Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği iftar programında gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik pazartesi günü başlayacak olan dava hakkında konuşan Bakan Gürlek, yargının bağımsızlığına ve denetlenebilirliğine vurgu yaparken, İmralı’nın statüsü, yeni anayasa ihtiyacı ve 12. yargı paketi gibi pek çok kritik başlıkta merak edilen soruları yanıtladı.
İBB Davası Öncesi Kararlılık Mesajı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunun yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma ve önümüzdeki pazartesi başlayacak dava süreciyle ilgili net ifadeler kullandı. Soruşturma aşamasında dosyaya bir savcı titizliğiyle yaklaştığını belirten Gürlek, “Bir cumhuriyet savcısının şahıslarla ilgisi yok.” diyerek sürecin kişilerden bağımsız yürüdüğünü ifade etti. Gürlek, yargılamanın odağında makamların değil, iddia edilen suçların olduğunu vurgulayarak şu sözleri kaydetti: “Cumhuriyet Savcısı şuna bakar. Ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın Belediye Başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması Cumhuriyet Savcısının görevi değildir.”
Kendisinin de bu süreçte görevini vicdanen rahat bir şekilde yerine getirdiğini söyleyen Bakan Gürlek, “Şahsın belediye başkanı olması benim için önemli değil.” dedi. Davanın sadece bu dosyaya odaklanmış uzman bir heyet tarafından görüleceğini hatırlatan Bakan, “Hukuk sistemi aslında birbirini tamamlıyor. Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz dosyanın şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi.” ifadelerini kullandı. İddianamede MASAK raporlarından HTS kayıtlarına kadar pek çok somut delilin bulunduğunu belirten Gürlek, her kararın hukuk sistemi içerisinde denetlenebilir olduğunun altını çizdi.
İmralı Tartışmaları ve Meclis’in Yetkisi
Son dönemde siyasetin gündeminde olan “İmralı’nın statüsü” ve “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili soruları da yanıtlayan Bakan Gürlek, bu konuda yetki ve takdirin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olduğunu belirtti. Süreci Bakanlık olarak doğrudan takip etmediklerini ifade eden Gürlek, “O süreci biz takip etmiyoruz.” diyerek şunları ekledi: “Yüce Meclisimiz ne tür düzenleme yapacak bilmiyoruz. Statü sorunu ile ilgili ben de basından takip ediyorum. Artık o Meclis’in takdiri.” Gazetecilerin ve akademisyenlerin adaya gidiş taleplerine ilişkin ise şu an için böyle bir planlamanın olmadığını, sürecin Meclis’in çizeceği rotaya göre şekilleneceğini belirtti.
Umut Hakkı ve Anayasa Değişikliği İhtiyacı
Terör suçlarında şartlı salıverme hükümlerinin mevcut yasada yer almadığına dikkat çeken Bakan Gürlek, “umut hakkı” tartışmalarına da açıklık getirdi. Mevcut uygulamada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan terör suçlularının cezalarının aynen infaz edildiğini belirten Gürlek, “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur.” dedi. Ayrıca Türkiye’nin 1982 model darbe anayasasından kurtulması gerektiğini savunan Bakan, genel bir anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu ancak terörle mücadele süreci için mevcut kanunlardaki değişikliklerin yeterli olabileceğini söyledi.
Tutuklama Kararları ve Toplumsal İnfial
Tutuklama tedbirinin uygulanma biçimine yönelik eleştirilere de değinen Akın Gürlek, bu kararların hakimin takdirinde olduğunu ancak toplumda infial yaratan olaylarda bu mekanizmanın önemine vurgu yaptı. Trafikte yaşanan şiddet olaylarını örnek gösteren Bakan, “Mesela bir trafikte eşinin çocuğunun yanında diğer bir araç sürücüsünün onu dövmesi, yumruklaması bu bize göre toplumda infial oluşturan bir olaydır. Burada hakimlerimiz tutuklama tedbirine başvuruyor.” şeklinde konuştu. Tutuklamanın bir beraat ya da mahkumiyet olmadığını, sadece bir tedbir olduğunu hatırlatan Gürlek, sosyal medyadaki yanlış algıların düzeltilmesi gerektiğini ifade etti.
Çocuklar İçin Yeni Düzenlemeler ve 12. Yargı Paketi
Gelecek dönemde yargı dünyasını nelerin beklediğine dair de ipuçları veren Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi hazırlıklarının sürdüğünü müjdeledi. Bu pakette nafaka ile ilgili bir düzenleme olmadığını ancak yargının hızlandırılması için hedef süre uygulamalarının istinaf mahkemelerine de getirileceğini açıkladı. Suça sürüklenen çocuklar ve uyuşturucuyla mücadele konusunda da yeni bir vizyon ortaya koyan Gürlek, tahliyeden 6 ay önce AMATEM süreçlerinin cezaevinde başlatılmasının planlandığını duyurdu. Ailelerin denetim görevine de dikkat çeken Bakan, “Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Bir çalışmamız yok. Ama ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım.” uyarısında bulundu.
