Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Asia Times: Trump 3. Dünya Savaşı’nın fitilini mi ateşledi?

İran Savaşı, küresel bölünmeyi nasıl tetikledi? Trump 3. Dünya Savaşı’nın fitilini mi ateşledi?

İran Savaşı, küresel bölünmeyi nasıl tetikledi? Trump 3. Dünya Savaşı'nın

Kanada merkezli önde gelen yayın organlarından Asia Times’da, Hürmüz Boğazı’nda tırmanan gerilim ve büyük güçlerin doğrudan karşı karşıya gelme ihtimaline dair çarpıcı değerlendirmelerin yer aldığı bir analiz yayınlandı.

ABD’nin boğazı abluka altına alma kararıyla birlikte Çin ve Rusya’nın İran savaşına daha aktif şekilde dahil olduğuna dikkat çekilen analizde, bu adımın küresel ölçekte bir kırılma anı oluşturabileceği ve sürecin Birinci Dünya Savaşı öncesindeki ittifak zincirlerini hatırlattığı vurgulandı.

Analizde ayrıca; büyük güçler arasındaki askeri angajmanların, liderlerin iç siyasi baskılarının ve karşılıklı bağımlılıkların nasıl kontrol edilemez bir tırmanmaya yol açabileceği detaylandırılarak, mevcut krizin nükleer güçler arasında doğrudan bir çatışmaya evrilme riskine dair kapsamlı değerlendirmeler yapıldı.

İşte Asia Times’da yayınlanan analiz:

2021’de Çin ile İran arasında imzalanan kapsamlı stratejik ortaklık, yalnızca ekonomik ya da diplomatik bir yakınlaşma değil; askeri ve güvenlik boyutlarıyla derinleşmiş bir ittifaktı.

Asia Times: Trump 3. Dünya Savaşı'nın fitilini mi ateşledi?

Geçtiğimiz yılın Ocak ayında Rusya da benzer bir anlaşmayla bu halkaya katıldı. Artık bu üç ülke, yalnızca aynı safta değil; sahada birbirini destekleyen, kaderlerini birbirine bağlamış aktörler hâline gelmiş durumda.

Hürmüz’de kırılma anı

Donald Trump’ın ise bu gerilimi yeni bir eşiğe taşıdı. ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alacağını ilan etmesi, yalnızca askeri bir hamle değil; uluslararası hukukun sınırlarını zorlayan bir meydan okuma niteliği taşıyor.

Asia Times: Trump 3. Dünya Savaşı'nın fitilini mi ateşledi?

Küresel petrol akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar boğazda, “uluslararası sulardaki her geminin durdurulabileceği” yönündeki ifade, fiilen küresel ticarete yöneltilmiş bir tehdit anlamına geliyor.

Bu kararın yürürlüğe girdiği an itibarıyla, Çin’e giden enerji akışı ve Rusya’ya ulaşan askeri tedarik hatları doğrudan ABD müdahalesine açık hâle gelmiş oldu. Üstelik bu adım, İslamabad’da yürütülen ve zaten kırılgan olan barış görüşmelerinin çökmesinden sadece saatler sonra geldi.

Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesi

Bugün yaşananlar, 1914 yazının o kader anlarını ürkütücü bir şekilde andırıyor. Saraybosna’da atılan iki kurşun, aslında tek başına bir savaşı başlatmamıştı; o kurşunlar, yıllar boyunca örülmüş ittifak ağlarını harekete geçiren bir tetikleyiciydi.

Asia Times: Trump 3. Dünya Savaşı'nın fitilini mi ateşledi?

Avrupa’nın büyük güçleri, karşılıklı savunma anlaşmalarıyla birbirine kilitlenmişti. Herkes silahlıydı, herkes tedirgindi ve herkes diğerinin niyetinden şüphe ediyordu.

Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a savaş ilanı, Rusya’nın seferberliği, Almanya’nın müdahalesi ve Fransa’nın sürece dahil oluşu…

Ardından Belçika üzerinden Fransa’ya giren Alman ordusu ve İngiltere’nin savaşa katılması… Altı hafta içinde, yerel bir kriz küresel bir felakete dönüşmüştü. Liderler süreci kontrol edebileceklerine inanıyordu; fakat tarih, onların bu inancını acı bir şekilde yalanladı.

Bugünün tehlikeli denklemi

Bugün ise aynı denklem çok daha yıkıcı bir potansiyel taşıyor. Çünkü bu kez sahnedeki aktörlerin tamamı nükleer silahlara sahip. Hürmüz’de bir Amerikan destroyeri ile bir Çin savaş gemisinin karşı karşıya gelmesi ihtimali, teorik bir senaryo olmaktan çıkmış durumda.

Asia Times: Trump 3. Dünya Savaşı'nın fitilini mi ateşledi?

Çin açısından Hürmüz, ekonomik varoluşun can damarı. Boğazdan geçen petrolün büyük bölümü Çin’e ait ya da Çin bağlantılı gemilerle taşınıyor. Bölgede halihazırda konuşlu Çin savaş gemileri ve istihbarat unsurları, Pekin’in bu hattı kader meselesi olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyor.

Rusya ise elektronik harp kapasitesi ve istihbarat desteğiyle zaten sahada aktif bir oyuncu.

Bu şartlar altında, bir Amerikan müdahalesine Çin’in geri adım atmadan karşılık vermesi kuvvetle muhtemel. Aynı şekilde, iç siyasi baskılar altında olan ve zayıflık görüntüsü vermesi halinde iktidarını kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunan Putin’in de geri çekilmesi beklenmiyor.

Liderlerin kişisel hesapları

Bu savaşın arka planında yalnızca jeopolitik çıkarlar yok. Liderlerin kişisel kaderleri de bu sürecin yönünü belirliyor. Netanyahu’nun yolsuzluk davası, savaşın başlamasıyla birlikte askıya alınmış durumda. Savaş hali, onun için yalnızca bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda siyasi bir kalkan işlevi görüyor.

Asia Times: Trump 3. Dünya Savaşı'nın fitilini mi ateşledi?

Benzer şekilde Trump da iç siyasi baskılar ve skandalların gölgesinde hareket ediyor. Bu durum, rasyonel stratejik hesapların yerini zaman zaman iç politik kaygılara bırakmasına yol açıyor. Tarih ise bize, kişisel çıkarların yön verdiği savaşların çoğu zaman kontrol edilemez sonuçlar doğurduğunu fısıldıyor.

Öte yandan, Putin’in yıllardır inşa etmeye çalıştığı otoriter blokta da çatlaklar oluşmaya başladı. Macaristan’da Orban’ın seçim kaybetmesi, bu ağın Avrupa ayağında ciddi bir kırılmaya işaret ediyor. Ancak bu çözülme, gerilimi azaltmak yerine daha da artırabilir. Çünkü zayıflayan liderler, çoğu zaman dış politikada daha agresif adımlar atma eğilimindedir.

Kaçınılmazlık hissi

Tarih bazen bir nehir gibi akar; sessiz, derin ve geri döndürülemez. Büyük güçlerin aynı anda sıkıştığı, ittifakların zincirleme reaksiyon başlattığı ve liderlerin geri adım atamadığı anlar, insanlığın en karanlık sayfalarını yazmıştır.

Asia Times: Trump 3. Dünya Savaşı'nın fitilini mi ateşledi?

1914’te bu süreç altı hafta sürmüştü. Bugün ise kriz zaten haftalardır derinleşiyor. Hürmüz’de bekleyen savaş gemileri, sadece birer askeri unsur değil; adeta tarihin yeniden yazılmayı bekleyen satırları gibi.

Bir asır önce Avrupa mezarlıklarını dolduran o beyaz haçlar, kontrol edilebileceği sanılan bir savaşın sessiz tanıklarıydı. Bugün ise aynı hatanın, çok daha yıkıcı bir ölçekte tekrarlanma ihtimali, insanlığın üzerine ağır bir gölge gibi düşüyor.