Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan ancak uluslararası sularda İsrail’in kanlı müdahalesiyle karşılaşan Sumud Filosu’na yönelik hazırlanan iddianamenin kabul edildiğini ve sorumluların yargılanmasına başlandığını duyurdu. Bakan Gürlek, insanlığa karşı suç ve soykırım gibi çok ağır ithamların yer aldığı davanın, Filistin halkının haklı davasını savunma kararlılığının bir parçası olduğunu vurguladı.
Türkiye, Gazze’deki ablukayı kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla sivil toplum kuruluşları tarafından organize edilen Sumud Filosu’na yönelik saldırıyı yargıya taşıdı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan kapsamlı iddianamenin mahkemece kabul edildiğini bildirdi. Bakanlıkta Sumud Filosu avukatlarını ağırlayan Gürlek, yargılama sürecinin resmen başlamasıyla birlikte uluslararası hukuk önünde hesap verme döneminin kapılarının aralandığını belirtti.
Bakan Gürlek’ten İsrail’in Hukuk Tanımaz Tutumuna Sert Tepki
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaptığı açıklamada İsrail’in insani yardımları engelleme girişimlerinin sadece bölge halkını değil, tüm insanlık onurunu hedef aldığını ifade etti. Gürlek, “Gazze’ye ulaştırılmak istenen insani yardımların engellenmesi, işgalci İsrail’in uluslararası insancıl hukuku hiçe sayan tutumunu bir kez daha açıkça ortaya koymuştur.” diyerek sürecin hukuki boyutuna dikkat çekti.
Sürecin kararlılıkla takip edileceğini belirten Bakan Gürlek, yargılamanın kapsamına dair şu önemli ifadeleri kullandı: “Bu çerçevede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından Sumud Filosu’na yönelik saldırıya ilişkin hazırlanan iddianame kabul edilmiş; insanlığa karşı suç, soykırım, işkence ve yağma gibi en ağır suçlamaları içeren dosyada yargılama süreci resmen başlatılmıştır. Gazzeli sivillerin yaşam hakkını hedef alan bu vahşi saldırılar karşısında, sorumluların uluslararası hukuk önünde hesap vermesi için kararlı mücadelemizi sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemiz, Filistin halkının haklı davasını uluslararası her platformda savunmaya; zulmün karşısında Filistinlilerin yanında durmaya ve daha adil bir dünyanın inşası için güçlü bir irade ortaya koymaya devam edecektir.”
Soruşturmanın Detaylarında Neler Var
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından titizlikle yürütülen soruşturma, sivil deniz organizasyonunda yer alan gemilere uluslararası sularda yapılan müdahalenin tüm boyutlarını gözler önüne serdi. İddianamede, gemilerin zorla durdurulduğu, sivillere karşı cebir ve şiddet uygulandığı, aktivistlerin alıkonularak insan onuruyla bağdaşmayan kötü muamelelere maruz kaldığı tespitleri yer aldı. Soruşturma kapsamında daha önce bazı İsrailli bakanlar hakkında yakalama kararı çıkarılmış olması da davanın ciddiyetini ortaya koyan en önemli unsurlardan biri olarak görülüyor.
Yargılama sürecinde, eylemlerin planlanması ve icrasında aktif rol aldığı saptanan 35 şüpheli hakim karşısına çıkacak. Bu isimler hakkında hazırlanan dosyada; kasten yaralama, eziyet, nitelikli yağma, mala zarar verme, ulaşım araçlarının alıkonulması ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi suçların yanı sıra, uluslararası hukukun en üst sınırındaki suçlar olan soykırım ve insanlığa karşı suç maddeleri de bulunuyor.
İsrail’in 42 Yardım Gemisine El Koyduğu O Gece
Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen ve bugüne kadar Gazze’ye yönelik toplu şekilde yola çıkan en büyük insani yardım organizasyonu olma özelliğini taşıyan sefer, İsrail ordusunun sert müdahalesiyle durdurulmuştu. Uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu’na ait 42 gemiye savaş gemileriyle müdahale eden İsrail, bu araçların tamamına el koymuştu. Gemilerde bulunan ve aralarında çok sayıda uluslararası aktivistin de yer aldığı yüzlerce kişi gözaltına alınarak İsrail’in güneyindeki Ketziot Hapishanesi’ne nakledilmişti. Bu olay, sivil yardım koridorlarına yönelik yapılan en kapsamlı saldırılardan biri olarak tarihe geçmişti.
