Ankara’da gerçekleştirilen tarihi NATO Zirvesi’nin ardından Türkiye, küresel diplomasinin ve ekonominin kalbinin atacağı devasa bir organizasyona daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek ve 196 ülkeden yaklaşık 120 bin katılımcının beklendiği dev zirve öncesinde kentteki oteller tamamen doldu. Peki, milyarlarca dolarlık bu büyük hareketlilik turizm sektörünü nasıl etkileyecek? İşte dünya liderlerini ve binlerce delegeyi ağırlayacak o dev organizasyonun tüm detayları…
Türkiye, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin ardından uluslararası alanda büyük ses getirecek yeni bir organizasyona ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyor. Ankara’daki NATO Zirvesi’nin ardından bu kez gözler Antalya’da gerçekleşecek COP31 toplantısına çevrildi. Dünyanın en önemli organizasyonlarından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında her yıl düzenlenen Taraflar Konferansı (Conference of the Parties) 31’inci toplantısı (COP31), 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek.
COP31 için Antalya’da adeta insan seli yaşanması bekleniyor. Zirve kapsamında 100’endirekt devlet ve hükümet başkanı, 400’ün üzerinde bakan, çok sayıda milletvekili, devlet görevlileri, uluslararası sivil toplum örgütleri temsilcileri ve gazeteciler şehre gelecek. 196 ülkeden 80 ile 120 bin arasında ziyaretçinin katılması beklenen bu dev organizasyonun, Antalya’da toplamda 2 milyar dolarlık devasa bir ekonomik hareketlilik yaratacağı öngörülüyor.
En Yoğun Talep Tarihi Kaleiçi Bölgesine
Turizmde Antalya için sezonun kapanma dönemine denk gelen kasım ayında, COP31 dolayısıyla otellerde benzeri görülmemiş bir yoğunluk yaşanacak. COP31 sürecinde beş yıldızlı lüks otellerin bulunduğu Belek ve Kundu bölgelerinde devlet başkanları, bakanlar ve devlet görevlileri düzeyinde üst düzey konaklamalar gerçekleştirilecek.
Etkinliğe daha çok münferit olarak katılım sağlayacak delegelerin, sivil toplum temsilcilerinin ve basın mensuplarının konaklayacağı adreslerin başında ise Antalya’nın tarihi ve turistik merkezi konumundaki Kaleiçi geliyor. Tarihi dokusuyla büyüleyen bölge, şimdiden rezervasyon talepleriyle dolup taşmış durumda.
Oteller Tamamen Doldu Kapalı Gişe Hizmet Veriliyor
COP31 döneminde Kaleiçi’nde otellerin neredeyse tamamen dolu olduğunu açıklayan Antalya Turistik Otelciler ve Pansiyoncular Birliği (ANTOB) Başkanı Alp Özel, “O dönemle ilgili herkes dolu, kapalı gişeyiz diyebilirim.” dedi.
Kaleiçi çevresindeki Balbey, Tahılpazarı, Elmalı Mahallesi, Lara, Barınaklar ve Güzeloba bölgesindeki turistik otellerin de dolduğunu söyleyen Özel, “Başta Kaleiçi olmak üzere COP31 için gelecekler için münferit ve şehir merkezinden COP31 alanına tramvayla ulaşım imkanı da çok önemli.” şeklinde konuştu.
Bütün küçük ve orta ölçekli otellerde ciddi doluluk yaşanacağını belirten Alp Özel, “Kasım ayı için çok umutluyuz. Şehir merkezinde, Lara bölgesinde, Kaleiçi’nde, Konyaaltı’nda rezervasyon akışı devam ediyor. Mutluluk verici bir gelişme bizler için.” ifadelerini kullandı.
Birçok Ülkeden Yoğun Rezervasyon Talebi Var
Kaleiçi’nde otel işleten Mehmet Utkan Çobancoğlu, hem kendi hem de komşu işletmeler açısından kasım ayının ilk haftasından itibaren rezervasyonların ciddi düzeyde olduğunu söyledi. Dünyanın dört bir yanından kente akın olacağını belirten Çobanoğlu, İsveç, Norveç, Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri gibi yerlerden gazeteci ve görevlilerin rezervasyon yaptıklarını anlattı.
Talebin büyüklüğüne dikkat çeken Çobanoğlu, “Bazı tesisler yüzde 100 doluluğa ulaşmış durumda. Özellikle erken rezervasyon kampanyası yapan tesisler otellerini doldurmuş durumda.” diye konuştu.
On Beş Gün Boyunca Harika Bir Sezon Geçecek
Kaleiçi’nde pansiyon işleten Sedat Sabah ise COP31 süreci için büyük ilgi olduğunu belirterek, “15 gün güzel sezon geçireceğiz. Birleşmiş Milletler’in düzenlediği bir organizasyon olduğu için her ülkeden geliyor rezervasyon. Aynı şekilde diğer işletmeler de rezervasyon alıyor. Hepimiz doluya yakınız şu anda.” dedi.
Kasım ayında yaşanacak bu büyük hareketlilik, sezon sonunda Antalya esnafına ve turizmcisine can suyu olurken, Türkiye’nin uluslararası organizasyon düzenleme kapasitesini bir kez daha dünya sahnesine taşıyacak.

