Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Küresel Borç Krizi ve Faiz Döngüsü – Deniz İstikbal

Deniz İSTİKBAL – 13 Ocak 2026

 

2020-2025 dönemi küresel ekonomi için birçok şok dalgasına sahne oldu. Enerji, gıda ve tedarik yönlü meydana gelen krizler fiyat istikrarı üzerinde ciddi tahribat yarattı. Devletler salgınla başlayan krizleri aşabilmek için öncelikle faizleri düşürdüler ve borçlanmayı tercih ettiler. 2020’nin başlarında 220 trilyon dolar dolar olan toplam borçluluk düzeyi 2025’te 324 trilyon dolarla rekor kırdı. Özel sektör ve kamu borçları tarihteki en yüksek seviyeye çıkarak faiz rakamlarıyla birlikte yeni rekora imza attı. Faizlerin artışı beraberinde borçların maliyetini yukarıya taşıdı. Bu nedenle kamu bütçelerinden daha fazla vergi faizlerin finanse edilmesi için kullanıldı.

Enflasyon nedeniyle fiyat istikrarının bozulması iktidarları değiştirirken faize ödenen rakamlar yukarıya doğru gitmeye devam etti. Şubat 2022’de başlayan ve günümüze kadar da devam eden Ukrayna Savaşı ise Avrupa başta olmak üzere global ekonomiyi etkisi altına aldı. Mevcut yaşanılan krizlere eklemlenen savaşın maliyeti gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu ve özellikle az gelişmiş, gelişmekte olan ülkelerde ciddi problemlere neden oldu. Faizlerin yüksekliği ise talebi baskılamak için gerekli iken yine az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için yıkıcı etkiler meydana getirdi. Artan borçlanma maliyeti ve finansman bulmada zorluklar ulusal para birimlerini olumsuz etkiledi. Türkiye, Brezilya, Arjantin, Sri Lanka, Hindistan ve Meksika gibi ülkelerin para birimleri hızla değer kaybetti.

İşsizlik ve Faiz

Gelişmiş ekonomilerde toplum işsizlik ve geçim sıkıntısı gibi olgulara maruz kalırken devletler daha fazla borçlanma ve faiz üzerinden krizi tecrübe etti. Örneğin salgının başında ABD’deki kamu borcu 20 trilyon dolar civarı iken günümüzde mevcut rakam 34 trilyon dolara geldi. Bu borcun finanse edilmesi için ise yıllık ortalama faiz ödemesi 1,2 trilyon dolara çıktı. Benzer şekilde İngiltere, Fransa, Japonya ve İtalya gibi gelişmiş ekonomilerde aşırı borçlu olmaları nedeniyle yüksek faiz ödemeleri gerçekleştirir hale geldiler. Sağlık, eğitim ve yatırım gibi alanlardan faiz ödemelerine aktarılan vergi gelirleri ülkelerdeki toplumsal huzurun bozulmasına da katkı sundu.

Sri Lanka, Peru, Nepal, Brezilya, Bangladeş ve Arjantin gibi ülkeler süreci sokak çatışmaları ve yoksullaşmayla karşıladı. Diğer taraftan bakıldığında devletlerin borçlanma dışında nasıl bir yöntemle harcamalarını finanse edeceği konusu öne çıkıyor. Harcamaların azaltılması ve kamu yatırımlarının daha verimli hale getirilmesi bir çözüm yolu. Fakat henüz küresel enflasyonist dalgada normalleşme sağlanmadı ve ülkeler kamu harcamaları üzerinden iktisadi büyümeye katkı sunuyor. Borçlanma ve yüksek faiz nedeniyle senelik ortalama 4 trilyon dolar küresel düzeyde faize ödeniyor veya ödenmeye çalışıyor. Arjantin gibi borçları veya faizini ödemede gecikmeler yaşayan ülkelerde mevcut. Sri Lanka gibi iflasını açıklayan ve yeniden yapılandırmaya başvuran aktörleri de örnek vermek mümkün.

Birleşmiş Milletler, IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar global borçluluk düzeyine dikkat çekerken gelişmiş ülkeleri öne çıkarıyorlar. 2008 Finans Krizi sonrası meydana gelen Avrupa Borç Krizi beraberinde birçok soruna neden olmuş ve etkileri uzun yıllara yayılmıştı. 2020’de başlayan ve günümüze kadar uzanan süreç ise eski krizlere kıyasla daha olumsuz etkilere neden olabilir. Gıda, konut, enerji ve tedarikte yaşanan sorunlar ticaret savaşlarının da etkisiyle toplumları sokak olaylarına itebilir. Devletler vergi gelirleri üzerinden finanse etmeye çalıştıkları faiz ödemelerinde zorluklar yaşarken yeni bir toplumsal krizle mücadele etmekte başarı gösteremeyebilir.

Kıtalara göre mevcut borçlanma ve faiz ödemeleri incelendiğinde rakamsal olarak gelişmiş ülkeler daha az bir maliyetle borçlanabiliyor. En büyük faiz oranıyla borçlanan kıta ise Afrika olarak öne çıkıyor. Örneğin Kuzey Amerika ülkeleri yüzde 2’li rakamlarla borçlanma sağlarken Afrikalı aktörlerde mevcut rakam yüzde 8’lere kadar çıkabiliyor. Az gelişmiş ülkelerin daha büyük maliyetlerle borçlanmaya başvurması gelecek nesiller için daha büyük sorunlara yol açıyor. Kronik yoksulluktan çıkamayan milyonlarca kişi ihtiyaç duyduğu kamu hizmetlerine faiz ve dış borçlanma nedeniyle yeterince erişim sağlayamıyor.

Borçluluk Düzeyi Artıyor

Gelişmiş ülkelerde yaşanılan yüksek borçluluk ve faiz ödemelerinde zorunluluk Fransa’nın kredi notunun düşürülmesine ve maliye bakanının krize işaret etmesine neden oldu. İngiltere, İtalya ve İspanya için de benzer yorumları yapmak mümkün. 2013’teki borç krizinde meydana gelen problemlerin henüz etkileri tam anlamıyla geçmemişken yeni bir borç krizi global düzeyde sorunlara sebebiyet verebilir. Ukrayna Savaşının devam ettiği, gümrük tarifelerinin sürdüğü ve faizlerin yüksek kalmaya devam ettiği bir dönemde devletlerin mevcut sorunlara nasıl cevap verebileceği belirsizlik içeriyor. Faiz ödemelerine ödenen vergilere kıyasla ülkeler silahlanmaya daha fazla para ayırıyor. NATO’nun milli gelirin yüzde 5’i kadar askeri harcama yapmayı kabul etmesi bunun önemli bir göstergesi.

Kamunun savunmaya daha fazla bütçe ayırması vergilerin yükseltilmesi gerekliliğini öne çıkarırken faize trilyonlarca dolar harcanıyor. Devletler faiz ödemelerini yapmak için daha fazla borçlanıyor ve bu durum salgından itibaren kötüleşerek devam ediyor. Böylesine bir kısır döngü çatışmaların daha fazla artmasını katkı sunuyor ve toplumların hissettiği vergi yükü artıyor. Kamunun elinde toplanan gelirler ticaret ve verimlilik gibi olgulara negatif yansıyor. Sonuç olarak küresel borç krizi ve faiz döngüsü hem gelişmiş hem de diğer ülkeleri etkisi altına almaya hazırlanıyor. Bu süreçte düşük borçluluk düzeyine sahip ve faiz ödemelerinde denge gözeten aktörler daha az hasarla çıkabilir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER