Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Cuma Notları – Bize Helali Sevdir – Fatih Ünlü

Fatih ÜNLÜ – 07 Mart 2026

 

Potansiyellere Odaklanabilmek

 

Peygamber efendimizin (s.a.v.) hayatından öğrendiğimiz çok önemli bir husus ta bir insana, bir olaya bakarken sadece menfi geçmişi ve o anki olumsuz şartları değil, oradaki müspet potansiyeli de görebilme gereğidir.

Buna çok iyi bir örnek te Peygamberimiz aleyhiselamın Hz. Süheyl b. Amr’a olan tavrıdır.

Süheyl b. Amr birçok Mekke’li birçok müşrik gibi İslamiyet ve Peygamberimiz hakkında olumsuz konuşan, konuşma yeteneği de olağanüstü olduğu için dikkat çeken birisiydi. Bedir savaşında da kendi tarafını galeyana getiren konuşmalar yapmıştı. Aynı savaşta Müslümanların eline esir düştü.

Hz. Ömer (r.a.) Peygamberimize (s.a.v.):  “Ya Resulallah! Arkamızdan sürekli konuşan Sühehyl’i bana ver de şunun dişlerini sökeyim.” deyince. Peygamberimiz aleyhisselam

“Ya Ömer, -umulur ki- Süheyl bir gün öyle bir iş yapar ki sen de memnun kalırsın.” diye mukabele etti ve buna müsaade etmedi.

Çok daha sonra Hudeybiye’de anlaşma metni görüşülürken Süheyl b. Amr Bismillahirrahmanirrahim, Allah’ın Resulu gibi ifadelere itirazda çok ileri gidince ve çok anlayışlı davranan Peygamberimize (s.a.v.) karşı çok katı bir tavır alınca Hz. Ömer (r.a.)  yine ona çok kızdı. Ve  o sinirle

“Ya Resûlullah (s.a.v.)! Ah, bana o gün  izin verseydin, şunun dişlerini sökseydim de konuşamasaydı!” demişti.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise ona orada da aynı şeyi söyledi:

“Ya Ömer, -umulur ki- Süheyl bir gün öyle bir iş yapar ki sen de memnun kalırsın.”

Bu durum yıllar sonra gerçekleşti. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra Hz. Ebû Bekir (r.a.) halife seçildi. O sırada Kureyş içerisinde de bir kısım dinden dönme hareketleri başlamıştı. Hz. Süheyl de (r.a.) o sırada Mekke’de bulunuyordu.

Kureyş halkını bir araya toplayarak onlara veciz bir konuşma yaptı:

“Ey Kureyş halkı! İslamiyet’e en son giren ve ilk önce ondan dönen kimseler­den mi olacağız? Yemin ederim ki, bu Din şarktan garba kadar uzanacak, her ta­rafı kaplayacaktır…” gibi sözlerle insanları ikna etti.

Bunu işiten Hz. Ömer (r.a.) ise

“Sadakte (Doğruyu söyledin) ya Resûlullâh (s.a.v.)!” dedi. Hz. Süheyl’in bu tavrından çok memnun kalmıştı.

Peygamberimiz aleyhisselamın bu tavrında hem vahyi bilginin hem de Allah’ın terbiyesinde eşsiz güzel ahlakının bir rolü vardı hiç şüphesiz. Bizde vahyi bir bilgi elbette yok ama o aziz Peygambere gelen Vahyin ve O’nun (s.a.v.) güzel ahlakının ilmi var.

Bugün bize de düşen geçmişin veya o anın olumsuzluklarına çok takılmadan olumlu potansiyelleri odaklanmak ve onları ortaya çıkaracak tercihler ve işler yapabilmektir. İnsanlara bakışımız da öyle olmalı, milletlere bakışımız da, işlere bakışımız da öyle olmalı.  Bu, birçok hayrın kapılarını açabilecek bir anahtardır.

Seven Affeder

Affetmekte zorlandığım zamanlarda Peygamberimizin  (s.a.v.) ne büyük bir ahlak üzere yaratıldığını daha iyi anlıyorum.

Allah çok büyük günahları bile affeder çünkü kullarını çok sever ve onlara çok merhamet eder. Allah’ın af ve mağfireti mutlak olduğu için başka hiçbir şeye benzemez. Diğer aflar da Allah’ın nasibiyle mümkündür.

Peygamberimizin affediciliğinde de Allahualem sevgi ve merhamet te çok önemli bir unsurdur.

Güzel Şehr-i Ramazan *

Ramazan ayının ve orucun ulvi atmosferinde dünyevi meraklarım giderek azalıyor. Oruçlu olduğum anlarda, huzurlu bir ortam, temiz hava, bir de iftar için birkaç leziz yiyecek ile okuyacak birkaç güzel kitap alınca bana bu dünyadan tüm alacaklarımı almışım gibi geliyor. Oysa diğer zamanlarda, mesela meraklı olduğum alanlarda alışveriş yapmayı severim. Bu ruh hâlinde ise başka bir alışveriş aklıma çokça geliyor:

Hayır ve hasenat yani en güzel alışveriş. Cahit abi de “Güzel ticaret ettik,” diyor ya. Rabbim bu mübarek aylarda bize de güzel, hayırlı bir ticaret nasip etsin de bu hayırlarla bizim dahi mübarekliğimiz artsın, buna da ne çok ihtiyacımız var.

Gerçi, nefsim için konuşuyorum, çoğu zaman “summun, bukmun, umyun” *1  taifesindeniz, birçok hayra sağır gibiyiz, çıkması gerekirken sesimiz soluğumuz da kısıldıkça kısılıyor bazen, birçok hayrı görmekten de aciziz ama haşa Allah’ın kullarına rahmet yağmurları gibi, meltem esintileri ve vasi bir gül bahçesinin eşsiz rayihası gibi sürekli gönderdiği hayırlardan müstağni de değiliz.

Aciziz, gafiliz ve kendimizle hep eksiğiz ama Allah’ın rahmetinden ümidimizi de asla kesemeyiz. Görüyoruz ki Allah zerre hayrı olan bir kulunu dahi hiç mahrum etmiyor. Zaten  yaratan ve yaşatan Allah kullarını hiç mahrum eder mi? Elbette etmez. Edecek olsaydı, yapıp ettiklerimizden dolayı çoktan ederdi ve biz de helak olup giderdik. Bunca kusurumuza rağmen bizi şimdiye kadar helak etmemesini ve varlığın eşsiz ve güzel bahçelerinde gezmemize hâlâ müsaade etmesini de ancak O’nun rahmet ve keremine yoruyoruz.

Kısacası dostlar, rahmet Allah’ın rahmeti olunca insan ondan her güzelliği umuyor. Biz de onca hatamıza rağmen bu güzel ayda büyük bir iştiyakla, tabiri caizse, cennet sırasına giriyoruz. Sıradaki arkadaşlarla, erenler, ahbap ve dostlarla bir arada olmak da eşsiz bir nimet, küçük bir cennet bahçesi gibi.

Bir de arada cennetin ılgıt ılgıt esen rayihası var ki… İnsan o ebedî merguba ve maverasına bağlandıkça bağlanıyor, hiç ayrılmak istemiyor oradan. * 2

* 1 Bu ifade Bakara suresinin 18. ayetinde geçmektedir. Mealen “Sağır, dilsiz ve kördürler,” demektir.

* 2 Merhum Rasim Özdenören abimizi bu vesileyle de yâd edelim.

Lütf-u İnayetin Olmadan

Ya Allah, ya Rahman!
Ya Hayyu, ya Kayyumu
Ya Zelcelalivelikram!

Allah’ım! Tüm dertlere deva Olan, “gönüllere şifa Veren”, gündüzleri Aydınlatan, günahları Örtüp Gideren Rahmetinin sırlarıyla Sen’den istiyoruz. Kendisiyle Duaları Kabul Ettiğin, sayısız muhtacı Sevindirdiğin Cömertliğinin ve nice kötülüğü Önleyip, nihayetsiz iyilikler İhsan Ettiğin cümle Güzel İsimlerinin sırlarıyla ve İsm-i Azamınla Sen’den niyaz ediyoruz…

Senin Lutf-u İnayetin ve Yardımın olmadan hayatın başa çıkılmaz zorluklarına karşı bize Yardım Eyle.

Senin Affın olmadan bağışlanmaz olan günahlarımızı Mağfiret Eyle, Affeyle.

Senin Yardımın Lütfun olmadan darmadağın hallerimizi Toparla, hayra Sevk Eyle.

Senin İhsanın Olmadan hiçbir hayra erişemez biz aciz kullarına Lutfeyle.

Çünkü Sen Erhamürrahimin’sin, çünkü SenEkremülekremin’sin, ya Rab! Sen Bizim Rabbimizsin.

Ya Kerim, ya Muin, ya Allah!..

Bize Helali Sevdir

Günaha değer verme.

Yanlış işe, haksız talebe, meşru olmayan işlere önem verme.

Günahı gözümüzde değersizleştir Rabbim! Bize gerçekten kıymetli olana değer verebilmeyi nasip eyle.

Bize helali sevdir, bizi helal ile yetindir.

Elhamdulilllah. Eş-şükrü lillah.
Bütün şükürler, övgüler ve senalar Allah’adır.

Günahtan korunduğumuz anlar için Elhamdülilllah.
Hayra muvaffak olduğumuz anlar için Elhamdulillah.

Temiz yaratılışımızın güzel çağrısına kulak verebildiğimiz anlar için Elhamdülillah.

Rabbimize iman ile geçen bütün anlarımız için Elhamdulillah.

====

* Bu yazı Abdullah Bera Yıldız, O’nu Bilmeden Hiçbir Vahada Hayat Yoktur kitabından alıntıdır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER