Hürmüz Boğazı’nda sular yeniden ısınıyor. İngiltere ve Fransa’nın bölgede çok uluslu bir askeri görev gücü kurma planına İran’dan çok sert ve net bir yanıt geldi. Bölge güvenliğinin sadece kıyı devletlerinin sorumluluğunda olduğunu ilan eden Tahran’ın bu hamlesi, Körfez’deki dengeleri nasıl değiştirecek?
Orta Doğu’nun en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, küresel güçlerin yeni bir askeri ve siyasi nüfuz mücadelesine sahne oluyor. İngiltere ve Fransa’nın bölgede çok uluslu bir askeri görev gücü oluşturma girişimi, Tahran yönetiminin hızlı ve sert tepkisiyle karşılaştı. Gerilimi tırmandıran bu gelişme, bölgedeki askeri varlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Tahran’dan Batılı Güçlere Net Mesaj
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İngiltere ve Fransa’nın Hürmüz Boğazı’nda çok uluslu askeri görev gücü oluşturma planına tepki göstererek Batı dünyasına net bir mesaj gönderdi. Garibabadi, dış güçlerin bölgeye askeri müdahalesinin güvenliği artırmak yerine istikrarsızlığı körükleyeceğini savundu.
Yapılan açıklamada, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’nin güvenliğinin dışarıdan ithal edilemeyeceği vurgulandı. İranlı üst düzey diplomat, bölge güvenliğinin tarihsel ve coğrafi olarak yalnızca kıyı devletlerinin sorumluluğunda olduğunu belirterek, Batılı ülkelerin askeri planlarının bölge gerçekleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı’nda Yeni Bir Kriz mi Doğuyor?
İngiltere ve Fransa’nın bu askeri hamlesi, küresel enerji koridorlarının güvenliğini sağlama gerekçesine dayandırılsa da, İran bu durumu doğrudan kendi egemenlik alanına ve bölgesel nüfuzuna bir tehdit olarak görüyor. Kazım Garibabadi’nin çıkışı, bölgede olası bir askeri sürtüşmenin habercisi olarak yorumlanırken, diplomatik kaynaklar taraflar arasındaki bu gerilimin önümüzdeki günlerde daha da tırmanabileceğine dikkat çekiyor.
