İstanbul’da henüz 15 yaşındayken evinde vahşice öldürülen Çağla Tuğaltay dosyasında ezber bozan bir gelişme yaşandı. 26 yıldır çözülemeyen cinayet için düğmeye basan savcılık, 5 şüpheli hakkında “feth-i kabir” kararı vererek mezarların açılmasına hükmetti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 26 yıl önce Şişli’deki evinde ölü bulunan Çağla Tuğaltay cinayetine ilişkin raftan indirdiği soruşturmada çok kritik bir adım attı. Genç kızın üzerinde bulunan ve bugüne kadar 80 farklı kişiyle karşılaştırılmasına rağmen eşleşme sağlanamayan DNA örnekleri için yeni bir süreç başlatıldı. Savcılık, kimlikleri tespit edilen 5 şüpheli hakkında DNA incelemesi yapılabilmesi amacıyla “feth-i kabir” kararı aldı.
Kilyos Mezarlığı’nda ilk mezar açıldı
Soruşturma kapsamında ilk mezar açma işlemi dün gerçekleştirildi. Çağla’nın öldürüldüğü eve yaklaşık 20 metre uzaklıktaki bir gecekonduda yaşayan ve ailenin ismini bilip soyadını bilmediği eski komşu Lütfi Ş.’nin mezarı açıldı. 2023 yılında hayatını kaybeden Lütfi Ş.’nin Kilyos Mezarlığı’nda bulunan “376” numaralı mezarından DNA örnekleri alındı. Alınan bu örneklerin, Çağla Tuğaltay’ın tırnak altından çıkan ve katile ait olduğu düşünülen DNA kalıntılarıyla karşılaştırılacağı öğrenildi.
Soruşturma kapsamında 4 mezar daha açılacak
Dosyadaki şüphelerin üzerine gidilmesi amacıyla sadece Lütfi Ş. ile sınırlı kalınmayacak. “Feth-i kabir” kararı doğrultusunda dosyada adı geçen diğer şüpheliler İsmail Hakkı Ç., Fehmi S., Bülent S. ve Baki G.’nin mezarlarının da kısa süre içinde açılacağı ve örneklerin toplanacağı belirtildi. Bu isimlerden alınacak veriler, Adli Tıp Kurumu’ndaki mevcut delillerle tek tek kıyaslanacak.
26 yıldır aydınlatılamayan korkunç cinayet
15 yaşındaki Çağla Tuğaltay, 5 Haziran 2000 tarihinde okuldan çıktıktan sonra saat 16.40 sıralarında evine döndü. Korkunç olay, kızına ulaşamayan anne Gülnur Tuğaltay’ın komşusu Nilgün Çemberli’den eve gidip bakmasını rica etmesiyle gün yüzüne çıktı. Çemberli, anahtarla içeri girdiğinde Çağla’nın cansız bedeniyle karşılaştı. Polis tutanaklarına göre kapıda herhangi bir zorlama olmadığı ve evden hiçbir eşyanın çalınmadığı tespit edildi.
DNA bilmecesi ve Faili Meçhul Suçlar Dairesi’nin hamlesi
Soruşturma sürecinde yıllar içinde dikkat çeken çelişkiler de yaşandı. 2000 yılında hazırlanan ilk kriminal raporda tırnak altında DNA bulgusuna rastlanmadığı belirtilse de, 2013 yılında yapılan yeni incelemede tam tersi bir sonuç çıktı. Çağla’nın tırnak altında boğuşmaya bağlı olarak yabancı bir erkeğe ait DNA profili tespit edildi. 26 yıl boyunca 9 savcı ve yüzlerce polisin baktığı, iki kez özel ekibin kurulduğu dosya, Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin girişimiyle yeniden canlandı. Şimdi tüm gözler, mezarlardan gelecek olan DNA eşleşme sonuçlarına çevrildi.

