Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Newsweek: Hürmüz, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

ABD ve İsrail’in diplomatik yalnızlığı, sahada oluşan gerçeklikler ve İran gerçeği. ABD’nin Hürmüz stratejisi, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

ABD ve İsrail'in diplomatik yalnızlığı, sahada oluşan gerçeklikler ve İran

savaşın stratejik sonuçlarının ve özellikle Hürmüz Boğazı ekseninde ortaya çıkan risklerin değerlendirildiği bir analiz yayımlandı.

İran’a yönelik askeri operasyonların ilk aşamada önemli taktik başarılar sağladığı ve Tahran’ın askeri, istihbari ve nükleer kapasitesine ağır darbeler vurduğu belirtilen analizde, buna karşın ABD’nin savaş sonrası döneme ilişkin kapsamlı bir strateji geliştirememesinin ciddi bir çıkmaza yol açtığı vurgulandı. Özellikle İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden sahip olduğu asimetrik baskı kapasitesinin yeterince hesaba katılmadığı ve bunun Washington açısından önemli bir stratejik hata olduğu ifade edildi.

Analizde ayrıca, savaşın İran’daki siyasi yapıyı daha militarize bir çizgiye taşıdığı, ABD’nin müttefikleriyle yeterli koordinasyon sağlayamadığı, küresel enerji piyasalarında oluşan kırılganlıkların arttığı ve Başkan Donald Trump’ın giderek daha karmaşık hale gelen krizden çıkış yolu aradığı yönündeki değerlendirmelere yer verildi.

İşte Newsweek’de yayınlanan analiz:

İran’a karşı yürütülen savaş, ABD ve İsrail açısından bölgedeki destekçilerine göre gerekçelere dayanıyordu.

Newsweek: Hürmüz, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

Askeri açıdan bakıldığında ise saldırı, planlayıcılarının hedeflediği sonuçları büyük ölçüde elde edemedi.

İran rejimi ağır bir darbe alsa, Dini Lider Ali Hamaney ve çok sayıda üst düzey isim etkisiz hale getirilse de, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun komuta yapısının önemli bölümleri, Besic güçleri, istihbarat teşkilatları, füze altyapısı, donanma unsurları ve füze ile nükleer programın büyük kısmı ayakta kalmayı başarıd.

Ancak savaşın en dikkat çekici yönü, İran rejiminin tüm bu yıkıma rağmen ayakta kalabilmiş olması olarak öne çıktı.

Hürmüz Boğazı’nda göz ardı edilen risk

ABD, İran’a karşı savaşa girerken Hürmüz Boğazı konusunda tutarlı ve uluslararası düzeyde koordine edilmiş bir strateji geliştiremedi.

Newsweek: Hürmüz, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

Oysa Hürmüz Boğazı, İran’ın misilleme kapasitesinin ve stratejik kozunun en açık şekilde ortaya çıkabileceği alan olarak uzun yıllardır biliniyordu.

Bu eksiklik, yalnızca bir planlama hatası değil, tarih kitaplarına geçebilecek ölçüde büyük bir stratejik başarısızlık olarak değerlendiriliyor.

On yıllar boyunca ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın konvansiyonel bir savaşta ABD’yi yenememesi halinde Körfez’de asimetrik deniz savaşına yöneleceği senaryolar üzerinde çalıştı.

Deniz mayınları, gemisavar füzeler, insansız sistemler, sürü saldırıları, sabotaj faaliyetleri, vekil unsurlar aracılığıyla gerçekleştirilen operasyonlar ve tanker tacizleri gibi çok sayıda senaryo detaylı biçimde incelendi.

Bu planlamaların merkezinde ise Hürmüz Boğazı bulunuyordu.

Çünkü İran’ın gerçek baskı gücü, dünya enerji arzının önemli bir bölümünün geçtiği bu dar geçidi tehdit etmekten ve Körfez’in Amerikan müttefiki petrol üreticisi ülkelerine yönelik saldırı kapasitesinden kaynaklanıyordu.

Buna rağmen siyasi liderliğin, ezici askeri gücün tek başına sorunu çözeceğini varsayarak savaşa girdiği ifade ediliyor.

Tarihten gelen stratejik dersler

Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanya, sınırsız denizaltı savaşına yeniden başlayarak İngiltere’yi ABD tam anlamıyla savaşa dahil olmadan önce teslim olmaya zorlayabileceğini düşündü.

Newsweek: Hürmüz, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

Ancak sonuç tam tersine oldu ve ABD’nin savaşa girmesiyle stratejik denge Almanya’nın aleyhine döndü.

Japonya, Pearl Harbor saldırısında büyük bir taktik başarı elde etti ancak bunun sonucunda ABD’nin siyasi ve endüstriyel gücünü harekete geçirdi.

Napolyon ise Moskova’ya kadar ilerlemeyi başarmasına rağmen Rusya’nın yalnızca hayatta kalmasının yeterli olacağını öngöremedi. Rusların geri çekilme stratejisi ve uzayan lojistik hatlar, sonunda Fransız ordusunu çöküşe sürükledi.

Daha yakın dönemde ise Irak örneği öne çıkıyor. ABD, Saddam Hüseyin rejimini birkaç hafta içerisinde devirmeyi başardı. Ancak savaş, kitle imha silahlarıyla ilgili yanlış istihbarata dayanıyordu ve savaş sonrasına ilişkin ciddi bir siyasi plan bulunmuyordu.

Sonuç olarak Irak’ta büyük bir isyan hareketi ortaya çıktı, mezhep çatışmaları derinleşti, radikal örgütler güç kazandı ve ülke giderek İran’ın etkisi altına girdi.

Rejimin dönüşümü ve Devrim Muhafızlarının yükselişi

Bugün ortaya çıkan tabloya göre İran rejimi, ayakta kalacak kadar zaman kazandı ve bu süreçte kendisini yeniden yapılandırdı.

Newsweek: Hürmüz, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

Savaşın ilk günlerinde Beyaz Saray’ın operasyonu kısa süreli ve cezalandırıcı bir müdahale olarak gördüğü belirtiliyor. Ancak İran’ın savaş alanında zafer kazanmasına gerek yoktu; yalnızca direnmesi yeterliydi.

Bu süreçte İran’daki siyasi sistem de önemli ölçüde değişti. İslam Cumhuriyeti’nin seçimle gelen kurumları ve siyasetçileri uzun süredir ideolojik filtrelerden geçirilen sembolik aktörler olarak görülüyordu.

Rejim istikrarını koruduğu sürece bu yapı sürdürülebiliyordu. Ancak savaşın yarattığı varoluşsal baskı, bu görüntüyü ortadan kaldırdı ve silahlı güçler açık şekilde yönetimin merkezine yerleşti.

Analize göre İran giderek, Devrim Muhafızları’nın hâkim olduğu saf bir askeri diktatörlüğe dönüşmektedir.

Washington’un diplomatik yalnızlığı

Stratejik tabloyu daha da ağırlaştıran unsur ise ABD’nin diplomatik açıdan zayıf bir konumda savaşa girmesi oldu.

Newsweek: Hürmüz, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

Washington, geniş tabanlı bir uluslararası koalisyon oluşturmak yerine son yıllarda müttefikleriyle çeşitli gerilimler yaşadı. Özellikle NATO üyeleriyle Grönland meselesi ve ittifakın yük paylaşımı konularında yaşanan anlaşmazlıkların bu süreci olumsuz etkilediği belirtiliyor.

İran’a karşı etkili bir strateji için Hürmüz çevresinde askeri kontrolün sağlanması, rejimin tamamen çökertilmesine yönelik daha kapsamlı bir plan, uzun süreli ekonomik baskı, kara-hava-deniz ablukası, ortak deniz devriyeleri, sigorta garantileri, lojistik koordinasyon ve uluslararası meşruiyet gerekiyordu.

Ancak bunların yerine ABD kendisini giderek yalnızlaşan bir pozisyonda bulurken küresel piyasalar da ciddi panik yaşadı.

Trump’ın artan rahatsızlığı

Bu tablo, Beyaz Saray’daki rahatsızlığın da temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Newsweek: Hürmüz, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

Trump artık krizden çıkış yolu arıyor ve bu kapsamda Trump’ın, İsrail’in Lübnan’daki gerilimi artıran adımlarının İran’ı ateşkes görüşmelerinden çekilme tehdidinde bulunmaya yöneltmesi üzerine Başbakan Benjamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde sert tepki gösterdiği ileri sürülüyor.

Çeşitli haberlere göre Trump, Netanyahu’ya öfkeyle çıkışarak İsrail’in durumu daha da kötüleştirdiğini savundu ve dünyanın hem İsrail’e hem de Netanyahu’ya karşı olumsuz bir tavır geliştirdiğini söyledi.

Modern çağın büyük stratejik hatalarından biri

Tarihçi Barbara Tuchman, 1984 yılında yayımlanan “The March of Folly” adlı eserinde, hükümetlerin tüm uyarılara rağmen kendi çıkarlarına aykırı politikalar izlemelerini “akılsızlığın yürüyüşü” olarak tanımlamıştı.

Newsweek: Hürmüz, modern çağın en büyük hatası olarak tarihe mi geçecek?

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş da benzer bir örnek teşkil ediyor.

Liderler çoğu zaman askeri üstünlüğün siyasi öngörünün yerini alabileceğine inanıyor, ilk darbeye odaklanırken sonrasında ortaya çıkacak zincirleme etkileri göz ardı ediyor.

İran’a karşı yürütülen savaşın gerekçeleri ne kadar haklı görülürse görülsün, ABD ve İsrail’in Hürmüz Boğazı için kapsamlı bir strateji geliştirmeden harekete geçmesi modern çağın en büyük stratejik hatalarından biri olarak tarihe geçebilir.