik” ve “hukuk” kavramlarını bir daha geri gelmemek üzere tarihe gömdü.

Artık küresel jeopolitik, uluslararası kurumların toplantılarında ve mahkeme salonlarında değil, doğrudan sahadaki güçle yazılacak.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER