Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz’ün güvenliğini neden sağlayamaz?

ABD-İran savaşı, askeri üstünlüğün, bir savaşta tek başına yeterli olamayacağını ortaya koydu! Peki ABD, Hürmüz’ün güvenliğini neden sağlayamaz?

ABD-İran savaşı, askeri üstünlüğün, bir savaşta tek başına yeterli olamayacağını

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Geopolitical Futures’da, ABD ile İran arasında varılan geçici çerçeve anlaşmasının ardından, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik ortamı ile Washington’un Körfez stratejisinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

Analizde, ABD’nin askeri üstünlüğüne rağmen Hürmüz Boğazı’nda ticari deniz trafiğini güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürebilmesinin yalnızca askeri güçle mümkün olmadığı belirtilirken, İran’ın coğrafi avantajları ve deniz inkarı kapasitesi sayesinde küresel enerji ticareti üzerinde önemli bir kaldıraç etkisini koruduğuna ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

Analizde ayrıca; Hürmüz Boğazı’nda kalıcı istikrarın yalnızca caydırıcılık yoluyla değil, askeri koordinasyon mekanizmaları, bölgesel diplomasi ve Washington ile Tahran arasında yanlış hesaplamaları önleyecek siyasi düzenlemelerle sağlanabileceğine yönelik tespitler paylaşıldı.

İşte Geopolitical Futures’de yayınlanan analiz:

ABD ile İran arasında ilan edilen geçici çerçeve anlaşmasının üzerinden haftalar geçmesine rağmen, Hürmüz Boğazı’nda istikrarın sağlanamaması, Washington’un Körfez güvenliğine yönelik yaklaşımındaki temel zayıflığı ortaya koyuyor.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Asıl mesele, ABD’nin bölgeye daha fazla savaş gemisi konuşlandırıp konuşlandıramayacağı, daha fazla devriye faaliyeti yürütüp yürütemeyeceği veya münferit İran saldırılarını etkisiz hale getirip getiremeyeceği olmaktan çıkmış durumda.

Esas soru ise İran risk seviyesini yükseltmeyi tercih ettiğinde, ticari deniz trafiğini normal, güvenli ve siyasi ile ekonomik açıdan kabul edilebilir bir maliyetle sürdürebilip sürdüremeyeceği.

Son saldırılar ve transit geçişlere ilişkin çelişkili uygulamalar sonrasında deniz taşımacılığının yeniden yavaşlaması, bu iki durumun aynı anlama gelmediğini açık biçimde göstermektedir.

Buradan çıkarılması gereken ders, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kalıcı olarak kapatabileceği veya dünyanın en kritik uluslararası su yollarından biri üzerinde hukuki anlamda kontrol kurabileceği değil. Böyle bir kapasiteye sahip değil.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Aynı şekilde İran’ın coğrafi yakınlığı da ABD’nin teknoloji, istihbarat, hava gücü ve deniz kuvvetleri alanındaki üstünlüğünü ortadan kaldırmamaktadır.

Daha isabetli sonuç ise ABD’nin askeri üstünlüğünün otomatik olarak stratejik kontrol sağlamadığıdır.

Hürmüz Boğazı’nda kontrol, yalnızca savaş gemilerini denize çıkarmak anlamına gelmez. Kontrol; sigorta şirketlerine, deniz taşımacılığı firmalarına, enerji alıcılarına, Körfez ülkelerine ve gemi mürettebatına geçişlerin öngörülebilir şekilde devam edeceği güvencesini verebilmektir. Bu ise yalnızca deniz kuvvetlerinin varlığıyla sağlanabilecek bir hedef değildir.

Coğrafi asimetri

Coğrafya bu denklemin başlangıç noktasıdır. İran, Körfez’in kuzey kıyısında ve boğaza giriş noktalarının hemen yakınında yer almakta; gözetleme, hedef tespiti ve deniz trafiğini aksatma açısından kritik öneme sahip kıyı bölgeleri ile adalara erişim sağlamaktadır.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Bölge dışındaki güçler etkileyici askeri kuvvetler konuşlandırabilir ancak bir krizin yaşandığı fiziksel coğrafyayı değiştiremez. Dar su yolları; yerel bilgiye, kısa reaksiyon sürelerine, dağınık konuşlanmış unsurlara ve belirsizlik yaratabilme kabiliyetine avantaj sağlar. İran’ın önemini belirleyen unsur da söylemsel değil yapısaldır. Bu gerçek haritanın kendisine işlenmiştir.

Bu durum Tahran’a kalıcı bir deniz hakimiyeti sağlamamaktadır. İran uluslararası ticareti yönetemez, tüm gemilerin güvenliğini garanti altına alamaz veya ABD ile konvansiyonel bir deniz savaşını sürdüremez. İran’ın belirleyici kabiliyeti deniz inkârıdır; yani bir güzergâhı tehlikeli, yavaş, maliyetli veya siyasi açıdan kullanılması zor hale getirebilme kapasitesidir.

Kıyı konuşlu füzeler, insansız hava araçları, sürat tekneleri, deniz mayınları, elektronik harp sistemleri ve yoğun hedefleme ağı, etkili olabilmek için ABD Donanması’nı kesin bir muharebede yenmek zorunda değildir. Ticari aktörlerin beklemeyi, rota değiştirmeyi veya askeri eskortların tek başına sağlayamayacağı ilave güvence talep etmelerini sağlayacak ölçüde risk ve maliyet oluşturması yeterlidir.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Son gelişmeler de bu ayrımı açık biçimde ortaya koymuştur. ABD kuvvetleri savaş gemilerini koruyabildiğini ve seyrüsefer serbestisinin yeniden tesis edilmesine yönelik girişimleri destekleyebildiğini göstermiştir. Ancak mayın temizleme faaliyetleri, eskort görevleri ve misilleme saldırıları olağan ticaretin yeniden başlamasıyla aynı şey değildir.

Ateşkes çerçevesinin ilan edilmesinden sonra dahi gemiler boğazdan yalnızca sıkı şekilde yönetilen düzenlemeler kapsamında geçebilmiş, çok sayıda gemi ise yüksek sigorta ve operasyonel risk altında beklemeye devam etmiştir. Teknik olarak açık olan bir su yolu ile ticari açıdan kullanılabilir bir su yolu arasındaki fark, İran’ın elindeki kaldıraç etkisinin tam olarak bulunduğu alanı oluşturmaktadır.

Ekonomik boyut

Ekonomik riskler bu kaldıraç etkisini daha da büyütmektedir. Son kriz öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü ile küresel LNG ticaretinin beşte birinden fazlası geçmekteydi.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Bir aksamanın küresel sonuçlar doğurabilmesi için tam ölçekli bir abluka haline gelmesine gerek yoktur. Gecikmeler enerji piyasalarını sıkıştırabilir, navlun ve sigorta maliyetlerini yükseltebilir, rafineri planlamalarını zorlaştırabilir ve Doğu Asya’dan Avrupa’ya kadar birçok hükümeti daha yüksek enerji fiyatlarıyla karşı karşıya bırakabilir.

Bu nedenle Washington’un müttefikleri yalnızca Amerikan korumasına değil, risk seviyesinin kalıcı biçimde düşürülmesine de ihtiyaç duymaktadır. Hiçbir aktör her taktik olayın küresel ekonomik alarma dönüştüğü tekrar eden bir döngü istememektedir.

Caydırıcılığın yeniden tesisi

ABD’nin daha sert bir tutum benimsemesini savunanlar, haklı olarak bu gerçekliğin İran’a veto hakkı tanımak anlamına gelmediğini ileri sürecektir. ABD hâlâ deniz gözetleme, hava gücü, denizaltı harbi, koalisyon komuta-kontrolü ve hassas taarruz kabiliyetleri bakımından rakipsiz imkanlara sahiptir.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Deniz eskortları organize edebilir, bazı geçiş koridorlarını açık tutabilir ve ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle Tahran’a ağır maliyetler yükleyebilir. Bu avantajlar gerçektir. Bunları görmezden gelen bir politika, İran’ın coğrafi avantajlarını reddeden bir yaklaşım kadar gerçeklikten kopuk olacaktır.

Ancak tam da bu nedenle caydırıcılık doğru ölçüte göre değerlendirilmelidir. Ölçüt, ABD’nin silahlı bir çatışmayı kazanıp kazanamayacağı değildir. Asıl test, normal ticari geçişlerin süresiz askeri operasyonlara, aşırı sigorta primlerine, limanlarda mahsur kalan gemilere veya sürekli geniş çaplı bölgesel savaş riski altında kalmadan devam edip edemeyeceğidir.

Resmi yeniden açılış sonrasındaki trafik verileri de askeri bir açıklamanın tek başına güveni geri getirmediğini göstermektedir. Denizcilik şirketleri kararlarını başkanların açıklamalarına göre değil, risk hesaplarına göre vermektedir.

Diplomatik denge

Bu nedenle İslamabad çerçevesi yalnızca çatışmalara verilmiş geçici bir ara olarak değerlendirilmemelidir. Hürmüz Boğazı’na ilişkin yaklaşımı, seyrüsefer güvenliğinin Washington ile Tahran arasındaki daha geniş siyasi ilişkiden ayrı düşünülemeyeceğini teyit etmektedir.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Yaptırımları, tırmanma dinamiklerini, iletişim eksikliklerini ve bölgesel güvenliğe ilişkin farklı yaklaşımları göz ardı eden herhangi bir denizcilik düzenlemesi kırılgan kalacaktır. Buna karşılık boğazı yalnızca pazarlık konusu olarak gören diplomasi de başarısız olacaktır.

Çünkü böyle bir yaklaşım mürettebatın, sigorta şirketlerinin, liman işletmecilerinin ve enerji tüketicilerinin pratik ihtiyaçlarını göz ardı etmektedir.

Daha gerçekçi bir ABD stratejisi caydırıcılığı korurken yerel bir olayın küresel bir krize dönüşme ihtimalini azaltacak mekanizmalar inşa etmelidir.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Bunun için güvenilir askeri iletişim kanalları, daha net transit geçiş kuralları, Körfez ülkeleri ve Umman ile çok taraflı koordinasyon, saldırıların soruşturulmasına ilişkin ortak prosedürler ve tekrar tekrar su yoluna yansıyan siyasi anlaşmazlıkları ele alabilecek diplomatik bir sürece ihtiyaç vardır.

Bunların hiçbiri Washington’un İran’ın bölgesel politikalarını onaylamasını veya seyrüsefer serbestisinden vazgeçmesini gerektirmemektedir. Gereken tek şey, Hürmüz Boğazı’nda istikrarın yalnızca askeri güç kullanılarak sağlanamayacağını kabul etmektir.

Sonuç

Hürmüz Boğazı, ABD politikası açısından zor ancak öğretici bir ders sunmaktadır. ABD hâlâ daha güçlü deniz kuvvetine sahip aktördür. İran ise bu belirli coğrafyada söz konusu gücü maliyetli ve eksik hale getirebilecek en avantajlı konumdaki aktör olmaya devam etmektedir.

Geopolitical Futures: ABD Hürmüz'ün güvenliğini neden sağlayamaz?

Kalıcı güvenlik ne İran’ın boğaz üzerinde tek başına hakimiyet iddiasıyla ne de ABD’nin burayı tek başına yönetebileceği varsayımıyla sağlanabilir. Kalıcı istikrar; caydırıcılığın zorlamayı engellediği, diplomasinin yanlış hesaplamaları sınırladığı ve her iki tarafın da yeni bir krizin ekonomik sonuçlarının Körfez’in çok ötesine ulaşacağını kabul ettiği bir denge sayesinde mümkün olacaktır.