Tunceli’de 6 yıl önce kaybolan Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 9’a yükselirken, kamuoyunda en çok merak edilen soru yanıt buldu. Genç kadının cesedine ulaşılamaması durumunda yargılama sürecinin nasıl ilerleyeceği ve Yargıtay’ın bu konudaki emsal kararlarının neleri kapsadığı hukukçular tarafından açıklandı.
Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku dosyasında soruşturma derinleşerek devam ediyor. Aradan geçen 6 yıla rağmen genç kadının izine henüz rastlanılamazken, cinayete kurban gittiği ihtimali üzerinde durulan dosyada kritik gelişmeler yaşanıyor. Yapılan incelemelerde Gülistan Doku’nun dijital izlerinin ve telefon mesajlarının silindiği, sürecin içerisine bazı kamu görevlilerinin de dahil olduğu iddiaları dosyaya girdi.
Soruşturmada Tutuklu Sayısı Artıyor
Gülistan Doku soruşturması kapsamında yürütülen teknik ve fiziki takip sonucunda önemli isimler hakkında işlem yapıldı. Genç kızın erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, eski bir polis memuru olan üvey babası Engin Yücer ve dönemin valisinin korumalığını yürüten Şükrü Eroğlu’nun da aralarında bulunduğu toplam 9 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma dosyasına eklenen yeni bir video ise tartışmaları farklı bir boyuta taşıdı. Amerika’da firari durumda olan zanlı Umut Altaş’ın ağabeyine ait olduğu belirtilen görüntülerde, cinayetin o dönem görev yapan mülki amirin yakını tarafından işlendiğine dair iddialar yer aldı.
Yargıtay’ın Cesetsiz Cinayet Kararları Ne Diyor
Kamuoyunda “ceset yoksa ceza da yoktur” şeklindeki yanlış algıya karşın, Türk hukuk sisteminde ve Yargıtay içtihatlarında durum oldukça farklı işliyor. Avukat Mustafa Zafer, NTV yayınında yaptığı değerlendirmede cesedin bulunamadığı dosyalarda adaletin nasıl tecelli edeceğini emsal kararlar üzerinden anlattı. Zafer, suçun işlendiğine dair yeterli delil varsa cesedin yokluğunun beraat gerekçesi sayılamayacağını ifade etti.
Avukat Mustafa Zafer konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Adam öldürme suçunun işlendiği yerde şahitler var, kamera görüntüleri var, yani suçun işlendiği sabit ancak ceset yok, maktule ulaşılamıyor. İşte bu durumda bu eylemde bulunan kişi gözaltına alınıp yargılandıktan sonra ceset bulunamadığı için kendisine berat verilmiyor.”
Cesedin Bulunması Cezanın Miktarını Etkiliyor
Hukuki süreçte cesede ulaşılması, sadece ölüm olayının kanıtlanması değil, aynı zamanda suçun niteliğinin belirlenmesi açısından da büyük önem taşıyor. Cinayetin işleniş biçimi, maktule yönelik eziyet teşkil eden eylemlerin olup olmadığı ancak ceset üzerinde yapılacak incelemelerle netlik kazanıyor. Bu durum, sanığa verilecek cezanın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüp dönmeyeceğini belirliyor.
Hukukçu Zafer, bu ayrıntıyı şu sözlerle dile getirdi: “Maktulün üzerinde eziyet verici şeyler yapılmış mı, yapılmamış mı? Cesedin bulunmaması bu noktada cezanın daha da ağırlaştırılması noktasında bizim için kıymetli. Ceset ortada olmayabilir. Tabiki de bütün delillerin değerlendirilmesiyle birlikte mahkeme o eyleme uygun düşen adama öldürme suçundan cezayı sanığa verecek.”
Dijital Veriler ve Tanık Beyanları Kritik Rol Oynuyor
Gülistan Doku soruşturmasında özellikle eski polis memurlarının ifadeleri ve o döneme ait baz istasyonu kayıtları (HTS) dosyanın temel taşlarını oluşturuyor. Savcılık, eldeki tüm bilgi, belge, kamera kayıtları ve tanık anlatımlarını birleştirerek bir sonuca varmayı hedefliyor. Uzmanlar, somut delillerin bir bütün olarak suçun işlendiğini kanıtlaması durumunda mahkemenin mahkumiyet kararı vermesinin önünde yasal bir engel bulunmadığını vurguluyor.
Dosyanın geleceği hakkında değerlendirmelerini sürdüren Mustafa Zafer şöyle konuştu: “O günkü baz kayıtlarına göre orada olabileceği değerlendiriliyor. Gülistan Doku’nun şayet şüpheli bir ölümle, bir cinayetle aramızdan koparılmış olmasının savcılık soruşturmasına girecek tüm bilgi, belge ve evraklarla, şahit ifadeleriyle, varsa o dönemin kamera kayıtlarının bütünüyle gerçekten bu suçun işlemiş olduğunu tespit olursa, günün sonunda adam öldürme suçlamasından yargılama yapılabilir. Ceset bulunmasa bile.”
