Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

The Conversation: Trump İran’da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Irak ve Libya örnekleri, Trump’ın çelişkili açıklamaları ve sonuçsuzluk. Trump, İran’da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Irak ve Libya örnekleri, Trump'ın çelişkili açıklamaları ve sonuçsuzluk. Trump,

ABD merkezli yayın organlarından The Conversation’da, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının stratejik sonuçlarının ve bu kapsamda ortaya çıkabilecek “Pirus zaferi” riskinin ele alındığı bir analiz yayımlandı.

Henüz sona ermemiş bir savaşta Washington yönetiminin zafer ilan etmesinin erken olup olmadığına odaklanılan analizde, askeri başarıya rağmen İran’ın bölgesel konumunun ve caydırıcılık motivasyonunun nasıl etkilenebileceğine dair değerlendirmelere yer verildi.

Analizde ayrıca; Irak ve Libya müdahaleleri başta olmak üzere geçmiş ABD operasyonları üzerinden karşılaştırmalar yapılarak, sahadaki taktik kazanımların uzun vadede stratejik kayıplara dönüşme ihtimali kapsamlı şekilde incelendi.

İşte The Conversation’da yayınlanan analiz:

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki savaş henüz sona ermeden zafer ilan etti. Ancak ülkenin liderini öldürmesine ve askeri kapasitesini ciddi şekilde zayıflatmasına rağmen, yalnızca ayakta kalmayı başaran İslam Cumhuriyeti’nin aslında daha da güçlenmiş olabileceği yönünde bir argüman öne sürülüyor.

The Conversation: Trump İran'da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Nitekim ABD’nin “Operation Epic Fury” kapsamında giderek daha fazla askeri kapasite ve itibarını sahaya sürmesiyle birlikte sıkça dile getirilen bir ifade öne çıkıyor: “Pirus zaferi.”

Bu terim, Irak Savaşı değerlendirmelerinde, Libya’daki ABD operasyonlarının analizlerinde ve Batı’nın son yirmi yıldaki Ortadoğu müdahalelerini anlamaya yönelik hemen her ciddi çalışmada karşımıza çıkıyor.

Peki Pirus zaferi tam olarak nedir? Ve ABD gerçekten İran’da böyle bir sonuca mı sürükleniyor?

Pirus zaferinin kökeni

Çoğu insan “Pirus zaferi” ifadesini, elde edilmesi maliyetine değmeyen bir kazanım olarak kullanır.

The Conversation: Trump İran'da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Bu tanım genel olarak doğru olsa da, kavramın asıl önemini ortaya koyan kritik bir unsuru eksik bırakır.

Başlangıca dönelim. M.Ö. 280 yılında, antik Yunan Epir Krallığı’nın kralı Pirus, Roma ile savaşmak üzere bugünkü güney İtalya’ya geçti. Herakleia’da ve bir yıl sonra Asculum’da önemli zaferler kazandı.

Ancak bu zaferler Pirus’a zarar verdi. Subay kadrosu büyük kayıplar veriyordu ve en iyi birlikleri, savaş alanından uzak küçük bir krallıktan geliyordu. Bu kayıpların Roma’nın sahip olduğu ölçekte telafi edilmesi mümkün değildi.

Asculum’dan sonra şu sözleri söylediği rivayet edilir: “Romalılarla bir savaş daha kazanırsak tamamen mahvolacağız.” Bu söz Plutarkhos tarafından kayda geçirilmiş ve seferle ilgili bilinen diğer her şeyden daha uzun ömürlü olmuştur.

Buradaki sorun, Pirus’un zafer için yüksek bir bedel ödemesi değildi. Asıl mesele, her zaferin stratejik dengeyi onun aleyhine çevirmesiydi.

The Conversation: Trump İran'da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Bir savaş maliyetli olabilir ama bu onu otomatik olarak “Pirus zaferi” yapmaz. Eğer bir muharebe sonrası rakibinize karşı açıkça daha güçlü hale geliyorsanız, ödenen bedel ne olursa olsun gerçek bir kazanım elde edilmiş demektir.

Pirus zaferi ise, kazandığını iddia eden tarafın gerçekte savaşın başına kıyasla daha zayıf bir konuma düşmesi durumudur.

Irak ve Libya deneyimleri

Bu çerçeve, ABD’nin 21. yüzyıldaki çatışmalarına nasıl uygulanabilir?

2003 Irak işgali bariz bir başlangıç noktasıdır. ABD ve koalisyon güçleri Saddam Hüseyin rejimini sadece üç hafta içinde devirdi. Operasyon kendi hedefleri açısından başarılıydı. Ancak aynı süreçte Irak devleti de çöktü: ordu dağıldı, bakanlıklar işlevsiz hale geldi ve polis ortadan kayboldu.

The Conversation: Trump İran'da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Bunu genel hatlarıyla isyan hareketleri, mezhep savaşı ve ardından IŞİD’in yükselişi izledi.

Saddam yönetimindeki Irak aynı zamanda İran’ın Basra Körfezi’ndeki gücünü sınırlayan temel unsurlardan biriydi. Bu bilinçli bir dengeleme politikası değildi, ancak İran’ı sınırlayan bir rakipti. Saddam’ın devrilmesi, İran’ın 1979’dan bu yana sahip olmadığı ölçüde bölgesel etki alanı kazanmasına zemin hazırladı.

Bugünkü İran savaşını bu dönüşüm olmadan anlamak mümkün değildir. ABD bir tehdidi ortadan kaldırmak için Irak’a girdi, ancak başka bir tehdidi büyüttü.

2011’de NATO kapsamında gerçekleştirilen Libya müdahalesi ise daha “temiz” görünüyordu. Hava harekâtı kısa sürdü, Muammer Kaddafi sekiz ay içinde –kendi halkı tarafından– öldürüldü. NATO hem sivilleri koruma hem de rejimi devirmeyi başardı.

The Conversation: Trump İran'da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Ancak sorun sonrasında ortaya çıktı. Libya, Kaddafi’nin devletiydi ve Kaddafi sonrası için gerçek bir plan yoktu. Rejim düştükten sonra ortaya çıkan tablo bölünmeydi: milisler, rakip hükümetler ve Sahel bölgesine yayılan silah stokları, bugün hâlâ süren çatışmaları besledi.

Diğer ülkeler ise daha sert bir ders çıkardı: Kaddafi’nin yaptığı gibi kitle imha silahı programlarını tasfiye etmek güvenliği artırmaz, aksine zayıflatabilir.

Bu açıdan hem Irak hem de Libya, “Pirus zaferi” olarak değerlendirilebilir.

İran savaşı ve olası sonuçlar

İran’daki savaşın bu örnekler arasındaki yerini kesin olarak belirlemek için henüz erken.

The Conversation: Trump İran'da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Ancak genel hatlar belirginleşmiş durumda. İran’ın dini lideri Ali Hamaney öldürüldü, füze kuvvetleri ve deniz unsurları ciddi zarar gördü.

Washington zafer ilan etti ve kendi kriterlerine göre bu iddia tamamen temelsiz değil.

Ancak diğer tarafta farklı bir tablo var. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü büyük ölçüde koruyor ve savaş öncesinde kullanmadığı bir kaldıraç elde etmiş durumda.

Bu arada petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 100 dolara çıkması küresel ekonomiyi etkilerken, Rusya tek bir kurşun atmadan bu durumdan kazanç sağlama konumuna geldi.

The Conversation: Trump İran'da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

ABD müdahalesinin temel gerekçelerinden biri olan İran’ın nükleer programı meselesi ise artık daha zor çözülebilir görünüyor. Bu ölçekte bir yıkım yaşayan bir devlet için caydırıcılık ihtiyacı azalmaz, aksine artar.

Stratejik soru: Trump gerçekten Pirus’un izinden mi gidiyor?

Pirus zaferi sadece maliyetli bir zafer değildir; aynı rakibe karşı elde edilen ve sizi daha kötü bir konuma düşüren bir “zaferdir.” Çatışmalar sona erdiğinde genellikle gözden kaçan soru şudur: Kazanmak gerçekte neyi değiştirdi?

The Conversation: Trump İran'da bir Pirus zaferine doğru mu gidiyor?

Pirus bu sorunun cevabını Asculum’dan sonra vermişti. Hürmüz Boğazı, petrol piyasaları, İslamabad’daki tıkanan görüşmeler ve nükleer caydırıcılık arayışı daha da güçlenmiş bir İran tablosuna bakıldığında, Trump’ın da yakında kendi cevabını vermek zorunda kalabileceği görülüyor.